Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Heybeliada’da 30 yılı aşkın süre yaşadığı ve en önemli eserlerini kaleme aldığı tarihi evi için kültür-sanat örgütleri harekete geçti. Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) ve Ada Dostları Derneği restorasyonu tamamlanan yapının en kısa sürede “müze” statüsüyle halka açılması çağrısında bulundu.

Türk edebiyatının usta kalemi, “sokağı edebiyata taşıyan yazar” Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın 1944 yılındaki vefatının ardından uzun yıllar atıl kalan Heybeliada Demirtaş Sokak’taki ev ancak 2000 yılında gönüllülerin ve TYS’nin (Eski Başkan Cengiz Bektaş döneminde) yoğun çabalarıyla müze haline getirilmişti. Ancak tarihi yapı 2016 yılında restorasyon gerekçesiyle ziyarete kapatıldı.

Sivil toplumun ve edebiyat çevrelerinin ısrarlı takibi sonucunda yetkili kurumlarca 10 yıldır sürdürülen bakım ve onarım çalışmaları nihayet tamamlandı ancak yapı hizmete alınmadı. Edebiyat çevreleri ve ada sakinleri yaptıkları açıklamalarda yapının restorasyon sonrası hizmete girmemiş olmasının ardında başka amaçlar bulunduğu kuşkusunu dile getirerek müzenin en kısa sürede açılması talebini dile getirdiler.

“Sadece Bir Restorasyon Projesi Olarak Kalmamalı”

Ada Dostları Derneği yaptığı açıklamada, evin bakımının tamamlanmasını değerli bulmakla birlikte yeterli görmediklerini belirterek şu görüşleri paylaştı: “Amacımız ve talebimiz, bu kıymetli yapının sadece bir ‘restorasyon projesi’ olarak kalmaması; başka amaçlarla kullanılmadan, özelleşmeden ‘Müze’ statüsüyle halkımızın ziyaretine ve kültür hayatımızın hizmetine resmen, layıkıyla ve bir an önce açılmasıdır.”

Edebiyatın ve Heybeliada’nın Yaşayan Hafızası

Türkiye Yazarlar Sendikası Yönetim Kurulu ise edebiyatçıların yaşadığı mekânların korunmasının toplumsal bir sorumluluk olduğuna dikkat çekerek, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın mirasına sahip çıkma kararlılığını vurguladı. Edebiyatın unutulmaz isimlerinin hatıralarını yaşatmayı görev saydıklarını belirten TYS yönetimi yetkililere seslenerek verilen sözlerin tutulmasını istedi.

Her iki örgüt de bürokratik aksaklıklar varsa bunların giderilmesini ve Heybeliada’nın bu simge yapısının “Müze” güvencesiyle bir daha kapanmamak üzere yeniden ziyarete ziyaretçilere açılmasını beklediklerini duyurdu.

60 YILDA SADECE 10 YIL AÇIK KALDI

  • 1944 yılında Hüseyin Rahmi’nin ölümünün ardından, mirasçılara kalan köşk 1964’te satılığa çıkarıldı, aynı yıl İstanbul İl Özel İdaresi müze yapmak için binayı 153 bin liraya satın aldı. Ancak 19 yıl boyunca bir çalışma  yapılmadı. 
  • 1983 yılında bina, müze ve içinde Hüseyin Rahmi’nin kitaplığının bulunacağı bir kitaplık yapılmak üzere Kültür Bakanlığı’na devredildi. Bakanlık binayı Türk ve İslam Eserleri Müze Müdürlüğü’nün kontrolüne verdi, ancak yine bir çalışma yapılmadı.
  • 1987’de Adalar Belediyesi bakanlıktan binanın tahsisini istedi. Yapılan bir protokolle bina belediyeye geçti. Üç yıllık bir sürenin sonunda belediyenin ‘‘onarımı bitirdik’’ açıklaması üzerine yapılan incelemede “restorasyon yapılmadığı” belirlendi.
  • 1991’de Kültür Bakanlığı, binanın Adalar Belediyesi’ne tahsisinin iptalini ve Türk İslam Eserleri Müzesine iadesini talep etti. Ancak bu kez de Müze idaresi ‘‘bırakın onlarda kalsın, biz binanın su bağlantılarını bile tamamlayamadık’’ diye bir cevap yollayarak tahsisin iptaline karşı çıktı.
  • 1996 yılında Topkapı Sarayı Müze Müdürlüğü ekipleri evden eşyaların kaçırıldığını rapor etti. Bunun üzerine 1997’de dönemin Adalar Kaymakamı Mustafa Farsakoğlu ve adalı öğretmenler devreye girdi. Ada Dostları Derneği ile Türkiye Turing ve Otomobil Kurumunun o dönem başkanı olan Çelik Gülersoy’un da çabaları ile Kültür Bakanlığı belediye tahsisini iptal ederek restorasyonu üstlendi.
  • 2000’de Adalar Kaymakamlığı, Adalar Vakfı ve Kültür Bakanlığı’nın ortak çalışmasıyla köşkün restorasyonu tamamlanarak nihayet müze ev olarak ziyarete açıldı.
  • 2013 yılında İstanbul İl Özel İdaresi’nin kapatılmasıyla birlikte müzenin mülkiyeti İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) devredildi. Yapının bakımsız kalması ve restorasyon ihtiyacı nedeniyle müze ziyarete kapatıldı, içindeki eşyalar İBB tarafından koruma altına alındı.
  • 2019 – 2022 arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 30. maddesini (Şehzade Mehmet Vakfı payı iddiası) gerekçe göstererek köşkün mülkiyetini İBB’den aldı. Bu süreçte onarım yapılmadığı için ev uzun süre atıl kaldı.
  • 2024 yılının Mart ayında İBB’nin açtığı mülkiyet davası sonuçlandı. Adalar Asliye Hukuk Mahkemesi köşkün Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden alınarak yeniden İBB adına tescil edilmesine karar verdi.
  • 2026 yılında restorasyon tamamlandı ancak müze hizmete açılmadı.

Yazar

Share.
Exit mobile version