Bilge Dostum, Tek taraflı dostluklar, tek taraflı aşklar gibidir. Bu durum, acı kaynağıdır seven için. Oysa aşk gibi karşılıklı olmalıdır her şey. Aynı biçimde dostluk da karşılıklı olmalı, yazışmak da. Dostluk dedim de, aklıma o büyük şairimizin Kanter İçinde şiirinde geçen şu dizleri geldi:
Hakkımızda
Değerli Mesele dostu,
Basılı yayın hayatına Aralık 2016 itibarıyla son veren Mesele Dergisi, 1 Ocak 2017’den bu yana mesele121.org adresinde yayınına devam ediyor.
Neden mesele121?
Çünkü 10 yıl boyunca kesintisiz her ay yayınlanan Mesele 120. sayısı ile matbaalara veda etti ve internet 121. sayımız oldu.
Mesele’de amacımız kitaplar üzerinden Türkiye’yi ve dünyayı tartışmak ama sadece kitapla sınırlamıyoruz tabii ki…
Öncelikle “Sözümüz” var. Söyleyecek bir şeyiniz yoksa yayıncılık yapmanın da anlamı kalmıyor…
Sizin sözünüz de bizim için çok değerli… Hakemli dergi olmasak da belli kriterlerimiz var. [email protected] adresine gönderdiğiniz tüm yazıları okuyoruz, değerlendiriyoruz.
Rosa Luxemburg, 100 yıl önce kapitalizm yayılmanın sınırına ulaştığında çöker demişti… Bugün müştereklerin birer birer özelleştirildiği, şeyleştirildiği, metalaştırıldığı bir dönemde çöküşten daha çok bahsedilir oldu. “Çöküş” adlı kitabında kapitalizmin iç ve dış sınırına dayandığını vurgulayan Fikret Başkaya ile iflas, çöküş ve müşterekler üzerine konuştuk.
Babadan oğula el hüneri bir zanaat yahut bir sanat geçerse buna Atadan Meslek derler. Ustasından çırağına meslek aktarılınca adı Gedik olur; mektepte hocası bir talebesine el verirse, Beşik Uleması oldu denir. ¨Baba fırınında has ekmek¨ yemiş genç bir sanatçımız bu yılın tiyatro sahnelerinde hem atadan meslek erbabı, hem gedik, hem de…
Hasan Okan İşcan’ın Favori Yayınları’ndan çıkan Açılırken Tek Kilitli (2021) ve Heykellerin Kalbi (2026) adlı eserleri, okuru daha başlıklarından itibaren sezilen coşkun bir lirizmin akışına davet ediyor. Yazarın oluşturduğu yoğunluk bulutunun içine dalıveriyoruz. Okur, yekpare bir anlatının izini sürmekten ziyade sürekli devinen bir “akış”ın içinde, tabir-i caizse sürükleniyor.
İki Scriptorium, Tek Düzen 1300’lerin sonlarında Paris’te bir manastırda, Thomas Aquinas’ın Summa Theologiae’si önünde oturan bir keşiş, parşömen sayfaları arasında huzurla gezinir. Onun dünyasında her şey yerli yerindedir, yıldızlar yukarıda, köylüler tarlada, melekler ise aradadır. Keşiş, bu muazzam düzenin tesadüf olamayacağına dair tatlı bir eminlikle gülümser, dünya, ilahi bir takdirin (Providentia)…
Unkapanı’ndan Taksim’e doğru tırmandığınızda, Tepebaşı’nı geçer geçmez yol sizi Pera’dan Tarlabaşı’na çıkarır. Taksim, meydanına buyur etmeden önce Beyoğlu’nun en arabesk, en yorgun ve en anason kokulu çehresiyle tanıştırır sizi.
Çocuklar ne hissediyor, ne yaşıyor, ne öğreniyor, ne görüyor, neyi örnek alıyor ki, ölüm makinesi oluyorlar? Daha doğru bir soru şu olabilir: Geleceğimizi temsil eden çocukları nasıl bir dünyada yaşatıyoruz ki, onların iç dünyası, gelecek tasavvurları, duyguları içinde şiddet, ölüm, öldürme yeşeriyor; eyleme dönüşüyor?
Türkiye ve Almanya arasında imzalanan iş göçü sözleşmesinin üzerinden 60 yıldan fazla bir zaman geçtiği halde, o sözleşmenin gerek Türkiye’de gerekse Almanya’da yarattığı sonuçlar bugün daha yoğun, daha belirgin, daha derin, daha açık, ama düne göre daha karmaşık (kompleks) bir şekilde ele alınıp tartışılıyor.
Merhaba yeniden, Epey zaman oldu. Ayrı kalmıştık ama aynıydık. Benim meselemdi ama hallettim. Artık sizin meseleniz olsun diyerek anlatmaya geldim. Annem öldü benim. Yastayım.
Ülkenin kültür başkenti olmaklığıyla İstanbul, son birkaç yıldır, tiyatroyla gecelerini kapatıyor. Açıkçası kurumsal tiyatrolar dışında hiçbir dönemde bu kadar çok sayıda özel tiyatro sahnesi açıldığı görülmedi. Kesin sayı vermesi müşkül ama denilebilir ki, hemen her gece yaklaşık yüz, belki yüz elli civarında sahnede oyun sergileniyor.
Mert Tezcanlıol’un kişisel arşivinde yer alan fotoğraflar, belgeler ve hatıralar eşliğinde hazırlanan Demokratnâme, Turkuaz Yayınları’nın 44’üncü, “Konteynırcılar” ekibinin…
USTALARA SAYGI
ÇİZGİLİK
Kaçırmayın!
dergilik
Toplumsal Tarih, ekim sayısında Türkiye siyasal tarihinde otoriterleşmenin önemli bir eşiği olan 1925 yılına odaklanıyor.…
Toplumsal Tarih, eylül sayısında 18 Ağustos’ta yaşamını yitiren tarihçi Mete Tunçay’ı anıyor. Ayrıca “Hijyenin Maddi…
Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı, kadınların tarihine, mücadelesine ve bilgi üretimine dair 35…
Toplumsal Tarih’in 373’üncü sayısı Y. Doğan Çetinkaya’nın editörlüğünde hazırlanan “Türkiye İktisat Kongresini görmek” başlıklı dosya…
Kültür, sanat, edebiyat dergisi Yeni e, 83. sayısında yayınevi emekçilerinin dünyasını merkezine alıyor. “Satır Arasında…
Sosyal Medya
Bihter Hanım sevgiyle büyütülmüş bütün canlılar gibi kendine güvenli, başkalarıyla eşit ilişki kuran, sınırları olan…

