Avrupa’daki müzik piyasasının nasıl işlediği hakkında çok bilgili olduğumu söyleyemem. Ancak bu piyasada şimdilik beni ilgilendiren tek konu; yabancı, yani göç kökenli gençlerin hedef kitlesi olarak ele alınması ve onlara -ihtiyaçlarına göre değil, nabızlarının atışına göre kısa sürede (5-10 dakikada) tüketebilecekleri müzik kliplerinin servis edilmesi.
Bu bağlamda sosyal medya kanallarında bir iki tıkla pazarda hızla yayılan şiddet, küfür, suç içerikli binlerce video klibe rastlamanız mümkün. Bu kliplerin ortak mesajı, suçun ve şiddetin hayatta kalabilmek, güçlü olabilmek, saygı görebilmek için tek çare(?!) olduğudur.
Birkaç gün önce dinlediğim-izlediğim Rashid & Jamal adlı klip örneğiyle yazıya başlamak istiyorum. Rashid ve Jamal adlı iki arkadaşın hikayesini anlatan rep klibinde -bana göre zorlama bir arabesk, pek çok gence göreyse, trajik bir hikaye söz konusudur.
Özet şu: Aynı semtte yaşayan iki genç birbirlerini küçük yaşlardan itibaren tanır, çok da iyi anlaşırlar. İkisi de yoksuldur ve göç kökenlidir. Rashid´in ailesi ekonomik zorluklara rağmen onu korumaya ve iyi bir gelecek sahibi olması için desteklemeye çalışır. Jamal ise annesiyle yalnız yaşamaktadır. Bu şarkı sözlerinde de kodlandığı üzere, yalnız çocuk büyüten anne ahlaki değerlerden dolayı aşağılanır. Onun sık sık başka erkeklerle birlikte olduğundan ve bu yüzden Jamal ile ilgilenmediğinden bahsedilir. Derken Rashid düzenli okula gidip derslerle ilgilenirken, Jamal okuldan uzaklaşır ve kriminal işlere bulaşır. Buna rağmen dostluklarında değişen bir şey olmaz. Jamal kriminal işlerle uğraştığından, cebinde sürekli parası vardır. Rashid ise ihtiyacı olan elbiseleri bile alacak durumda değildir, hatta ağabeyinin eskilerini giymek zorundadır. Bir gece Jamal öldürülür. Bunu duyan Rashid ise arkadaşının ölümüne o kadar üzülür ki, gidip onu öldürenlerden intikamını alır. Böylece Rashid de düzenli-uyumlu olmak için çok çaba göstermesine rağmen, yasadışı işlere bulaşmak, şiddete başvurmak, suç işlemek zorunda (?!) kalır. Tıpkı arkadaşı Jamal gibi. Yani bu toplum insanı eninde sonunda katil etmektedir (!?)
Bu rep şarkısını ergenlik dönemindeki göçmen kökenli gençlerin gözleriyle izlediğimde, ne kadar zararlı ve hatta tehlikeli bir bakış açısının yayıldığını bir kez daha farkettim. Bilindiği gibi gençlerin sorgulama kabiliyeti sınırlı. Kendilerine sunulanı fazla düşünmeden-karşılaştırmadan sünger gibi çekiyorlar. Hele kurban psikolojisi öne çıkarılıp, Almancada Selbstjustiz dediğimiz racon kesme, kendi öcünü alma öne çıkarılıyorsa, çok daha kötü! Çünkü bu çocuklar kendilerine acımaya başladıklarında bir filmin içine giriyor, realiteyi gözden kaçırıyorlar.
İşte müzik piyasası, labirent içindeki bu gençlere damardan yaklaşıyor diyebilirim. “Kanake Kültürü”nü kader gibi mutlaklaştırıp, suçu-suçluyu ve dolayısıyla şiddeti haklı gösterip normalleştiriyor. Hem de yaşanmış birtakım gerçek hikayeleri örnekleyerek.
Devlet-Kurumlar ve Okullar
Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde yaşayan göç kökenli gençlerin toplumdaki yerini anlamak için -olumsuz da olsa, şu istatiksel verilere değinmekte fayda var:
- Yabancı oranının en yüksek olduğu Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde geçtiğimiz öğretim yılında 181.980 öğrenciden 11.385´i hiçbir diploma al(a)madan okuldan ayrıldı.
Bkz.: Schulabgänge von allgemeinbildenden Schulen | Landesbetrieb IT.NRW
- Meslek Eğitimi vermek için öğrenci arayan işletme sayısı 33.000
Bkz: Ausbildungsmarkt NRW: Mehr offene Stellen als Bewerber (rp-online.de)
- Gençlerin işsizlik oranı %20,2
Bkz.: Wie viele junge Erwachsene haben keinen Berufsabschluss? | Bildung | bpb.de
- Kriminal olaylarda yer alan kayıtlı gençlerin sayısı: 443.242
Bkz.: Statistiken und Daten zur Jugendkriminalität in Deutschland | Statista
Yukardaki sayısal bilgilerin de gösterdiği gibi; okuldaki başarısızlık, işsizlik ve kriminalite doğru orantılı bir şekilde parelel gelişiyor. Birbirini etkileyerek gelişen-geliştiren ve hatta sayılara da yansıyarak alarm sinyali veren bu üç sonucun elbette birbiriyle bağlantısı var. Ancak birini diğerinin nedeni ya da sonucu olarak görmek-göstermek esas problemin farkedilmesini engelleyecektir.
