Bugün 27 Mart.

Yani, Dünya Tiyatro Günü.

Tiyatroda, izleyici koltuğunda, arada çok kısa antraktlar yaşanmış olsa da, elli yedi sezon yaşadım. Dile kolay. Yarım asırdan bile fazla…

Üstün Akmen‘in tanımıyla, ” Seyirci koltuğunda biriken sahne tozları”na bulandım…o toz hücrelerime işledi zamanla. Yaşam iksirim oldu. Ne dersiniz bu konuda, Üstün Akmen’e kulak verelim mi ?

Sahnede izleyici karşısında performansını sahneleyen sahne sanatçısının, bedenine giren tozun ruhuna ‘ duhul ‘ edişini, sanat çırasının içinde ateşlendiğini simgeleyen bir deyimdir ‘ sahne tozu’.O tozu yutan bir daha iflah olmaz, sanatın içinde ve sahnede bulunması bir daha asla dizgin tutmazmış.Ya koltuk tozu? Koltuk tozunu, sahne sanatlarına tutkun izleyici için kullanıyorum.Yani tiyatro, opera, bale izleyicisi de…elbette sahne tozunu değil, ama sahneden kalkıp izleyici koltuğuna konan, o koltuğa sinen tozu yutuyor.”

Ali Poyrazoğlu‘nun “Kar kadar beyaz. Kar kadar temiz, saf, insanı yerden yükselten” diye adlandırdığı ‘sahne tozu‘..oturduğum koltuklara sinmişti…derin bir nefesle içime çektim koltuğuma otururken…dediğim gibi, tam elli yedi sezon boyunca.

Haldun Dormen ile birlikte

Tiyatroyu, tiyatrocuları çok sevdim.

Tiyatrocular… Kendilerini kuklacı sanan kuklalar… Hüzünlü palyaçolar… Köle hükümdarlar… Sahnenin pervaneleri… Filozof delileri.. Yaşamı oyuna, oyunu yaşama çeviren sihirbazlar. Düşü gerçeğe, gerçeği düşe çeviren yalancılar…”

Ülker Köksal’ın “Dünya’nın Yaşlı Çocukları” adlı piyesinde geçen bu replik ne kadar güzel tanımlar o değerli insanları: “Yaşamı oyuna, oyunu yaşama… düşü gerçeğe, gerçeği düşe çeviren…”

27 Mart  Dünya Tiyatro Günü madem, o vakit, tiyatro ile ilk tanıştığım günü anlatmalıyım kısaca.

1965 yılı. Beş yaşındayım. Ve bir çarşamba günü anneannemle birlikte, hayatımda ilk kez tiyatro izlemek üzere İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın sergilediği ” Dans Eden Eşek ” adlı çocuk oyununa gidiyoruz… İtiraf edeyim ki, bordo kadife perde, koltuklar, kalabalık etkiliyor beni. Ve oyun başlıyor. Büyülenmiş gibiyim. Birsen Kaplangı‘ya hayran kalıyorum bir anda.

Ve o çocuk oyunu, Birsen Kaplangı bende tiyatro sevgisini oluşturuyor. Sonrası bilinen hikâye aslında… Tiyatro tutkum bir bağımlılığa dönüşüyor kısa zamanda. Artık her oyunda birinci sırada yer alan koltuklardan birindeyim…. Koltuk tozuyla hemhâl olmuş, koltuk tozuna bulanmış bir durumda. Mutlu, heyecanlı.

Ali Poyrazoğlu ne güzel söylemiş :

Elmanın içindeki çekirdekleri

bir aptal bile sayabilir

Bir çekirdeğin içindeki

elmaları ancak akıllı

biri görebilir..

Niye mi tiyatro

Seyircileri elma bahçelerinde

dolaştırmak için..

Tiyatro bir elma gibidir

Tadını çıkarırsınız

Çekirdekler sizinle

birlikte gider

İçinizde çiçekler açar…”

Şimdi düşünüyorum da, Memet Baydur’un, “Vladimir Komarov” adlı oyununda yer alan bir replik 27 Mart için duygularımın, ruhumun en doğru, en gerçek sözcüsü aslında:

Dünyayı değiştirebilirsiniz tiyatroyla. Savaşları önleyebilirsiniz. İnsanları daha iyi, daha güzel insanlar yapabilirsiniz tiyatro ile! Tiyatro ile enflasyonu düşürebilir, eğitimi doğrultabilir, adaleti sağlayabilirsiniz. Tiyatro ile insanlar, insan olduklarını hiç unutmamak üzere anlarlar! Tiyatro….her şeydir!”

Bin yıllardan süzülüp gelen replikler, hayatlar, öğretiler, yaşamlar…  Kısaca siz, Dionysos‘un çocukları…beni eğiten…en gerçek acıları, en yalın kahkahaları, umutları, düşkırıklıklarını, mutlulukları bana yaşatan gerçek tiyatro insanları, sadece 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde değil, yaşadığım sürece sizleri hep ayakta alkışlamaya ve önünüzde saygıyla eğilmeye devam edeceğim.

Sizlere asla ödenemez gönül, saygı, hayranlık, sevgi borçlarım var çünkü…

Hepinizi çok seviyorum.

Sözlerimi Ersin Ökten‘den kalan şu satırlarla bitirmek istiyorum :

BEN tiyatronun kapı görevlisiyim

BEN gişeciyim..

BEN vestiyer görevlisiyim.

BEN büfeciyim..

BEN tuvalet görevlisiyim,

BEN yer göstericiyim,

BEN tiyatronun yönetmeniyim.

BEN dekoratörüm

BEN kostüm tasarımcısıyım

BEN kondüvitim

BEN suflörüyüm

BEN terzisiyim

BEN oyuncusuyum

BEN  dekor teknisyeniyim

BEN kulis görevlisiyim

BEN perdecisiyim

BEN oyun yazarıyım

BEN dramaturguyum,

BEN seyircisiyim…

27 Mart kutlu olsun.

BEN tiyatroyum...”

Saygılarımla…

Yazar

  • 1960 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Beşeri ve İktisadi Coğrafya Bölümü'nü (1982) bitirdikten sonra Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü'nde yüksek lisansını tamamladı. Tiyatro dünyasına ait röportajları, eleştiri yazıları, yayınlanmış 24 adet kitabı bulunmaktadır. Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri jürisinde görevlidir.

    View all posts
Share.
Exit mobile version