Mesele 121

Anadolumuzun Ajansı, devletimizin "terhis ve celplerin durdurulması" kararının ne kadar yerinde olduğunu vurgulamak için bir "haber üretmiş". Haberin adını da "Sivil toplum kuruluşlarından terhis ertelemeye destek" koymuş ki, sosyal duyarlılığı yüksek vatandaşlarımızı da ikna edebilsin.

Cep telefonuma şöyle bir mesaj geldi: "Hangi bankaya borcum var diye dert etme..."
Mesajın devamında, hangi bankaya ne kadar kredi ya da kredi kartı borcum olduğunu görebileceğim şahane bir uygulamadan söz ediliyor: Findeks...

Olmaya çalışıyorum. 
Elli yaşına merdiven dayadığım, otuz yılında da güzel bir insanla yoldaşlık ettiğim bir ömür bu. Gençlikten gıdım eksilmedi ruhumda ve birikmiş yılları sevgiyle kucaklıyorum.

Anayasa Mahkemesi (AYM) Gezi Davası'ndan beraat eden, ancak cezaevinden salıverilmeden "casusluk" gerekçesiyle yeniden gözaltına alınan iş insanı Osman Kavala'nın tutukluluğunun hukuki olmadığına ilişkin yaptığı bireysel başvuruyu karara bağlayacak.

Büyümeyle yatıp, büyümeyle kalkıyoruz. İşte ‘ekonomi bu yıl şu kadar büyüyecek, geçen yıl şu kadar büyüdü, üçüncü çeyrekte büyüme oranı şu kadar oldu, gelecek yılın büyüme tahmini yüzde şu kadar tahmin edildi. IMF Türkiye’nin büyüme oranını revize etti. Hazine ve Maliye Bakanı gelecek yıl Türkiye’nin büyüme rekoru kıracağını söyledi…

ABD'nin eski başkanı Barack Obama'nın anılarını kaleme aldığı kitabın ilk cildi 17 Kasım'da piyasaya çıkacak. "Vadedilmiş Toprak" adlı kitabın, Obama'nın başkanlığa yükselişi ve ilk görev dönemini kapsayacağı bildirildi.

İnsan bırakıp gidince, tabiat onun yerini hemen dolduruyor. Zira tabiat boşluğu sevmez; feylesof Aristoteles böyle demişti:
Latincede Horror Vacui deniyordu buna, boşluk korkusuydu… En büyük korkumuz uçuruma düşmek, bir çukura yuvarlanmaktır; düşmek en kötü duygu.
Bunu gençliğimizde bilemeyiz; gün gelir yaşımız bize bunu öğretir: İhtiyarlık da biraz düşmekten korkmak demektir.
Eski Yunancada Knephobia adı veriliyor; o da boşluktan ürkmek, takıntılı biçimde boşluğu hep kapatmak anlamında…
Boşluğu ve ıssızlığı o sebeple sevmiyoruz, içimizde bir Horror Vacui var; sızım sızım sızlıyor.

Kuzey Amerika yerlilerinin geleneksel çadırı kurulu; genişçe bir şey olduğuna bakılırsa herhangi bir aileye ait değildir, burası kabilenin ortak-kamusal alanı sanki...
Ortada ahşaptan yapılı ufak bir sahne boyutlarında yerli sunağı-altarı var.
Çepeçevre yerli halkın kadınlarıyla dolu; seyirciler coşku içinde gösteriyi izliyor...
Ortalık yerde bir oyun sergileniyor sanki: Amerikan-Kanada yerlilerinin kabile reislerinin takındığı atmaca ve kartal tüylerinden yapılı bir başlık taşıyan, muhtemelen kabile büyücüsü de olabilecek bir yerli erkek görüyoruz.
Çıplaktır ama izleyen kadınların onun “edep yerine” doğru baktığı, baktıklarını şaşkın yüz ifadelerinden anladığımız gibi bir cinsel ve fallus gösteriminin başlangıcında yahut buna ait bir atıfta bulunulmaktadır.
Elli civarında kadın var çadırda ve kahkahadan kırılıyorlar.
Reis ya da Büyücü, her kimse, onun tam önünde dizleri üstüne çömeltilmiş, pantolonu ve iç çamaşırı sıyrılmış bir genç adamı, yakın plandan bakınca gördüğümüz gibi, yerli halkın kadınlarından bir ikisinin gayet azimli, biraz sert, hatta bayağı kızgın bir ifadeyle tutmakta olduğu bu erkeği de tanıyoruz:
Başbakan Justin Trudeau’dur bu...

“Nerede o eski günler?” demeyeceğim çünkü “Aklıma gelince, hemen aldım kalemi elime, başladım yazmaya…” demekten çok “Açtım dizüstü bilgisayarımın ekranını başladım tıkırdatmaya!” diyecek yaştayım. Yine de özlem duyduğum “o eski günlerin” sıcakkanlı, istekli, samimi ve sevgi dolu zanaatkârlarının duygularını, internetten sipariş ettiğim pantolonumun beni terziye sürüklediği bir öykü ile, sanki o günleri yaşamışçasına anımsıyorum. Bu öykü üzerinden düşünüyorum; sanırım terzinin anımsattığı duygular bana tekstil ve ayakkabı zanaatkârı-esnaf dedemden kalan, nesilden nesle aktarılan bir miras.

Arapça edebiyatın güçlü temsilcilerinden Halid Halife, Bu Şehrin Mutfaklarında Bıçak Yok kitabıyla politik, dinî ve cinsel zorbalığın gölgesi altında yaşayan Suriyeli bir ailenin üç nesle yayılan,"utanç" duygusuyla kuşatılmış hikâyesini anlatıyor. 

1994 yılından beri yayın hayatını sürdüren Kaos GL Dergisi’nin 174. sayısı, “Normativite” dosya konusuyla yayınlandı. Kaos GL Dergisi bu sayısında hareketin kendi doğruları ve aktivizm ve siyaset yapma biçimlerinden eyleme hallerine LGBTİ+ kültürüne ve kişisel ilişkilere uzanan çok yönlü bir perspektifle normları tartışmaya açtı.

2018 Yılında, en etkili 50 feministten biri seçilen Virgie Tovar’ın, Şişmanlık Hakkımız isimli kitabı artık Türkiye’de. Vücut görünüm uzmanı, eğitmen ve yazar olan Tovar, “Hayal kurmaya devam etmek yerine hayatımı yaşamaya başlamak istediğim için diyeti bırakmayı seçen 110 kiloluk bir kadınım. Üstelik son derece umutlu, diyeti reddeden, şişmanlığa olumlu yaklaşan ve kısa bluzlar giyerek Miss Piggy takıları takan bir feministim!” diyor.

Çok Okunanlar

Ziyaretçiler

41 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Mavi sayfalar

Grid List

Osmanlı’nın modernleşme sürecine ve tarih sahnesinden çekilmesine tanıklık eden Köpe ailesinin anılarına dayalı "İmparatorluklar Arasında, Sınırlar Ötesinde" başlıklı sergi SALT Beyoğlu'nda açıldı. Sergi kapsamında ayrıca 17 Eylül'de çevrimiçi bir söyleşi gerçekleşecek.

Sözün, mektuplaşmanın ve müziğin iyileştirici, birleştirici ve dönüştürücü gücüne inanan bir paylaşım ve açık üretim alanı olarak müzisyen Banu Kanıbelli ve yazar Eylem Ejder tarafından kurulan Şarkılara Mektuplar, yeni mektup çağrısını en temel hak olan yaşama hakkı için yaptı.

Facebook'ta bizi bul

Joomla SEF URLs by Artio