Herkesin bir Meri’si vardır…

Bu cümle bir kitabın arka kapağındaki tanıtım yazısından.

Okuma grubumuzda kitap listemizi hazırlarken her katılımcı bir kitap önerisinde bulunur. Bunlardan bazıları yazar davetli öneriler oluyor. Şahane oluyor. Konuğumuz olacak yazara hangi kitabı okumamızı istediğini sorar, kendisinin seçtiği kitabı okuyup buluşma günü birlikte okur-yazar sohbeti yaparız.

Adından haberdar olmadığımız ne çok kıymetli yazarımız var. Ne zaman içlerinden birini tanısak kendimizi hazine bulmuş gibi hissediyoruz. Bir arkadaşımız adını ve romanını duymadığımız bir yazar ismi önerdi, ulaştık, davet ettik. Konuğumuz oldu ve tadı hafızalarımızda kalan bir yazar sohbetiyle vaktin nasıl geçtiğini anlamadık. İşte o keyifli buluşmamızdan bahsetmek istiyorum.

Meri
Kırık Bir Ada Hikayesi
Cevat Turan
Mona Kitap
120 sayfa Mart 2026

Konuğumuz yazar, Cevat Turan’dı. Sohbetimize konu olması için bize son yayımlanan, “Meri, Kırık Bir Ada Hikâyesi” isimli romanını önerdi. Romanı okuduk; 118 sayfaydı, bize dayanır mı! Akıcı anlatımıyla bir günde okunuyordu. Röportaj tekniği ile yazılmış, çok katmanlı ve anlatıcılı bir roman. Okur olarak öyküyü beğendiğimizden olsa gerek bizce de Meri başka türlü anlatılamazdı, diye düşündük.

Yazarın anlatımında canlandırma o kadar başarılı ki okuma sırasında kelimeler kadar bütün olaylar gözümüzde film gibi akıyordu. Ayrıca roman, kurmaca özelliğini kaybetmeden yakın tarihimize kaynaklık edebilecek belgesel niteliğinde.

Kitabı okurken, Ada’dan kaçmaya çalışan Meri’yle beraber Ada’ya hapsolduk. Meri’yle beraber İmroz/Gökçeada sokaklarında, meyhanelerinde dolaştık. Komşularını, arkadaşlarını, sevgililerini, çocuklarını tanıdık. Meri’nin trajedisi kadar Ada’nın trajedisi de yüreğimizi burktu.

Bize çarpmadığı zamana kadar uzak kalan, nedenini anlayamadığımız pek çok kararın pek çok yanlış uygulamanın yaşamları nasıl etkilediğini nasıl parçaladığını bir kez daha sorgulamamıza sebep oldu roman.

Cevat Turan

Neden?

Cevapsız.

Cevat Turan, romanlarını bilmediğimiz daha önce tanımadığımız yazarlarımızdan demiştim. Oysa “Meri, Kırık Bir Ada Hikâyesi”ne kadar üç şiir, bir öykü olmak üzere sekiz kitabı yayımlanmış. “Unutmalar Şehri” isimli romanı ile Yunus Emre Edebiyat ve Roman Ödülü almış.

Bir romanı okuduktan sonra yazarıyla sohbet etmek başka keyif. Okur olarak, öyküde, yazarın niyetini yakalamaya çalışırken kendi algımıza göre yorumladığımız öykülerle ilgili soruları direkt yazarına sorabilmek özel bir durum. Okuduğumuz kurmacada nerelerde hayal ürünü nerelerde gerçekleri okuduğumuzu öğrenmek biz okurlar için bulunmaz fırsat. Nasıl, neden, niye diye sorup cevaplarını almak. Tabii, sorduk diye yazarların bütün sırlarını vermeyeceğini biliyoruz. Bizim merak duygumuzu ne kadar doldurmak istiyorlarsa o sınırda anlatıyorlar. Merakımızı giderir gibi yaparken merakta bırakıyorlar.

Gittikçe artan okuma grupları, sosyalleşmenin dışında kendi başımıza kim bilir ne zaman rastlayacağımız romanlar ve yazarlardan haberdar olmamızı sağlıyor. Cevat Turan’ı tanımış olmaktan, kitabını okumuş olmaktan mutluluk duyduk.

Yeni çıkacak romanı hakkında da bazı bilgiler aldık. Robot çağında, hepimiz yapay zekâ peşinde koşarken yeni romanın karakteri çağlar öncesinden günümüze gelip çoğalmaya çalışacakmış. Merakla bekleyeceğiz.

Unutuyordum: Cevat Turan davetimize sadece sohbetiyle değil, Meri’nin kupalarıyla birlikte gelmişti. İmzalı kitabımızın yanında o anın hatırası kadar enerjisiyle de dolu bir kupa.

Artık bizim de bir Meri’miz var…

Yazar

  • 1962’nin Şubat ayının yirmi yedisi Salı günü saat 07.15'de beklenmediğim bir zamanda, sekiz aylık olarak dünyaya geldim.
    Adımı, Nurtuluğ Ragıbe TUKSAVUL olarak adlandırdıklarında, isim benzerliği olasılığını bertaraf etmiş ailem.
    Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, İçmimarlık bölümünden, Yüksek İçmimar olarak mezun oldum. Mezun olduğumdan bu yana diplomamın hakkını vererek ev ve iş yeri dekorasyonları yapıyorum.
    Sanatın her dalı; resim, müzik, tiyatro, sinema ve diğer kültürel faaliyetler ilgi alanımdır. Okurluğumun yanında uzun süredir takip ettiğim, katıldığım kurslar ve söyleşiler sonucu öykü ve şiir yazma çabalarım var. Şimdi sıra Tolstoy’un Bisikleti misali, yazdıklarımı paylaşmakta.

    View all posts
Share.
Exit mobile version