Tarihe vesika düşmek, tartışmaya açık sürekli bir tarih yazımı oluşturmak, tarihin karanlık dehlizler gibi gizli yanlarının kalmaması için çabalamak tüm entelektüel birikimin sorumluluğunda olan müşkül bir iş.
Akademide ¨burjuva disiplinleri¨ diye adlandırılan ve artık günümüzde neredeyse popülist ideolojisizliğin başıboş meydanlarında gereksiz laf kalabalığı zannedilen tarih çalışmaları, aslında, geleceğe aktarılan birer emanet olarak değerini kaybetmek bir yana, giderek önem kazanıyor.
Bir ses ve sedâ daha çıksın, birisi daha yazsın, bir hatırat yahut bir seyahatname daha gelsin diye beklediğimiz şu kitlelerin oyuncağı internet çağında raflarda yerini alan bu eser yakın tarihin belgeseli olarak bütün değeriyle şimdi elimizdedir.

Sönmez Köksal
Kronik Kitap
464 sayfa, Ağustos 2025
Türk hariciyesinde çok önemli görevlerde bulunan Sönmez Köksal’ın tam da Körfez Savaşı yıllarına denk düşen Bağdat Büyükelçiliği dönemine ait hatıratı kısa süre önce okuruyla buluştu. “BAĞDAT GÜNCESİ Türkiye, Ortadoğu ve Dünya İçin Kritik Yıllar, 1986-1990” başlıklı kitaba adım atarken Köksal’ı tanıtan bir alıntıyla yola çıkmak gerekiyordu:
“Ancak tüm konular arasında en iyi bilgi ve analiz kaynağı şüphesiz Türkiye Büyükelçiliği’ydi. Hayatım boyunca tanıdığım en iyi ve en etkili diplomatlardan bazıları oradaydı. Büyükelçileri Sönmez […] her toplantıyı, her görüşmeyi ve her gözlemi titizlikle not alan, son derece dikkatli bir insandı. Bir konuyu ele alıp konuşmaya başladığımızda mutlaka küçük ciltli not defterini çıkarır, hem paylaşacağı bilgileri kontrol eder hem de bizim söylediklerimizi not alırdı. Diplomatik anılarını kaleme aldığında, ilk Körfez Savaşı’na giden dönemin en yetkin tarihî kaynağı olacağına inanıyorum.”
ABD Eski Büyükelçisi Joseph Wilson, The Politics of Truth
O küçük ciltli not defterlerine aktarılan notlar yıllar sonra okurla buluşacaktı. Aslında Sönmez Köksal bu kitabı yazmaya 2004, 2005 yıllarında başlamış. Ancak eşinin rahatsızlığı, uluslararası ilişkilerde yaşanan dönüşümler, zamana karşı mesafe almak isteyişi gibi nedenlerle kitabın hazırlanışı hemen hemen yirmi yıl sürmüş.

Kitabın ithaf bölümünü okurken, çok duygulandım:
“Beni ben yapan Türkiye Cumhuriyeti’ne,
Aileme,
Öğretmenlerime,
Meslek büyüklerime,
Meslektaşlarıma,
Gizem’e,
Turna’ya ve
Filiz’e …”
21 Mart 2025 tarihini hatırladım ister istemez… Filiz Akın’ı.
Kitap, Sönmez Köksal’ın 5 Mayıs 1986, Pazartesi günü Bağdat’a tayini ile başlıyor. Köksal 25 Eylül 1986 tarihinde Bağdat’ın Veziriye mahallesindeki Büyükelçilik binasına ilk adımını atıyor.
“25 Eylül 1986 günü üstlendiğim büyükelçilik görevimin ilk günlerinden itibaren günce tekniğinden çok, günlük gelişmeleri, gördüklerimi, duyduklarımı not etmeye başladım…”
O küçük ciltli not defterlerine, düzenli biçimde yazılan notlar, bir dönemi belgeliyor, hiç kuşkusuz. Yakın tarihe ışık tutuyor.
