Değerli Mesele dostu,
Basılı yayın hayatına Aralık 2016 itibarıyla son veren Mesele Dergisi, 1 Ocak 2017’den bu yana mesele121.org adresinde yayınına devam ediyor.
Neden mesele121?
Çünkü 10 yıl boyunca kesintisiz her ay yayınlanan Mesele 120. sayısı ile matbaalara veda etti ve internet 121. sayımız oldu.
Mesele’de amacımız kitaplar üzerinden Türkiye’yi ve dünyayı tartışmak ama sadece kitapla sınırlamıyoruz tabii ki…
Öncelikle “Sözümüz” var. Söyleyecek bir şeyiniz yoksa yayıncılık yapmanın da anlamı kalmıyor…
Sizin sözünüz de bizim için çok değerli… Hakemli dergi olmasak da belli kriterlerimiz var. meseledergisi@gmail.com adresine gönderdiğiniz tüm yazıları okuyoruz, değerlendiriyoruz.
Geçen hafta “rapsodi” demiştik. Öyle olunca müzik tarihinin en tanınan, en ünlülerinden biri olan “Mavi Rapsodi”yi anmadan geçmek mümkün değil. Üstelik 2024 eserin ilk icrasının yüzüncü yıldönümü.
Yahudi kökenli ABD’li besteci ve piyanist George Gershwin (1898-1937), klasik, caz ve Broadway müzikalleri besteleri ile tanınır. Bu müzik türlerini ustalıkla harmanlayan, caza birtakım yenilikler getiren ve aynı zamanda film müzikleri de besteleyen büyük bir ustaydı o. “Mavi Rapsodi”nin dışında bestelerinin listesi çok uzun ama en azından “I’ve Got Rhythm” şarkısını da içeren “Paris’te Bir Amerikalı” müzikali/filmi desem, “Summertime” ve “It Ain’t Necessarily So” şarkılarını da içeren “Porgy and Bess” operası desem, “Shall We Dance?” filmi desem biraz ilgisi olanlar hemen bilecektir, eminim.
Beyninde büyüyen bir tümör nedeniyle çok genç yaşta hayata veda eden George Gershwin’in bestelediği pek çok eserin sözlerini yazan ise ağabeyi Ira Gershwin’di. Çok yakın çalışmıştı bu kardeşler. Hatta George’un “Rhapsody in Blue”yu bestelerken “Amerika Rapsodisi” adını koymaya niyetlendiği, fakat Ira’nin bir sergide görerek etkilendiği yoğun mavi tonlu bir resim üzerine “Mavi Rapsodi” adını önerdiği bilinir. Zaten eser o gün bugündür 20. yüzyılın başlarında New York kentinin bir müzikal portresi olarak algılanmış, bilinmiştir.
Üç bölümden oluşan eser solo piyano ve caz orkestrası için bestelenmiş, fakat klasik müzik ögelerini caz vurgularıyla harmanlamıştır. Amerika’da “Caz Çağı” diye bilinen 1930-1940 döneminin caz kompozisyonlarını tanımlayan belki de en önemli eserdir. Gershwin, eseri Boston’a yaptığı bir tren yolculuğunda, trenin çelik üzerinde sürekli tekrar eden tıkırtılarından ilham alarak bestelemeye başladığını söylemiştir.
Manhattan’da zamanının en ünlü tiyatro salonu olarak bilinen Aeolian Salonunda, karlı 12 Şubat 1924 akşamı Paul Whitman ve Palais Royal Orkestrasının “Modern Müzik’te Bir Deneme” başlıklı konseri vardır. 1.100 kişilik salon müzik ve sanat alanında önemli isimlerle tek boş koltuk kalmamacasına dolmuştur.
Uzun konserde “Yerinde duramayan bu genç çağımızın duygusal titremelerine yol açan melodiler, armoniler ve ritimler” tanımlamasıyla 26 eser icra edilir. Klima sistemi de arıza yapınca bu uzun program seyircileri sıkar, homurdanmalar başlar, ilgi dağılır, bazıları salonu terk eder.