Burada Alman resmi kurumları tarafından açıklanan sayısal verilerin, yine Almanya’daki okullar ve sosyal kurumlar tarafından ciddiye alınarak, gençlerin uyumunu sağlamak adına birçok projeyi hayata geçirdiğinden de söz etmek gerekir. Ancak bu projelerin hiçbiri sosyal medyada tıklanma rekorları kıran rep müzik klipleri, filmler ve repçiler hakkında çekilen kısa vidyo filmleri kadar etkili değil. Yani müzik piyasasının ve sosyal medya kanallarının bu gençler üzerindeki etkisi eğitim-öğretim kurumlarından, hatta kendi ailelerinden çok daha fazla diyebiliriz.
Tam da bu sebeple özellikle göç kökenli gençlerin içinde bulundukları durumu anlayabilmek için onları meşgul eden ve “Kanake“ kelimesi altında toplanan kimlik kodlarına yakından bakmak, esas meseleyi kavramak açısından oldukça önemli diye düşünüyorum.
Xatar ve Bushido gibi repçilerin hayat hikayelerinde, rep sözlerinde, röportajlarında dikkat çeken, birbiriyle kesişerek, birbirini tamamlayarak, birbirinden etkilenerek ve dolayısıyla gittikçe yoğunlaşarak sistemleşen bir değer vurgusu var. Ben “Kanake Kültürü”ndeki bu değer vurgusunun sadece kendiliğinden-demografik bir devinimin sonucu olarak geliştiğini sanmıyorum. Bu değer vurgusunun müzik piyasasını elinde tutan firmaların kar hedefli yapay-konseptleriyle doğrudan bir bağlantısı olması gerekir ki; her türlü dezavantajına rağmen “Kanake Kültürü“ kendini şiddetli bir biçimde dayatarak, toplumda yaygınlaşıyor. Bu kültürün içindeki değer kodlarını -yine müzik piyasası tarafından en çok desteklenen Bushido ve Xatar’ın gerek hayat hikayeleri gerekse ürünlerinden yola çıkarak şöyle sıralamak mümkün:
- Anne ve annelik olgusu: Her iki repçinin de anneleri yalnızdır. Her iki anne de çocuklarını zor şartlarda büyütmek zorunda kalmıştır. Bushido ve Xatar´ın annelerine yazdıkları şarkı sözleri tamamen otobiyografiktir. Her iki repçi de bu ürünlerinde bir yandan annelerine övgüler dizerken öte yandan hem kendilerini hem de annelerini kurban rolü içinde göstermektedir.
- Baba ve babalık olgusu: Her iki repçinin de babaları aileyi terketmiş, her iki baba da çocuklarıyla (oğullarıyla) iletişimi kesmiştir. Baba figürü bu iki repçinin şarkı, röpörtaj ve filmlerine zayıf, zavallı, güçsüz, yardıma muhtaç bir şekilde yansır, ama aynı zamanda öfke ve kırgınlık içeren ifadelerle aynı babalar kınanır. Hem Bushido hem de Xatar yaşadıkları olumsuz tecrübelerin, hatta işledikleri suçların baş sorumlusu olarak babalarını gösterirler. Xatar´ın babası tanınan-bilinen bir komponist olduğu halde, Rheingold adlı otobiyografik filmdeki baba karakteri güçsüz, zayıf ve ailesine-çocuklarına ilgisiz biri olarak ekrana yansıtılır. Bushido´nun babasıyla arasındaki çelişki ise neredeyse filmin ana fikridir! Babasına duyduğu öfke onun yaratıcılığının motorudur. Bu öfkeyi bestelerine bir bakıma sahneye taşır.
- Göç ve göçmenlik olgusu: Xatar küçük yaşta ailesiyle birlikte İran’dan Irak’a, oradan Fransa’ya ve daha sonra Almanya’ya kaçarak sığınmak zorunda kalan bir mültecidir. Bushido Alman bir anneye ve Tunuslu bir babaya sahiptir. Her iki repçi de şarkı sözlerinde -bir parçası oldukları halde, etnik kökenlerinden dolayı, toplumda kabul görmedikleri, dışlandıkları iddiasında bulunarak kendilerini ve çevrelerini kurban rolünde yansıtırlar.
- Suç-Şiddet ve Güç olgusu: Her iki repçinin beyaz perdeye yansıyan hayat hikayelerinde ikisinin de daha ergenlik dönemindeyken şiddet, uyuşturucu, yasadışı işler ve pek de sağlıklı olmayan cinsel deneyimler yaşadıklarına tanık oluyoruz. Bu sahnelerde repçiler çocuk yaşlardayken güçlü görünmek için suç içeren davranışlar içine girerler ve şiddetle karşılaşırlar. Kısa bir süre sonra da şiddet uygulamaya başlarlar. Bu üçleme motifte güçlü olabilmenin tek yolu şiddet uygulayarak suç işlemek olarak gösterilmekte, yani suç ve şiddet meşrulaştırılmaktadır. Nitekim her iki repçi de genç yaşlarında yasadışı suç örgütleriyle bağlantıya girmiş, defalarca gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır.
