“İnsanoğlu ateşi bulduğunda bile muhtemelen biri çıkıp ‘bu iş fazla abartı, balon’ demiştir.”

Teknolojiyi anlamanın en zahmetsiz, en şık ve en risksiz yolu vardır: “Bu bir balondur, yakında patlayacak” demek.
Cümle üç kelimeden kısa, kahve molasında kurulabiliyor, ertesi gün yanlış çıksa da kimse hatırlamıyor.

Dot-com 1999’da balondu, Web e-ticaret 2000’de patladı, Web3 2021’de balondu, metaverse 2022’de patladı, şimdi sıra YZ’de.
Her defasında aynı ritüel: grafik çizeriz, kırmızı ok koyarız, “gördünüz mü” deriz.
Yanılırız ama önemli değil; çünkü bir sonraki balon çok yakında ilan edilecektir.

Bu yöntem o kadar hafif ki, Milan Kundera görse kıskanırdı.

Balon demek, düşünme yükünden kurtulmanın en zarif hali.
Ben de dahil herkesin ilk refleksi bu zaten; balon demek kolay, denklemleri okumak zor.

Enerji tüketimini mi hesaplayacaksın? Scaling law’ları mı okuyacaksın? Inference maliyetiyle eğitim maliyetinin farkını mı öğreneceksin? Hayır.
Tek yapman gereken “balon” kelimesini kullanmak ve iç huzuruna kavuşmak.

Hem entelektüel görünüyorsun (“tarih tekerrür ediyor”), hem de sorumluluk almıyorsun (“ben sadece uyardım”).
En güzel yanı: patlamazsa “henüz patlamadı” dersin, patlarsa “demiştim” dersin.
Kazan-kazan. Kaybetmek diye bir ihtimal yok.

Oysa hiçbir akademisyen, çalışmalarında  analiz, değerlendirme ya da eleştiri yaparken doğrudan “bu balondur” demez; çünkü bu bir açıklama değil, düşünsel emeği atlayan bir kestirmedir.

Kıyamet tellallığı da artık çok popüler.
Twitter’da “AI bubble” diye aratın, karşınıza çıkanlar genelde üç grup:
a) 2000’de dot-com’da para kaybedip hâlâ intikam peşinde koşanlar,
b) Henüz Grok 4’ü denememiş olup “plateau yaptık” diyenler,
c) Her konferansta “responsible AI” paneline çıkıp sonra aynı panelde “bu iş patlayacak” diyenler.

Hepsi aynı cümleyi kuruyor ama ses tonları çok ciddi.
Ciddiyet, ironinin en iyi kamuflajıdır.

Balon ilan etmenin cazibesi öyle büyük ki, henüz gerçekleşmemiş bir çöküş bile sanki yaşanmış gibi haberleştiriliyor. ‘Kriz kahini’ olarak pazarlanan yatırımcıların varsayımları, daha ortada kanıt yokken manşetlere “AI balonu patlayacak” diye çıkıyor. Bu başlığı atan da memnun, kahin de bu etiketin sağladığı otoriteye sessizce razı.

Oysa ortada patlayan bir balon yok; sadece geleceğe dair bir varsayımın şimdiki zamana çekilip kesinlikmiş gibi sunulması var.
İşte balon kavramının dayanılmaz hafifliği tam da burada yatıyor.

OpenAI, Google ve Bitmeyen Balon Avcıları

OpenAI şu anda herkesin favori patlayacak balonu.
Neden? Çünkü Sam Altman çok gülüyor, değerlemesi çok yüksek ve bir ara “non-profit”ti.
Üçü de günah sayılıyor teknoloji basınında.

Her çeyrekte yeni bir “OpenAI batıyor” haberi çıkıyor. İlginç olan şu ki, patlamayan her balon sadece bir sonraki patlayacak balonun provasına dönüşüyor.

2023’te ChatGPT çıktığında “şimdi patlar”, 2024’te GPT-4o çıktığında “şimdi kesin patlar”, 2025’te reasoning modelleri gelince “eh, bu sefer gerçekten patlar.”
Balon o kadar elastik ki, helyum bitse bile şişmeye devam ediyor.

Google ise balon avcılarının en sevmediği rakip.
Çünkü Google’un balonu 2004’ten beri şişiyor ve hâlâ patlamadı.
Arama motorundan reklama, reklamdan buluta, buluttan YZ ye… Herkes “Google bu sefer geç kalıyor” dedi, Google sessizce Gemini’yi, TPU sunu ve veri merkezlerini büyüttü.