“Baas rejiminin niteliği itibarıyla zaten kontrollü ve sınırlı olan haber kaynaklarını, savaş koşullarının daha da ağırlaştırdığı Irak’ta, her bilgi ve haberi değerlendirmeye almadan önce çeşitli yöntemlerle kontrol ve teyit gereği çok önemli idi. Böylesi bulanık bir ortamda Ankara’ya istediği şekilde berrak bir tablo çizmek, doğru yönlendirmek, savaş koşullarının daha da boyutlandırdığı dezenformasyonla gerçeği ayırt etmek büyük özen gerektiriyordu.”
Sönmez Köksal, kitabında savaşın nedenlerini ve seyrini, Bağdat’ta geçen 1987, 1988, 1989, 1990 yıllarını anlatıyor.
Kitabın arka kapağında yer alan metin durumu özetliyor aslında:
“1986-1990… Irak-İran Savaşı’nın son yılları ve Birinci Körfez Savaşı’na giden sürecin en kritik dönemi. Saddam Hüseyin rejiminin demir bir perdeyle kapattığı Bağdat’ın kalbinde, Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden bir isim vardı:
Büyükelçi Sönmez Köksal.
Dışişleri Bakanlığı’ndaki uzun kariyerinin ardından Millî İstihbarat Teşkilatı’nın ilk sivil müsteşarı olarak da görev yapacak olan Köksal, tarihin hızlandığı bu yıllara bizzat tanıklık etti. Görev süresi boyunca tuttuğu günlük notlar ve kişisel değerlendirmelerinden oluşan BAĞDAT GÜNCESİ okuru Saddam ve Tarık Aziz’le yapılan görüşmelerin kapalı kapıları ardına, diplomatik yazışmaların perde arkasına ve savaş koşullarındaki bir başkentte hayatın ve siyasetin kılcal damarlarına taşıyor.
Türkiye-Irak ilişkilerinin en çalkantılı dönemlerinden birine ışık tutan BAĞDAT GÜNCESİ bir savaşın bitişini, Kuveyt’in işgaline giden sürecin ayak seslerini, baskıcı bir rejimde doğru bilgiye ulaşmanın zorluklarını ve Ankara’ya en isabetli resmi çizme çabalarını belgeliyor. Ayrıca bir büyükelçiliğin günlük işleyişine dair tüm ayrıntılar da bu satırlarda yer buluyor.
Büyük bir diplomatik tecrübenin süzgecinden geçen bu notlar, hem okurlara hem tarihçilere paha biçilmez bir kaynak sunuyor.
BAĞDAT GÜNCESİ, bir savaşın son anlarından bir diğerinin doğuşuna uzanan süreci gözler önüne seriyor; yakın tarihin en önemli dönemeçlerinden birini, bir diplomatın gözünden içeriden okuma ve anlama fırsatı sağlıyor.”
Tüm o zor yıllar, yoğun çalışmalar, ağır yükümlülükler arasında geçen senelerin ardından yeni bir görev ataması geliyor Sönmez Köksal’a.
“25 Aralık 1990 Akşama doğru Avrupa Konseyi nezdinde Türkiye Daimi Temsilcisi olarak Strazburg’a yeni görev yerime vardım.”
BAĞDAT GÜNCESİ, hiç kuşkusuz, bir dönemi belgeleyen, arşiv değeri olan, yarına kalacak çok önemli bir kitap…üstelik bir büyükelçinin kaleminden tüm o ‘ yüksek gerilimli ‘ zamanları yeniden hatırlamak, bilinmeyen gerçeklerle yüzleşmek, yakın tarihin sır dolu koridorlarında dolaşmak okura çok şeyler katıyor. Bu arada, Sönmez Köksal’ın Özlem Sanberk, Memduh Karakullukçu ile hazırladığı ve Filiz Akın’ın konuk olduğu, editörlüğünü Gökberk Kızıltan’ın üstlendiği ” Değerler Çıkarlar ve Dönüşüm ” (2021 ) adlı kitabını da okumanızı öneririm.