Bkz.: Xatar: Xatar – Wikipedia Bushido: Bushido (Rapper) – Wikipedia
- Kadın ve Evlilik olgusu: Xatar´ın hayat hikayesinin anlatıldığı Rheingold adlı filmde onun komşu kızı Shirin ile yaşadığı derin-koşulsuz ve çıkarsız aşk hikayesi göze çarpar. Xatar’ın müzik kliplerindeyse kadın karşı cins olarak iki türlü karşımıza çıkar. Biri -her rep müziğinde olduğu gibi, cinsel bir obje, diğeriyse geleneksel rolü içinde, direngen, dirayetli, sorumluluk sahibi ve yakını olan erkek ne yaparsa yapsın(?!) onu destekleyen ve korumaya çalışan Kürt kadını. Aynı Kürt kadınını Xatar’ın hayat hikayesinin anlatıldığı Rheingold adlı filmde, sevgilisi Shirin, annesi ve kız kardeşi tiplemesinde tanırız. Hatta bu filmin final bölümünde İran´da öldürülen genç Kürt kadını Jina Mahsa Amini’ye de bir gönderme yapılarak, ekrana Jin-Jiyan-Azadi sloganı yansıtılır. Bence bu jeste rağmen, Xatar’ın -ganster bir repçi olarak, kadın sorunsalında da diğerlerinden çok farklı olmadığının bilinmesi gerekir. Yanlışlar doğruyu götürür!
Bkz. Xatar´s Mutter: 🎥 Making-of „Mama war der Mann im Haus“ – YouTube
Bushido’nun hayat hikayesini anlatan “Zeiten ändern dich“ adlı filmdeyse onun zengin bir Alman ailesine mensup genç bir kadınla yaşadığı toksik ilişkiye yer verilir. Bu ilişkinin daha ilk evresinde bile defalarca şiddete maruz kalan genç kadının yeniden Bushido’ya döndüğünü, onunla ilişkiye devam ettiğini görürüz. Kadın ve evlilik olgusunun gerçekteki görünümüyse, filmlere yansıdığından daha fazladır. Bu yazının sınırlarını zorlar. Özellikle Bushido’nun kadını ikinci cins olarak aşağılamasıyla ilgili dikkat çeken hatta suç içeren pek çok açıklaması ve yaklaşımından dolayı mahkemelik olduğunu da burada hatırlatmak gerekir.
Bkz: Bushido: Anis Ferchichi: Auch Bushido soll Macht gegenüber Frauen ausgenutzt haben | nd-aktuell.de
Tüm bu yazılanların toplamında karşımızda göç sorunsalının çok katmanlı-kompleks yapısının müzik piyasası tarafından kar amaçlı, yani acımasız bir şekilde kullanıldığını, hatta başka bir deyişle suistimal edildiğini söylemek mümkün. Öyle ki, bugün 40-50 yaşları arasında olan repçiler kendi yaptıkları rep şarkılarını kendi çocuklarına dinletmediklerini, bunların gençleri çıkmaza ve şiddete ittiğini de açıkça ifade ve kabul etmektedir.
Bkz: Markus Lanz: Bushido und Sido zu Gast bei Markus Lanz (23.11.2011) Teil 3 – YouTube
Sonuç olarak; bu rep sözlerinden etkilenip, yasadışı işleri, şiddeti, küfür ve hakaret içeren dili, agresif bir tartışma tarzını, kadını ve eşcinselleri aşağılamayı cool olmak adına benimseyen, taklit eden gençlerin sayısı görmezden gelinmeyecek kadar fazla. Bu durum söz konusu repçilerin yetenek ve yaratıcılığından bağımsız, müzik piyasasının onlara yarattığı imkanlarla doğrudan bağlantılı. Müzik piyasası kimlik arayışı içindeki milyonlarca göç kökenli genci pazar yerinde alıcı sıfatıyla Kanake diye adlandırıp, yine kendileri gibi kimlik arayışı içinde, son derece kötü tecrübeler yaşamış olan repçileri servis ederek karına kar ekliyor. Tanınan her repçi koca müzik firmalarının büyük yatırımları sayesinde birer “Dev İdol”e dönüşüyor.
İşte yukarda değinmek zorunda kaldığım olumsuz sayısal verilerin düşmesi, başka bir deyişle göç kökenli gençlerin toplumdaki başarısı, müzik piyasasının kontrol edilmesine bağlı. Buradan yola çıkarak şunu söyleyebilirim ki; sadece arayış içindeki 13-26 yaş arası gençler değil, aynızamanda Xatar ve Bushido gibi repçiler de müzik piyasasının devleri değil, kurbanlarıdır.
Soné Gülyan
04.10.2023


