Sanat Meclisi, Şubat ayı hak ihlalleri raporunu yayınlandı - Mesele 121

Raportör

Ülke savaş içinde, sanat sözünü söylemeye çalışıyor, iktidar ise yasaklarla onun yolunu kesmeye çalışıyor. Konser yasaklarından hapis cezalarına sanatın önünde engeller yığılırken bu ay bir sanatçının cenazesi bile yasaktan nasibini aldı. İşte Şubat 2020’de sanat alanının başına gelenler:

Urla’da Sanat Evi Kapatıldı: ‘FETÖ’ soruşturması kapsamında tutuklanan CHP’li Burak Oğuz’un yerine Urla Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilen Urla Kaymakamı Önder Can’ın ilk icraatı, Urla Fotoğraf Sanat Evini kapatarak kiraya vermek oldu.

Kürt Müziğinin Başı Belada: Kürtçenin Kirmanckî lehçesiyle bestelediği ezgilerle tanınan sanatçı Mikail Aslan, Kürt müziğinin bir yandan asimilasyonla mücadele ettiğini, yasaklama ve engellemelere karşı varlığını korumaya çalıştığı, diğer yandan bir ‘iç sorun’ olarak Kürtlerin müziklerine karşı duyarsız olduğu eleştirisinde bulundu. Aslan, “Bir müzik geleneği kökleriyle, kimliğiyle beraber vardır. Son yıllarda Kürt müziği iki yön aldı. Bir yanda eğlence ve hareketli müziğe yönelen bir çizgi var. İkinci yönelim ise politik görünümlü ancak arabeske yakın müzik. Sözlerde siyasi bir tema var ama tarz ve usul olarak halk müziği ve geleneksel müziğe uzak duruyor. Son zamanlarda popüler olma, insanları eğlendirmeyle kendini var etme eğilimleri yoğunlaştıkça Kürt müziği kendi köklerinden, geleneksel yapısından uzaklaştı. Bu konuda müziğimizin başı belada... Fakat bu dönemsel bir durumdur, geleneksel müzik çok güçlüdür. Geleneksel müzik hiçbir zaman yok olmaz. (...) Salon alamıyoruz. Başvuru yapıyoruz, salon verilmiyor. Bölgede özellikle muhalif sanatçıları kısıtlamaya çalışıyorlar. İki yıl öncesinde Bingöl ve Elazığ’da sahne alamıyorduk. Valilik tarafından engelleniyordu. Bu yıl da bazı başvurularımıza izin verilmedi. Kendiniz olmak istediğiniz, kendiniz olmaya başladığınız zaman engeller daha da artıyor. Bu engellemelere rağmen ısrarla, yeniden yeniden konser başvuruları yapacağız. Karşımızda öyle bir güç var ki, soluğumuzu keserek, nefes alacağımız alanları daraltıyor” ifadelerini kullandı.

Neşeli Günler Filmine Sansür: Başrollerini Münir Özkul, Adile Naşit, Oya Aydoğan, Şener Şen ve Ayşen Gruda’nın paylaştığı 1978 yapımı Neşeli Günler filmi skandal bir sansüre maruz kaldı. Show TV’de yayınlanan filmde, “İçişleri Bakanı arkadaşımdır, bir telefonla çıkardım” cümlesi kesilip atıldı. Neşeli Günlerin yayınladığı dönemin İçişleri Bakanı Milli Selamet Parti’li Korkut Özal idi. Cümlenin atılması izleyenlerde şaşkınlık yaratırken bu kez de ikinci sansür hamlesi geldi. Filmin sonlarına doğru eylem yapan ailenin çocuklarının, Taksim’de önünde oturduğu anıtta yazan İlerici Gençlik Derneği (İGD) ifadesi kapatıldı.

Taranta Babu’ya Yine Engelleme: Tiyatro oyuncusu Cansu Fırıncı’nın 17 Şubat’ta, Anadolu Üniversitesi Edebiyat Kulubü’nde yapılmak istenen söyleşisi üniversite yönetimi tarafından sözlü olarak reddedildi. Fırıncı, söyleşinin ardından şehirde tek kişilik performansı Taranta Babu’yu oynayacaktı. Edebiyat Kulübü üyesi Enver Gezmiş, daha önce Şükrü Erbaş’la söyleşi yapmak isteyip dilekçe sunduklarında, dilekçeyi 20 gün öncesinden vermeleri gerektiği yönünde uyarıldıklarını, bu nedenle Fırıncı’yla yapacakları söyleşi için dilekçeyi bir buçuk ay öncesinden yönetime verdiklerini söyledi. “Gösterilen ‘yazılı bir dilekçe ile neden bize geri dönülmedi’ şeklindeki gerekçenin nedenini anlayamadık” diyen Fırıncı, kulüplerden bir yıl içinde on tane küçük, üç tane büyük etkinlik yapılması istendiğini, bunlar yapılmadığında süreli ya da tamamen kapatma cezası verildiğini belirtti.

