Daha önce, Big Bang’dan İnsan’a Özgürlük Tarihi / Başlangıçtan Günümüze Yaşamın Evrimi (2021), Maymundan Tanrıya Özgürlük Tarihi / İnsan Evrimi ve Uygarlığın Doğuşu (2021), Gudea’dan Sokrates’e Özgürlük Tarihi / Antik Kürdistan ve Dünya Tarihi (2021), Spartaküs’ten Mazdek’e Özgürlük Tarihi / Klasik Kürdistan ve Dünya Tarihi (2021), Muhammed’den Ahmedê Xanî’ye Özgürlük Tarihi / Orta Çağ Kürdistan ve Dünya Tarihi (2024) kitaplarını yayımlayan Na Yayınları (İzmir) İbrahim Tikan’ın Ümmet’ten Ulusa Özgürlük Tarihi adlı çalışmasını da baskıya hazırladığını duyurdu…
İbrahim Tikan, kendisini; “1984’te Kars’ta doğdu. Perspektif edindiği yenilikçi, özgürlükçü bilim ışığında akademik ve entelektüel faaliyetlerini sürdürüyor,” diye tanıtıyor. En azından benim edindiğim kitabında böyle yazıyor. Hakkında başkaca da hiçbir açıklama yok.

Na Yayınları
460 sayfa, Eylül 2024
Edinmek için
Diğer kitaplarını hiç okumadım ama tam adı ‘Muhammed’den Ahmedê Xanî’ye Özgürlük Tarihi / Orta Çağ Kürdistan ve Dünya Tarihi’ olan kitabının da diğer kitaplarıyla ortak özelliği ‘Özgürlük Tarihi’ başlığını taşıyor olması. Okumalarını ve bunlardan mürekkep olan metinlerini Tikan, kendince bir perspektif ve kronolojik akış içinde dile getiriyor. Özetle şunu demek olası: Tikan, Kürtleri merkeze aldığı çalışmalarında diğer halkların da paralel tarihlerini mercek altına alarak nesnel bir tutum sergilemeye çalışıyor. Yaklaşık 460 sayfalık bu çalışmasında yazar, 100’den fazla kaynaktan yararlanmış. Özgür İnsan’dan (ki bu adla, 1972-78 yılları arasında Ankara’da 54 sayı yayımlanan dergiden alıntı değil. Adı verilmemiş olsa da Özgür İnsan mahlasını taktığı yazar; kaynakça bölümünde gerçek adını verdiği siyasi, lider bir kişidir. Kitabın sadece başlangıcında ve bitişinde değil pek çok yerinde de bu kişiden, yani Özgür İnsan’dan alıntı var.) alıntıyla başlayan kitap, ‘özgürlük yolunda yolcu olanlara…’ adanmış. Uzunca bir giriş yazısından sonra Ortaçağ, genel biçimde, daha doğrusu yazarın meramını üstüne bina edeceği bir tür temel niteliğinde ama kuşbakışı anlatılmış.
Yazar, bu kitabında bölüm yerine evre sözcüğünü yeğlemiş. 1. Evre(500-900)’de, İslâmiyet’in İdeolojik Doğuşu, Muhammed Hira Mağarası’nda, Allah Kimdir, Kur’an’ı Kim Yazdı, Dinsel Düşüncenin Kadına Biçtiği Yaşam, Arap-İslâm Devletinin Doğuşu, İktidar Savaşında Fatma’nın Acısı, İslam Yayılmacılığının Zihniyeti, Durdurulamayan İslâm Fetihleri, Toplu Kırıma Karşı Halk Direnişleri, Virane Bir Ülke, İslâm ile Dönüşen Toplumsal Yapı, İslâm’da Çatlak: Ali-Muaviye-Harici Çatışması, Sünni-Şia Bölünmesi, Ortadoğu’da Emevilerin Ortodoks Egemenliği, Ehli Beyt’in Kılıcı Ebu Müslim Horasani, Devrim Hayallerine İhanet Eden Abbasiler, Abbasilerin Feodal Sömürü Sistemi, Feodal Sömürüye Karşı Özgürlük Fedaisi Babek, Xulamlaşmaya Karşı Köylü Ayaklanmaları, Zenci Ayaklanması, Karanlık Dönemin Kapanışı, Dünya Feodalizmin Gölgesinde, Hint, Çin Uygarlıkları ile Çatışma/Kaynaşma, Avrupa’da ‘Barbarlık’ ve Dogmatizm, Ruslar Tarih Sahnesinde başlıklı metinler var.