Eserin orijinal nota kitabının kapağı
Derken son eser olan “Rhapsody in Blue” için bizzat George Gershwin piyanonun başına geçer. Eserin açılışındaki ilk klarnet notaları duyulduğunda seyirciler bir anda sessizliğe gömülür ve sonuna kadar yerlerine mıhlamış gibi kalır. Hepi topu 17 dakikalık eser sona ulaştığında ise salon alkıştan neredeyse yıkılır! O günden sonra “Rhapsody in Blue” dünyanın dört bir köşesinde bugüne kadar en fazla çalınan rapsodi olarak tarihe geçecektir.
Şimdi sizleri büyük usta Amerikalı Leonard Bernstein’ın bu eseri 1976’da Frankfurt’ta New York Filarmoni Orkestrasını yönetirken aynı zamanda piyanoda yorumladığı konseri seyretmeye davet ediyorum.
Şefik Onat, TED Ankara Koleji ve Londra Hendon Grammar School'da lise eğitiminin ardından A. Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun olmuştur. 1966 – 1982 yılları arasında Dışişleri Bakanlığı mensubu diplomat olarak Bakanlıktaki görevlerinin dışında OECD İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (Paris), Jakarta ve Islamabad T.C. Büyükelçilikleri, Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliğinde (New York) görev yapmıştır.
1982 – 1983 yıllarında Başbakanlık/Devlet Bakanlığı Özel Danışmanlığında bulunduktan sonra devlet memuriyetinden ayrılmıştır.
1984 – 1995 yılları arasında özel sektörde üç farklı şirkette üst düzey yöneticilik hizmetini takiben, 1996'da TOKI tarafından gerçekleştirilen B.M. HABITAT II Konferansının Konferans Hizmetleri Koordinatörü olarak Türkiye tarihinde yapılan en büyük ve en kapsamlı uluslararası organizasyonun sorumluluğunu üstlenmiştir.
Bu konferansın ardından, 1997- 2010 yılları arasında, kendi kurduğu "ASİTANE Etkinlikler" firması eliyle, kamu kuruluşları ya da yerli ve yabancı Birlikler/Dernekler/Şirketlerin çeşitli ulusal ve uluslararası kongre, konferans, tanıtım, özel etkinlik, gösteri organizasyonlarını gerçekleştirmiştir.
Öte yandan, Mimar Prof. Suha Özkan'la birlikte, 2006 yılında tüm dünya mimarlarının çalışmalarını internet ortamında tam eşitlik ilkeleri kapsamında yayınlayabildikleri ve yarıştıkları "World Architecture Community"i kurmuştur.
2010 başından itibaren kendini tamamen emekli ederek eşiyle birlikte Bodrum'a yerleşmiş ve bütünüyle, her zaman özel merakı olan tiyatro ve tarihi roman alanlarında yazmaya yönelmiştir.
Tiyatro yazarı olarak, geçmiş yıllarda TRT'de "Radyo Tiyatrosu" ve "Arkası Yarın" programlarında, özgün + çeviri + uygulama niteliğinde 53 eseri yayınlanmıştır. Günümüze kadar sahne için 6 müzikal/müzikli oyun, 2 sahne oyunu, 5 film senaryosu yazan Onat'ın ayrıca 3 oyun çevirisi vardır.
Yayımlanmış, editörlüğünü yaptığı 2 kitabın dışında, "Son Sultan Abdülhamid" ve "Casuslar İni İstanbul" başlıklı iki belgesel tarihi romanı ve diplomasi dönemi anılarını yansıtan "Diplomasi Dedikleri" başlıklı kitabı bulunmaktadır. ONK Telif Ajansına bağlı bulunan Onat, "Mesele 121" ve "T24 Haftalık" yazarları arasındadır.
1943 Ankara doğumlu, evli ve üç çocuk sahibidir. İngilizce ve Fransızca bilmektedir. İngiliz "British Council"ın lisanslı İngilizce hocasıdır.