Tiyatro Dergisi Kurucusuna Gözaltı: “Tiyatro... Tiyatro...” dergisi kurucularından Mustafa Demirkanlı, “Cumhurbaşkanı’na hakaret ve Devletin Kurum ve Organlarını Aşağılama” suç ihbarlarına yönelik olarak gözaltına alındı. Kendisine çeşitli gazete ve haber sitelerinin paylaşımlarını içeren facebook ve twitter paylaşımları sorulan Demirkanlı, ifadesinde ‘paylaşımlarının çeşitli yayınların haberlerinin takipçileriyle paylaşmaktan ibaret olduğunu, suç içermediğini’ belirtti. Demirkanlı’nın “Devletin Kurum ve Organlarını Aşağılama” suç iddiasına yönelik paylaşımları ise, TCK 301’e göre Adalet Bakanlığı’nın soruşturma izni vermesi gerektiği için dosyadan ayrıldı. Bu suç iddiaları, Gezi eylemleri sırasındaki sosyal medya paylaşımlarından oluşuyor. İfadesinin alınmasının ardından serbest bırakılan Mustafa Demirkanlı süreçle ilgili olarak şunları söyledi: “Türkiye’de yaşayan herkesin başına gelen/gelebilecek, yadırganmaması gereken bir işlem; soruşturmanın sonucunu bekleyeceğiz.”

Oyuncu Orhan Aydın’a Para Cezası: Tiyatro sanatçısı Orhan Aydın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında açılan davada verilen para cezası kararı arttırılarak onandı. Kararı kişisel sosyal medya hesabı üzerinden duyuran Aydın, “İstinaf’a başvurduk. Cezayı az bulup 7.000 TL’ye çıkardı, yetmedi 2015 yılından bugüne faiziyle ödemeye, yetmedi avukatlık vekâlet ücretleri ve mahkeme giderleriyle toplam 15.000 TL ödememe kararı verildi. Eyy adalet neredesin?” dedi.

Dans Edince Yurttan Atıldılar: Kadınlara yönelik şiddete karşı dünyanın pek çok ülkesinde yapılan ‘Las Tesis’ dansını AÜ Cebeci Kampüsü’nde yapmak isterken gözaltına alınan öğrenciler yurttan atıldı. Öğrencilerin bursları da kesildi.

Grup Gündoğarken’e Sansür: Gündoğarken, iki yıldır sürdürdüğü politik gösterisinde ‘Nereden Nereye’ isimli şarkısını jenerik olarak seslendiriyordu. Sözlerini Gökhan Şeşen, Burhan Şeşen ve Enver Aysever’in yazdığı şarkının klibinde, efsane aktörler Levent Kırca, Ferhan Şensoy, Adile Naşit, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Tarık Akan, Kemal Sunal, Zeki Müren, siyaset dünyamızın eski aktörleri Süleyman Demirel, Turgut Özal, Tansu Çiller, Necmettin Erbakan, gazeteci Uğur Mumcu gibi isimler görülüyor. Gündoğarken, bu şarkısında “Nereden nereye geldik biz/ Nereden nereye gidiyoruz” diye soruyor. Klip, YouTube’daki en büyük Türkçe klip kanalı ‘netd’ tarafından yayınlanmadı. Gündoğarken’in kurucusu Burhan Şeşen, bu sansüre tepki gösterdi. Şeşen, şunları söyledi: “Şarkıda ülkenin nereden nereye geldiğini anlatıyoruz. İnsanı gülümseten bir klip olmasına çabaladık. Kutuplaşmadan hepimiz daraldık. Klipte Necmettin Erbakan, Tansu Çiller gibi isimler var. Eğlenceli bir klip oldu. Hakaret yok, iktidarla ilgili hiçbir görsel yok. Tamamen 80’li yıllardan bu yana geldiği durumu gösterdik. İnsanların kaybettikleri değerlere yer verdik. Zaten bizde öyle sert söylemler yok. Anlatmak istediğimizi dolaylı anlatmak istiyoruz. Netd, bu klibi yayınlamadı. En çok üzüldüğüm hikâye kendi kendine sansür uygulamak. ‘Ya bir şey derlerse’ diye düşünüyorlar. O zaman nasıl üretim yapılacak? Kaldı ki bu kanal sosyal medyada... Herhangi bir TV’de gösterilmiyor. Bu bize yapılıyorsa, alternatif, muhalif bir şey yapmak isteyenler sesini nasıl duyuracaklar?”

