
Hayrettin Ökçesiz
Klaros Yayınları
216 sayfa, 2026
Hayrettin Ökçesiz’in aforizmalar, düşünce notları ve dizelerden oluşan bir söylemle yazageldiği çalışmalarının bir bölümü İnsan İnsanın Yurdu adıyla yayımlandı. Kitabın temel sorularından biri: insan insanın neyidir? Hobbes’un Leviathan kitabında yer verdiği latince “insan insanın kurdudur” deyimi onun insan doğasına bakışını vermesi bakımından önemli. Ayrıca burada sözü edilen insanın ve onun doğasıyla ilişkili özelliklerin daha çok kötü, olumsuz nitelikte olması da tartışma konusu. Rousseau’nun insana, insan doğasına daha olumlu özellikler yüklediğini düşünürsek, insanla ilgili tanımlama, belirleme ve değerlendirme konusunda sürüp giden bir tartışma ve sorgulamalar karşımıza çıkar.
Ökçesiz için de insanın ne olduğu, insan olmanın ne anlama geldiği ve diğer insanlar için ne olduğumuz, nasıl göründüğümüz sorusu/sorunu önemlidir. Bu konudaki dizeleri, onun insanlar arasında bir dayanışma, birliktelik ve dostluk arayışını ortaya koyar. İnsanın insanın yurdu olma umudunu şöyle dile getirir: “Toplum çok yerinden kanar/Açlık savaş sömürü zulüm/İnsan kanar durur ruhundan/Homo homini lupus/Demişti ya Hobbes/Kimse diyememiş miydi hiç/İnsan insanın yurdudur”(s. 42)
Ökçesiz’in bu kitabında ele alınan ve yorumlanan pekçok konu, sorun ve olay söz konusudur. Onun ele aldığı konuların ve sorunların başında demokrasi, hukuk, özgürlük, insan onuru, hayatın anlamı, özerk birey vb. kavramlar yer almaktadır. Ökçesiz, kavramların birbirine karıştırılmasına, çarpıtılmasına ve kirlenmesine itiraz eden bir yaklaşımla ülkede ve dünyada yaşanan sorunları ele alır. Şiirimsi bir söylemle kavramsal kirliliği şöyle dile getirir: “Tüm kavramlar hızla kirleniyordu/Birinciliği demokrasiye verdiler/Kardeşlik ikinci/Dayanışma üçüncü oldu/Ötekileri de hani/Az kirlenmediler/Hıyanet kaldı pak kapkara(s. 8)
Ökçesiz, demokrasi ve hukuk devleti kavramlarını ele alırken, kamusal alan kavramıyla birlikte düşünür. Onun yaklaşımı mevcut siyasal gerçekliğe yönelik saptamaları ve eleştirileri de içerir. “Demokrasi, çoğunluk kararı; hukuk devleti, haklar ve özgürlükler demektir. Devlet bunları laik ve sosyal olmakla güvenceye alabilir. Toplum ve birey de kamusal alanı aynı tabanda kurup geliştirmek yükümündedir.”(s. 28) Demokrasinin vazgeçilmez temeli ya da dayanağı hukuk devletidir. Ökçesiz bu nedenle devletin sosyal yönünü de hukuk temeliyle birlikte ele alır.
İnsan olma bilincinin, “tüm katliamlardan, açlık ve zulümden sorumluluk ve utanç duyma”yı gerektirdiğini söyleyen Ökçesiz, insanlık onuruna zarar veren en önemli şeylerden birinin de kapitalist sistem olduğuna dikkat çeker. “Kapitalizmde pazarlanmayan hiçbir şey yoktur. Namustan tanrıya dek her şey parayla alınır satılır. Böyle bir düzene boyun eğmek insanı onursuzlaştırır. Boyun eğmeninse azı çoğu olmaz. Birbirimizin değerini pazardan değil, kalplerimizden öğrenmeliyiz.”(s. 124)
Kapitalizm, paranın gücüyle herşeye hükmeden bir sistem olarak insanı ve insan ilişkilerini de değerlerin değil daha çok çıkarların belirlediği bir sistemdir. Böyle bir sistemin güdümündeki dünyada da güç belirleyici durumdadır. “Gücü gücü yetenedir bu dünya. Farketmez kimin, neyin gücü. Adaletin gücü de yeter elbette. Sana bağlı.”(s. 74) Ökçesiz, bu çerçevede insana bağlı bulunan bir değişme olanağından söz eder. Ancak insanlığın geleceğine ilişkin bazı uyarılar da yapar. “Önümüzdeki yıllar usunu yitirmiş bir dünyaya gebe.”(s. 42)
Ökçesiz, daha çok toplumsal ve politik sorunlarla ilgilenmekle birlikte bireyin varoluşsal sorunları da onun düşünme gündeminde belirgin biçimde yer alır. Aşk, özlem, yalnızlık ve yaşlılık gibi konular ve insani durumlar da onun aforizmalarının ve şiirlerinin önemli temalarıdır. Bu noktada onun yaşama bakışını ortaya koyan şu sözlerini okumak yerinde olur: “Yaşamanın başarmakla bir ilgisi yoktur. Yaşarsın. Hepsi budur. Bir sevinci, bir hüznü, bir değeri, bir anı yaşarsın. Anarsın. Anlarsın. Özlersin. Başardıkların bunlardır, illa ki başarı diyorsan. Bir işi başarmak başaramamakla aynı şeydir.”(s. 35)
İnsanın diğer insanların neyi olduğu sorusu Ökçesiz’in cevabını aradığı temel sorulardan biridir. İnsan ilişkilerinde, insan birlikteliklerinde diğer insanlarla yaşadığımız birçok sorun, çatışma ve yaşadığımız duygular söz konusudur. Ökçesiz bu durumu şöyle şiirleştirir: “İnsan insanın derdi ilacıdır/En acısı yalnızlık/Sinsi soğuk/Sıcağında bile temmuzun/Tek başına bir yolculuk oysa hayat/Gölgesi bile söner/Erince gün akşama/İnsan insanın inancıdır”.(s. 88)
Ökçesiz’in aforizmalarında, düşünce notlarında ve şiirlerinde yaşadığı tarihsel dönemin eleştirel bir tanıklığı çerçevesinde yaşama deneyimlerinin izlerini görürüz. Onun hem ülke hem de dünya sorunlarına yaklaşımında insan onuruna ilişkin vurgu, daha yaşanılır bir gelecek umuduyla bağıntılıdır. Şiirleri/dizeleri de bir insan ruhunun bilinç ve duyarlılıkla biçimlenmiş söylemleridir. Direncini kaybetmeyen bir insanın, insana olmaya ve insan kalmaya yönelik sözleri, günümüzde barbarlığın ördüğü duvarları yıkabilecek tinsel gücü taşımaktadır. İnsan İnsanın Yurdu, insanın tinsel gücünü ve olanaklarını düşünmeye çağıran bir kitap…


