Kaybolan Üç Yıldız
Demo Temirci
Ubuntu Yayınları
198 sayfa, Mayıs 2026

“Kaybolan Üç Yıldız” Mayıs 2026’da Ubuntu Yayınlarından çıkan 200 sayfalık bir ilk kitap. Yazarı Demo Temirci doğduğu ve ilk gençlik yıllarını geçirdiği köyündeki, çevre köylerdeki yaşanmışlıkların ortak hayat hikâyelerini anlatmakla kalmamış, bir tür otantik yaşamları, köyleri de görünür yapmış.

Yazar, anı ağırlıklı kitabında sadece hazin kişisel hayat hikâyelerinden dolayı kaybolan üç insanı anlatmıyor, ana izlek bu kişiler olsa da… Ülkesinin ve coğrafyasının geri kalmışlığını da sergiliyor kitabında. Günümüzde de genç kızların hayat arkadaşlarını pek çok bölgede seçme hakkına sahip olmadığı bir gerçek maalesef. Ülkemizde çok eskilerde maruz kaldıkları töre eksenli haksız yaptırımların etkisindeki genç kızların başlarına gelenleri adeta sosyolojik bir bakışla da irdelemiş Temirci.

Demo Temirci kimdir?

1 Subat 1956’da, K. Maraş/Elbistan ilçesine bağlı Çiftlikkale (eski adı: Nergele) köyünde çiftçilik-hayvancılık yapan beş çocuklu bir ailenin dördüncü çocuğu olarak doğar Temirci. İlkokulu bitirdikten sonra, bahçede-tarlada çalışır. Çobanlık yapar. 15’inde köyünden ayrılır. İskenderun Demir ve Çelik A. Ş’de önce çırak, sonra usta olarak çalışır iki yıl kadar. 1976’da Ceyhan/Botaş’ta işe başlar. Askerlik görevi için altı ay çalıştığı bu kurumdan ayrılır. Yirmi ay askerlik yapar. 1979’da turist olarak İsviçre’ye gider. Orada kalmaya karar verir. Üç yıl bir tavuk çiftliğinde, sekiz yıl da bir lokantada garson olarak çalışır. Alman otomotiv devi Volkswagen’in İsviçre pazarındaki satış, dağıtım ve servis hizmetlerini yöneten yapılanmasında otuz yıl çalıştıktan sonra 2020’de emekli olur. İki erkek çocuğu olan yazar İsviçre ve Türkiye’de yaşamaya başlar. Emekliliğini de yazarak geçiriyor.

İlk kitap nasıl doğdu?

Temirci, etrafına baktığında kendini dağ başında gibi hisseder emekli olunca. İsviçre koşullarında evde yalnız olmak katlanılır gibi değildir. Didim’e yerleşir. Tatillerde geldikleri bu yerde yaşıtı dostları, arkadaşları, memleketlileri de vardır. Ama aradan günler, haftalar, aylar geçince ve kendisiyle baş başa kaldığında huzurlu evinde, yıllarının hayat arkadaşı karısının sağladığı konforla dinlenip kitaplar okurken on beşine kadar kaldığı ata köyündeki günleri ve tanığı olduklarını yazmak gelir aklına. Defterler alır, yazmaya başlar, yazdıkça ne çok şey anımsadığına şaşırır. Köyüyle, hikâyelerini anlattıkları kişilerle ilgili araştırmalar da yapar Temirci ki anımsadıklarını test etmek ister, doğru anımsayıp anımsamadığı için. İşte, öteden beri okula gitme şansı ve ortamı bulamadığı hâlde el yordamıyla seçip aldığı kitapları okuyarak kendini geliştirmeye çalışan Temirci, çevresindekilere anlattıklarını yazması gerektiği yönünde de teşvik alınca ilk kitabını görünür yapmaya karar verir.

Tacim Çiçek ve Demo Temirci

Yayıncısı Faruk Demirel, Sandıklı’da öğretmenlik yaptığım (1985/1997) yıllardan beri tanıdığım bir gazeteci yazar. Roman taslağını gönderdiğinde bana çok emek istediğini gördüm bu ilginç hikâyenin ve birkaç haftalık emekle basılabilecek duruma sokabildim taslağı. İyi bir hikâyeye dokunarak okunabilecek hâle getirmişti. İyi bir hikâye dedim, tabi ki anlatmayacağım konusunu. Okunduğunda öğrenilecek ancak. Çünkü Temirci’nin yeniyetmeliği bir köyde geçmiş. O köyün doğasını, yaylasını, ovasını, çeşmelerini, kuyusunu, hatta kar suyunu içmiş. Türlü türlü doğal bitkilerinden, yedi yaşından on beşine kadar, yılda iki ay faydalanmış. Sekiz çarpı ikişer ay süresince… Bu da toplamda neredeyse bir buçuk yıl demek. Yaşayarak gördüklerini duyduklarını, bildiklerini bazen kurgulayarak tatlı-acı hatıraları yazıya dökerek kalıcılaştırmak istemiş Temirci. Bunu yaparken geriye dönüp yarım asırdan fazla olan kişisel hayat hikâyesini dilinin döndüğünce aslına da sadık kalarak anlatmış. Yazara göre, harika bir coğrafyaya sahip olan Çiftlik köyü kadar, kendisinin doğup 15’ine kadar yaşadığı Çiftlikkale köyü de harikadır. Ancak Çiftlik köyündeki üç insanın yaşadığı trajedi can yakıcıdır. Uzak, yakın çevredeki köylerde yıllarca acılı bir destan gibi anlatılmıştır yaşananlar… Yazar, bu üç kişiden ikisini tanıyor; üçüncüsünün de vurulduğu yeri görmüş çok sonraları. Köyün göze batan o üç insanın yaşamlarının felaketle sonlanması onu çok etkilediğinden kitabının ana izleği yapmış onların ayrı ve ortak hayat hikâyelerini. Çocukluğundaki bu olayı yıllar geçtikçe unutamamış Temirci. Anlatıcısının bir yeniyetme delikanlı olması da sanırım bu yüzden.

Eksiğini, fazlasını okuyacak olanın hayal etme yeteneğiyle tamamlayacağı ve ayıklayacağı bu ilginç kitap okunmayı bekliyor.

Yazar

Share.
Exit mobile version