Ferhat Tunç’a 1 Yıl 11 Ay Hapis: Sanatçı Ferhat Tunç hakkında sosyal medya hesapları üzerinden “terör örgütü propagandası” yaptığı iddiasıyla verilen 1 yıl 11 ay 12 gün hapis cezası onandı. Kararı değerlendiren Tunç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Şiiri, müziği yasaklayan bir ülkeden sanatçıları ötekileştirmeyen yepyeni bir Türkiye’ye kavuştuk” sözlerini hatırlatarak şunları söyledi: “Bu, Erdoğan’ın dünkü sözleri. Bugünse İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, hakkımda ‘örgüt propagandası’ iddiasıyla verilen 2 yıllık hapis cezasını onadı. Şaşırmadım. Hâkim savcı yok; iktidarın muhalif avcıları var”

Mardin’de Tarihin Üstüne Beton: Mardin’in Artuklu ilçesinde kayyum yönetimindeki Mardin Büyükşehir Belediyesi ve Dicle Kalkınma Ajansı (DİKA) tarafından ‘Cumhuriyet Meydanı Tasarım Projesi’ adı altında başlatılan çalışma, 23 Şubat 2019’da durduruldu. Belediyenin, ihale yapılacağı gerekçesiyle durdurulduğunu savunduğu, ancak Süryani Cemaati’nin bölgede Tarihi Kapuçin Kilisesi, Meryem Ana Süt Kuyusu ile Hıristiyan ve Müslümanlara dair mezar kalıntılarının bulunması nedeniyle durdurulduğunu belirttiği çalışmalar, Ekim 2019’da yeniden başlatıldı. Halen devam eden çalışmalar sırasında bölgeye ilk beton da geçtiğimiz aylarda döküldü.

AKP’li belediye Berna Laçin’e yer vermedi: Berna Laçin’in oynadığı ‘Hayal Satıcısı’ oyunu engelledi. Gerçek bir yaşam hikâyesinden yola çıkarak kadınlığın ezberlenmiş söylemlerini eleştiren oyun, Sanat Merkezi’nde perde açacaktı. Ancak, oyun için tahsis edilen salon Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından iptal edildi.

İzmir’de Konser Yasağı: İzmir’de “Sanata Ve Sanatçıya Özgürlük” konseri valilikçe yasaklandı. Yasağın ardından birçok sanatçı duruma tepki gösterdi. Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde yapılması planlanan ancak valilik tarafından yasaklanan etkinlikte yer alacak isimler gazetemize özel açıklamalarda bulundu. Etkinliği organize edenler arasında yer alan Sanat Meclisi üyesi Muzaffer Gezer, Valilik ‘Devletin bölünmez bütünlüğünü korumak’ gerekçesiyle etkinliği iptal etti açıklamasında bulundu. Valilikten gelen yazıyla etkinliğin yasaklandığını öğrendik diyen Gezer, “Biliyorsunuz Grup Yorum üyeleri uzun süredir ölüm orucunda. Bu zamana kadar kimse seslerini duymak istemedi. Bu saatten sonra başlamış oldukları ölüm orucunu bitirseler bile kalıcı bir hasar alıp almayacakları, sakat kalıp kalmayacakları bir bilinmez. Grup Yorum özelinde aslında tüm ülkede sanata ve sanatçıya karşı bir baskı var. Tüm bu baskılara dikkat çekmek için ülkenin farklı yerlerinde yapılan bu etkinliklerin bir benzerini İzmir’de yapmayı planladık. Sanat Meclis’i olarak da İzmir’de bir şeyler yapmak istiyorduk. Farklı kitle örgütleriyle birlikte neler yapabiliriz deyip planlamıştık. O akşam şiirler okunup, danslar edilip, tiyatro gösterimi yapılacaktı. Ancak uygun görülmedi.” dedi. Tiyatrocu Yaşar Gündem sanatçılara destek olmak için gerçekleştirmeyi düşündükleri etkinliğin iptalini şu sözlerle açıkladı: “Grup Yorum’un üyeleri, taleplerini dile getirmek için, konserleri yasaklanmasın diye ölüm orucundalar. Biz de sahnede işlenebilecek suç yoktur diyerek sanata ve sanatçıya özgürlük olması için İzmir’de yapılması planlanan konsere valilik izin vermedi. Bürokratik olarak nedenini bilmiyorum. Ne gibi bir sakınca var onu da bilmiyorum. Ama herkesin bildiği üzere bu ülkede, bu topraklar şiirler şarkılar yüzyıllardır söyleniyor. Ama doğru söyleyeni dokuz köyden kovdukları için bu tarz şarkılar, şiirler faşistler tarafından hoş görülmez. Çünkü koltuklarını rahatsız eder.” Etkinlikte yer alacak olan Praksis Müzik Grubu ise, “Bu yasaklarla, Ruhi Su’dan Grup Yorum’a ve bugünlere kadar, egemenlerin yalanlarını değil, sömürülen çoğunluğun gerçekliğini ve çarelerini söyleme cesaretini gösteren sanatçılar sıkça karşılaştılar. Biz de aynı yoldan yürüyenler olarak, bu yasakları yenmek için daha fazla gayret göstereceğiz; çünkü ‘Bu karanlık yolun sonunda doğacak güneşi görüyoruz” sözleriyle yaşanan duruma tepkilerini ortaya koydu.