2. Evre(900-1100)’de Feodalizmin Olgunluk Dönemi, İslâm’ın Kürt Yüzyılları, 10. Yüzyılda kurulan mirlikler, Kürt Direniş Kültüründe Baz, ‘Doğu’nun Majesteleri’ Mervaniler, Dönemin Gözde Kürt Kenti Farqin, Şafii Mezhebinin Yayılması, Halkçı Bir Mir, Şeddadilerde Mir Fazıl Dönemi, Doğudan Gelen Türk Akınları ile Kaos, Malazgirt Savaşı, Kürt Mirliklerinin Tasfiyesi, Ortaçağ’ın Toplumsal Formu: Millet, Kurmançlaşma Bir Özgürleşme İstemi mi, Tasavvuf Yolunda Kürt Ayaklanması, ‘Ben Hak’kım’ Hallâc-ı Mansûr, Kürt Tarih Biliminin Kurucusu: Dinawarî, Ortaçağ Kürt Aydınlanmasının Öncülleri, İlahi Aşkın Dervişi: Uryan, Tarikat Örgütlenmeleri, Fedailer Tarikatı: Alamut Kalesi, Kadirî Tarikatı: Kadir Geylanî, Sühreverdi Tarikatı: İşrâkîye Felsefesi, Felsefenin Çöküşü ile Merkezi Uygarlığın Avrupa’ya Geçişi, İslâm Gölgesinde Mazdaist Dinler, Tanrıça Ezda’nın Ruhu: Ezdailik, Şêh Adî Kimdir, Ezda’nın Işığı: Melekê Tawûs, Ezdailikte Yaratılış ve Yaşam, Laleş Merkezli Dini Ritüeller, Ezidilerde Toplumsal Yapı, Güneşin Yoldaşları Yarêsan, Mazdaist Alevilik, Hakikat Yolunda Dört Kapı, Kırk Makam, ‘Eline, Beline, Diline Sahip Çık’ Felsefesi, Alevilik ile İslâm Çelişkisi başlıklı metinler var.
3. Evre(1100-1500)’de Türk-İslâm Sentezi ve Anatolia’nın Türkleştirilmesi, Atabekler Dönemi, Şadi’den Selahaddin’e Eyyubî Hanedanı, Mısır Seferi ve Selahaddin’in Yükselişi, Fatimî Halifeliğinin Kaldırılması, Selahaddin’in Şam’a Yürüyüşü, Selahaddin Kürdistan Seferinde, Eyyubî Devleti’nin Temel Dinamikleri, Rab’ın Gazabı Kudüs Selahaddin’in Merhametinde, Üçüncü Haçlı Seferi, Ölümü ile Halkı Üzen Bir Sultan, Selahaddin’den Sonra Eyyubîler, Baba İshak İsyanı, Horasan’da Gorların Yükselişi, Tanrının Cezası Cengiz Han, Verimli Hilal’de Moğol Felaketi, Moğollardan Sonra Yeni Siyasi Dengeler, Ezdani Germiyanlar, Osmanlılar Kimdir, Ak ve Kara Koyun Bilmecesi, Tanrının Laneti Timurlenk Vahşeti, Tatar ile Osmanlı Savaşları, Tatar İstilasından Sonra Ortadoğu, Germiyan Hanedanının Şeceresi, Kürdistan’da bir Devrin Kapanışı, Ortadoğu’dan Avrupa’ya Geçiş, Avrupa Modernitesinin Doğuşu, Yeni Kıtaların Keşfi, Abya Yala’da Ne Oldu, Azteklerin Soykırımı, İnka Uygarlığının İmhası, Köleleştirilen Afrika, Aborjinlere Ne Oldu, Rönesans Hareketi, Bilimde Yol Ayrımı: Bruno ve Galileo, Luther’in Reformasyonu: Protestanlık, Erkeğin ‘Günah Keçisi’ Cadıların Katliamı, ‘Düşünüyorum Öyleyse Varım’ Descartes, Descarkes’in Çıkış Noktası ‘Ben’, Doğa-İnsan Düşmanı Bir İdeoloji: Dekartçılık(Kartezyenizm), Kapitalizmin İdeolojik Merkezi: İngiltere, Batı İdeolojisinin ‘Ben Merkezli’ Sefaleti, Kapitalist Modernitenin Zaferi başlıklı metinler var.