Balon mu? Evet, ama helyum yerine kârla dolu. Patlamıyor, sadece yükseliyor.
Bu da balon avcılarını çıldırıyor; çünkü Google patlamayınca tezin çökmesi gerekiyor.

“OpenAI spor yapmayan ama hızlı koşan genç, Google ise koşmasa da formda kalan 40 yaşında bir maratoncu gibi.”

Gerçek Daha Sıkıcıdır: Teknoloji Ne Çöker Ne Uçar — Evrilir

Gerçek hayatta balonlar ya patlar ya sönmez; arada bir üçüncü seçenek vardır: dönüşür.
Dot-com balonu patladıktan sonra kalanlar Amazon, Google ve eBay oldu.
Bugün de aynı şey yaşanıyor olabilir.

Evet, milyarlarca dolar akıyor.
Evet, enerji tüketimi korkunç.
Evet, bazı şirketler kesinlikle batacak (hatta batıyor bile).

Ama aynı paranın bir kısmı yeni çip fabrikalarına, fiber kablolara, açık kaynak modellere, enerji verimliliği ve sağlık araştırmalarına gidiyor.
Bu kısmı görmek için grafik üzerine kırmızı ok çizmek yetmiyor; biraz okumak gerekiyor.

Asıl mesele sürdürülebilirlik, adaptasyon ve inovasyon hızı.

Modeller daha mı verimli olacak? Veri kıtlığı aşılacak mı? Enerji problemi çözülecek mi?

Bir yandan da teknolojinin gerçekten demokratikleşip demokratikleşmeyeceği ve regülasyonların bunu frenleyip frenlemeyeceği sorusu ortada duruyor.

Bunlar sıkıcı sorular. Balon demek kadar seksi değiller.

Ama tarih şunu gösteriyor: Teknoloji nadiren “pat” diye çöker; genellikle “eh, biraz değişti” diye evrilir.
Biz de arkasından koşarız.

Sonuç – Belki Balon Değil, Belki Helyumlu Bir Yolculuk

Belki de YZ bir balon değil; sadece gökyüzünde yön değiştiren, zaman zaman alçalıp zaman zaman yükselen helyumlu bir araç.
Bazen fırtınaya giriyor, bazen sakin bir akıntıya kapılıyor.
İçinde oturanlar panikliyor, dışarıdan bakanlar “patlayacak” diye bağırıyor.
Ama yolculuk devam ediyor.

Bir gün gerçekten patlayabilir.
Bir gün gerçekten bizi Ay’a götürebilir.
Ya da sadece gökyüzünde turlayıp durur, manzara izletir.

Hangisi olursa olsun, şu kesin:
“Balon patlayacak” diye bağırmak, manzarayı izlemekten çok daha hafif bir iş.
Ama bir o kadar da değersiz.

Asıl tehlike, balon patlarsa insanlığın ne yapacağı değil; balon patlayacak diye oyalanırken insanlığın neyi yapmadığıdır. Gerçek risk teknolojide değil, teknolojiye karşı sergilenen bu yüzeysel, finans merkezli bakışta gizlidir.

Belki de asıl patlaması gereken şey, bu kadar kolay kıyamet tellallığı yapma konforumuzdur.
O balonun sesi gerçekten çok tatmin edici geliyor.
Ama patladıktan sonra geriye birşey kalmıyor.
Ne helyum, ne manzara, ne de yolculuk.
Sadece boş bir “demiştim”.

2026’da görüşürüz.
O zamana kadar gökyüzüne bakmaya devam.
Kim bilir, belki bu sefer gerçekten uçarız.

“Belki de balonu patlatan teknoloji değil; bizim ona bakışımız.”


Terimler Sözlüğü

Scaling laws: Modellerin boyutları büyüdükçe performanslarının nasıl arttığını açıklayan ölçekleme yasaları.

Inference maliyeti: Bir yapay zekâ modelinin yanıt üretirken harcadığı işlem gücü ve enerji.

AI bubble: “Yapay zekâ balonu” — aşırı şişirilmiş beklentiler ve çöküş senaryoları.

Plateau yapmak: Gelişmenin durması, eğrinin düz bir çizgiye oturması.

TPU (Tensor Processing Unit): Google’ın YZ işlemleri için geliştirdiği özel yüksek performanslı işlemci birimi.

Yazar

Share.
Exit mobile version