Yazarın Cenazesine Yasak: Almanya’nın Berlin kentinde 25 Şubat gecesi geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitiren Kürt yazar, şair ve çevirmen Zeynel Abidin Han, memleketi Muş’un Varto ilçesinde toprağa verildi. Ailesi ve yakınları tarafından havaalanından alınan Han’ın cenazesi, Muş Belediyesi’ne ait cenaze nakil aracı ile memleketi Varto’ya ulaştırılmak üzere yola çıkarıldı. Polis arama noktasına takılan cenaze konvoyu, gerekçe gösterilmeksizin uzun bir süre bekletildi. Tekrar Varto’ya doğru hareket eden cenaze konvoyu bu kez Muş Belediyesi’nin AKP’li Belediye Başkanı Feyat Asya’nın talimatıyla Muş-Varto yolunda durdurularak, cenaze araçtan indirildi. Han’ın cenazesi, karşılanma konvoyun da bulunan bir pikap kasasına konularak Varto’ya ulaştırıldı. Cenaze Varto’ya ulaştığında ise polisler “yoğun katılımın tahriklere yol açacağı” gerekçesiyle defin işlemine herkesin giremeyeceğini, sadece yakın akrabalarının katılımı ile Han’ın defnedilebileceğini söyledi. Belediye bünyesinde çalışan imamın Varto Belediyesi kayyımın talimatıyla cenaze namazını kılmaması üzerine Han’ın Varto Cemevi’ne getirilen cenazesi yakınları tarafından kılınan namazın ardından ilçe mezarlığa defnedildi.

MESAM’da Yönetim Kargaşası: MESAM’da bundan iki yıl önce Orhan Gencebay ve ekibi yönetimi şikâyet etmiş, Kültür ve Turizm Bakanlığı da Arif Sağ yönetimini görevden almış, birliğe kayyum atamıştı. Daha sonra 31 Mayıs 2018’de Genel Kurul yapılmış, bu seçimde de yeniden aday olan Arif Sağ ve ekibi tekrar kazanmıştı. MESAM Yönetim Kurulu Üyesi Ali Haydar Timisi yaptığı açıklamada, “Kayyum atanması söz konusu değil. Seçime bir ay zaman kaldı. 28 Mart’ta seçim olacaktı. Her şeyi hazırlamıştık, üyelere tebligat da gitti. 1 aydır süreçte tarafsız bir yönetim olsun diye 3 kişilik heyet kurulmasına karar verilmiş. 3 gün içerisinde karşı ekiple uzlaşırsak, mutabık kalınan isimler seçime götürecek, uzlaşamazsak kendilerinin atadıkları isimlerle seçime gireceğiz” dedi. Timisi, mevcut yönetim kurulu olarak seçimde yeniden aday olduklarını da sözlerine ekledi. Sağ, daha önceki dönemlerde de 3 kez MESAM görevinden alınmıştı. MESAM Yönetim Kurulunda sayman üye olarak bulunan Metin Karataş ise konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:

“Mahkeme gerekçesiz olarak, ana karara bağlı kalmadan, yapılan Genel Kurul’u da iptal etmeden sadece Arif Sağ ve ekibini yani Yönetim Kurulu’nu 28 Mart’ta yapılacak Genel Kurul’a sokmamak niyetiyle bir operasyon yapıyor aslında ve Yönetim Kurulu’nu iptal ediyor. Genel Kurulu’nun huzur ve sükûnet içinde yapılması diye de bir gerekçe yazıyorlar karara. Yani üst kurullar duruyor mesela, sadece Yönetim Kurulu iptal. Niyetleri çok açık, bu çok net bir operasyondur. Bizim orada, yani Genel Kurul’da sunum yapmamızı istemiyorlar.”

Sanata yasaklar gündemin en başındaki yerini koruyor. Sanat insanları yaklaşık on yıldır toplu bir biçimde bu duruma karşı durmaya çalışıyor. İktidar sanat insanlarına tehdit ve engellemeyle giriştiği saldırılarını hapis cezalarıyla daha da katlayarak sürdürüyor. Grup Yorum üyeleri sanata yapılan baskıları göğüslemek için bedenlerini ölüme yatırdılar. Sanatı savunmak için ağır bedeller ödeme günlerindeyiz.

Çok Okunanlar