Orhan Düz, Beyoğlu Kitabevi etiketiyle raflarda yerini alan “Büyük Fizikçilerin Metafizik Yazıları”nda modern fiziğin kurucu isimlerinin bilginin sınırlarına ve evrenin nihai anlamına dair sordukları “büyük sorulara” odaklanmış.
Sunuş yazısında bilim ile metafizik arasındaki ilişkiye özellikle kuantum teorisinin ortaya konmasından sonra ilginin arttığına dikkat çeken Düz, kitabın bu merakı bir nebze de olsa gidermeyi amaçladığını anlatıyor:
İnsanoğlu yeryüzünde varolduğu günden beri sınırsız merakıyla, önce içinde yaşadığı ve doğrudan etkilendiği doğa olaylarını anlama ve açıklama; ardından uçsuz bucaksız evrende kendi varlığını anlamlandırma ve sonunda nihai bilgiyi bulma çabası içinde bugünlere kadar gelmiştir. İnsanoğlu bu uzun yolculukta hayatta olup bitenler hakkında doğru bilgi edinmenin en sağlam yolu olarak bilimi kendine rehber edinmiştir. Nitekim bilim insanlarının başvurduğu çalışma yöntemine göre doğa hakkında bilgi edinmenin yegâne geçerli yolu, duyusal ve mantıksal araçlar kullanarak deney ve gözleme başvurmaktır.
Gelgelelim bilimsel yöntemin izah edemediği, gözlem ve deneye elverişli olmayan, bilimin sınırlarını aşan birtakım olgular ve kavramlar söz konusu olduğunda insanoğlu felsefeye, özellikle de metafiziğe yönelir. Çeşitli düşünürler tarafından farklı çağlarda farklı şekillerde tanımlanan metafizik en genel anlamda gerçekliğin veya hakikatin doğasını her yanıyla açıklığa kavuşturmaya çalışan bir felsefe dalıdır. Metafizik hakikatin temelinde yatan değişmez ana ilkeleri tüm yönleriyle araştırır.
Bunu yaparken varlık, uzam, zaman, nedensellik, özdeşlik, Tanrı ve benzeri temel kavramların özünü veya doğasını aydınlatmaya çalışır; bu kavramlar arasındaki ilişkilerin içeriğini irdeler.
Kısaca ifade etmek gerekirse, bilimin elde ettiği tekil olgusal verilerle yetinmeyen metafizik o verilerin ardında yatan veya ötesine uzanan tümel bilginin peşindedir. Nitekim Wittgenstein, Tractatus adlı ünlü kitabında şöyle der: “Mistik veya metafizik olana yönelim, arzularımızın ve varoluşsal kaygılarımızın bilim tarafından tatmin edilemeyişinden kaynaklanır. Tüm olanaklı bilimsel sorular cevaplansa da asıl meselemize hâlâ hiç değinilmediğini hissederiz.”

Beyoğlu Kitabevi
284 sayfa, Haziran 2025
Edinmek için
Peki fizik veya daha genelde anlamda bilim ile metafizik arasında nasıl bir ilişki vardır? Birinin bittiği yerde öteki mi başlar?
Biri diğerini dışlar mı yoksa tamamlar mı? Eskiden beri sorulagelen bu tür sorular özellikle gizemler ve paradokslarla dolu olan kuantum teorisinin ortaya konmasından sonra bilim ile metafizik arasındaki ilişkiye giderek artan bir ilgi ve merak uyandırmıştır.
İşte bu merakı bir nebze de olsa gidermek ve sözünü ettiğimiz sorulara cevaplar aramak adına modern fiziğin kurucu isimlerine dönüp onların bu meseleler hakkında söylediklerine kulak vermek faydalı olacaktır. Bu amaca binaen hazırlanan bu kitap, dünyanın bugüne kadar tanıdığı en büyük fizikçilerden bazılarının teknik olmayan bir dille kaleme aldığı ufuk açıcı yazılardan oluşmaktadır. Söz konusu fizikçileri sıralamak gerekirse: Isaac Newton, Max Planck, Albert Einstein, Niels Bohr, Werner Heisenberg, Erwin Schrödinger, Louis de Broglie, Wolfgang Pauli, James Jeans, Arthur Eddington, David Bohm ve Stephen Hawking birbirinden ilginç değerlendirmelerde bulunmaktadır.
ORHAN DÜZ
2000 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nden mezun oldu. Anarşist Felsefe (2007, Birey Yayınları) gibi derleme kitaplarının yanı sıra çok sayıda çevirisi bulunmaktadır. Halen İstanbul’da yaşıyor ve kitap çevirmenliğine devam ediyor.