4. Evre(1500-1700)’de ise Safevi-Kürt Ailesinin Dejenerasyonu, Safevilerin ‘Hatayi’ Kürt Politikası, Şah İsmail’e Karşı Yavuz’un Darbesi, Kızılbaş Katliamı, Yavuz ile Sahneye Çıkan İdris-i Bitlisi, Yavuz’un Kürdistan Seferi, Çalderan Savaşı, Amasya Anlaşması, Kürdistan’da Kurulan İdari sistem, Yavuz’un Aklına Mısır Seferi’ni Kim Soktu, İdris-i Bitlisi’nin Düşünce Dünyası, Toplumsal Psikozun Yarattığı Psikasteni, İki Devlet-İki Mezhep Arasında, Kanuni Sultan Süleyman Kürdistan’da, Sömürü-Yağma-Talan-Haraç ve Göç, Bitlis Mirliği ve Şerefhan, Günümüze ulaşmış İlk Kürt Tarihi Kitabı: Şerefname, Safevilerde Şah Abbas Devri, ‘Ey Can Halk Bize Ne Yaptılar’, Dımdım Kalesi Direnişi, İnsanlık Kuyularda-Osmanlı Paşaları Haremde, Kasr-ı Şirin Anlaşması başlıklı metinler var.
Beşinci bölüm diyebileceğim kısımda da Ahmedê Xanê Kimdir, Zembilfiroş Ahmedê Bateyî, Botan’ın Gülü Ahmedê Cizirê, Feqiyê Teyran, İlk Kürt Dilbilimcisi: Elîyê Teremaxî önemli ve tarihi Kürtlerden, ayrıca Ölü Doğan Kürt Rönesansı, Xanê’de Halklaşma Atılımı, Xanê Bir Ulus Devlet Mi Hayal Ediyordu, Bir Toplumsal Manifesto; Mem û Zin Destanı, Zin ile Mem’in Tarihsel Kökenleri, Xanê’de Felsefe, Xanê’de Dil Kültür ve Halk Sevgisi, Ortaçağ’ın Kapanışı, Haykırış: Özgürlük Çağrısı başlıklı metinler yer alıyor.
Bir emek, sabır ve disiplinli çalışmanın sonucu olan kitabın en başından sonuna kadar yazar, yaşam amacına ve bireyin özgürleşmesine rehberlik eden bir bilgiden ve nesnel olmaktan taraf olduğunu elinden geldiğince göstermeye, sergilemeye çalışmış. Başlıklardan da anlayacağımız gibi yeni bilgiler olmasalar da kendi akışı içinde ötekileştirilen ve görmezden gelinen sadece Kürt halkının değil, pek çok halkın karanlıkta bırakılan tarihteki yerlerine ve geçmişten günümüze dek yaptıklarına, siyasal yaşamlarına dikkatimizi çekiyor. O da pek çok araştırmacı yazar gibi bir tarih felsefesi, bilinci, hafızası olmadan girişilen her çabanın beyhude olduğunu iyi biliyor. Bu bilince sahip olan her nesnel tarihçi gibi resmi söylemden de resmi tarihçilerden de ayrı bir yerde olduğunu kanıtlıyor çalışmasıyla.
Tarih bir yerde yaşanan geçmişin hikâye edilişi değil midir zaten? Çünkü tarih bir eylemler ve de eylemciler toplamıdır da aynı zamanda. O eylemlere imza atan her eylemci tarihin üretiminde söz sahibidir. Bu yüzden “resmi tarih” taraftardır. Tarihi ünlü kahramanların bireysel çabalarıyla yaratılmış bir edimler toplamı olarak görür. Ve bunu da tek gerçek doğru diye dayatarak kabul ettirmeye çalışır.
“Resmi tarih” kısmen ya da şuncağız gerçekliklerden, yani yaşanan geçmişin kendince önemli yerinden itibaren adeta yaşananları kurgulayıp yeniden yaratır. Bu düşünceyle yol aldıklarından bir süre sonra yaratılan kurgusal yaşanmışlığa gerçek diye de sarılır, inanırlar. İnandıklarına başkalarını da inandırmaya çalışırlar. İlk yıllardan başlayarak gelecek on yıllara doğru da bunu bir zalim çığ gibi büyütürler. Böylece tüm toplumu buna inandırmaya çalışırlar, zorlarlar. Aradan geçen onca yıldan sonra “resmi tarih” yine de yeterince karşılık gör(e)mez. Çünkü ne yaparsanız yapın güneş balçıkla sıvanmaz. “Resmi tarih”in tutumu ne yazık ki gerçek olmayan çabanın oluşturduğu ortamın sonucu olarak, bireylerin de gerçek yaşamlarını kurgulamalarına etki ediyor. İşte bu yüzden de İbrahim Tikan, toplumsal kırım kıskacındaki halkların geçmişten günümüze yaşadıklarını nesnellik büyüteciyle aktarıyor.
Kürt, Kürdistan gerçeğinden yola çıkarak geçmişten günümüze olan inkâr, imha ve katliamlara rağmen özgürlüklerini taçlandırmak için verdikleri mücadeleleri aktarırken, onların kendilerinden ve özgürlüklerinden vazgeçmemeleri konusunda ısrarcı olur. Pek çok konuda, örneğin Osmanlılar Kimdir, Selahaddin Eyyübî Kürt müdür, Kürtlerin Alpaslan’la ilişkileri nedir, Germiyanoğulları, Ak ve Karakoyun Beylikleri Kürt müdür gibi, insanı doğru bildiği pek çok yanlışla yüzleştirecek metinlerin olduğu bu kitapta makro ve mikro tarih anlayışı iç içedir. Yazar, geçmişten günümüze doğru bir akış kronolojisi içinde olayları ve kişileri dillendirdiğinden sanırım; mikro tarih anlayışına da oldukça yakın. Mikro tarih’in, iyi tanımlanmış küçük araştırma birimleri (genellikle tek bir olay, bir köy topluluğu veya bir kişi) üzerinde yoğunlaşan tarihsel çalışma türünün adı olduğunu biliyoruz. Temel amacı, Charles Joyner’ın tanımını kullanmak gerekirse, “küçük yerlerde geniş sorular” sormayı öncelemek… Tikan da Makro ve mikro tarih yazımı ile hem Kürtler için önemli kişileri, hem de soy olarak Kürt oldukları hâlde başta Türk ve başka halklara mal edilenleri irdeleyip verilerle görünür yaparak belirtiyor.
Farklı bir tarih yazımı ile Ortaçağ’daki Kürdistan’ı, Kürdistanlıları ve Kürtleri tanımak, Dünya Tarihi’ne de bir kuşbakışı yapmak isteyenler için iyi bir kaynak, bu kitap… Çünkü ‘nasıl adlandırılırsa adlandırılsın ve ister Tanrı iradesini isterse beşeri yasakların icrasını savunuyor olsun, bireyliği ezen her şeyin despotizm’ olduğunu kavratacak düşüncesindeyim. Ortaçağ, her yerinde dünyanın onca iyi, doğru ve güzelliklerine rağmen despotizm çağıdır da… İşte kitap da buna, özelde de Kürtlerin o çağdaki durumlarına mercek tutuyor.



