SYRİZA’nın seçim başarısı üzerine... - Mesele 121

Dünya

SYRİZA’nın seçim başarısı ortada. Seçim sonuçları devrimci sola, sosyal demokrasinin solunda olan kitlelere ve sosyal demokratlara moral vermiş olmalı. Yaratacağı siyasi sonuçları kestiremesek de bu konu üzerinde durulmalı.

Birincisi, sağın, ırkçılığın yükselişte olduğu Avrupa başta olmak üzere Dünya genelinde SYRİZA’nın seçim sonucunun sevinç yaratmasını anlayalım. SYRİZA’nın seçim başarısını “yokmuş” gibi konuşamayız. SYRİZA’nın ise ona oy veren emekçilerin, yoksulların, gençlerin ve kadınların taleplerinde ısrarcı olmasını dileyelim. SYRİZA sözcüsü Tsipras’ın “Bugün kazanan varsa o da Yunanistan emek hareketidir” sözleri daim olsun.

İkincisi, SYRİZA, “Radikal Sol Koalisyon” olarak seçimlere girip bu sonucu aldı. SYRİZA’nın kendisine biçtiği siyasal rolün “çerçevesini” zorlayamayız; yok sayamayız. Seçimleri kazanan SYRİZA’dır; bir komünist parti değil. Devrimci zeminde siyasal tartışmalar içine girerek, SYRİZA’yı ilk elde boğmak, SYRİZA’yı sola çekmeyeceği gibi, bu tutum ona umut bağlamış  emekçi kitlelerin gözünde “önyargı” olarak algılanacak, kavranacak ve itibar görmeyecektir. Seçim başarısında devrimci başarısızlığı görmek için zorlamadan önce (eleştiri her zaman yapılabilir), SYRİZA’lı emekçilere başarılı olmaları için destek verilmeli. Örneğin, Yunan Komünist Partisi (KKE) gibi yapılmamalı. Stalinist bir parti olarak SYRİZA’yı diğer burjuva partileriyle eşitleyen bir politika güderek SYRİZA ile koalisyona gitmeyeceğini açıkladı. Bu, bir komünist partide olmaması gereken sekter bir tutum. SYRİZA tek başına hükümet kurabilmek için gerekli 151 milletvekilini çıkartamadı, 149’da kaldı ve Komünist Parti’nin sekter tutumunu dışarıda bırakırsak, faşist parti hariç diğer partilerle görüşme gereği bile duymadan sağ egilimli Bağımsız Yunanlar Partisi (ANEL) ile koalisyon yapacağını açıkladı.

Üçüncüsü, kuşkusuz sözkonusu olan bir seçim başarısı ve sosyalist hareketin tarihinde seçim başarıları ilk değil. 1900′lü yılların başlarından itibaren Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin seçim başarılarından tutun da İkinci Dünya Savaşında Fransa’da hükümet ortağı olan Fransız KP’sinin başarılarına ve oradan da 1970′li yılların Şili örneğine ve son olarak 90′lı yıllardan itibaren Latin Amerika ülkelerinde görülen seçim başarılarına kadar çok farklı sol, sosyalizm, komünizm anlayışlarının farklı ülkelerde ve tarihlerde elde ettiği başarılı sonuçlar var. Başarılı seçim sonuçlarının “sınırlarını” görmeliyiz. Bu nedenle SYRİZA’nın seçim başarısını da tarihsel olarak, temkinli iyimserlikle ele almalıyız.

Dördüncüsü, Yunanistan seçimlerinin Türkiye sosyalist hareketine ve soluna yansıma biçimidir. Seçim sonuçlarının ilk yankısı ÖDP ve HDP’nin SYRİZA’yı sahiplenmesi oldu. ÖDP eş genel başkanı “bizim SYRİZA” demekte; Sırrı Süreyya Önder ise Demirtaş ve Tsipras’ın benzer fotoğraflarını (miting meydanında kollarını iki yana açıp kitleye seslendikleri foto) paylaşıyor. Gazeteci Ahmet Hakan “Yunanistan’ın Demirtaş’ı iktidara yürüyor” demektedir. Bu sahiplenme 2015 seçimlerinde ÖDP ve HDP’nin yanyana olmasına yol açar mı bilmiyoruz; SYRİZA’nın başarısı ÖDP ve HDP’yi aşağıdan zorlayacak kuvvetli bir etken olacaktır.

Geleceğe dair şunlar söylenebilir: SYRİZA’nın “peygamber” tavrı onun en kırılgan noktasıdır. Seçimlerin ardından partinin genç lideri Alexis Tsipras yaptığı açıklamada Avrupa Birliği (AB) ile ilgili  olarak “AB ile ne çatışmaya gireceğiz ne de boyun eğeceğiz” dedi. Bu açıklamadaki “ulusalcı” tını bir yana esasen ikili tutum söz konusu. Aynı şey Yunanistan’ın büyük bir ekonomik kriz içinde olduğu ve dış borçların büyüklüğü karşısında ezilmesine karşı tavırda da görüyoruz. SYRİZA birkaç yıl önce dış borçların ödenmemesi gibi bir pozisyonda iken, “borçları reddetme” tavrından “müzakere” tavrına eğilim göstermektedir. Borçların bir kısmını sildirmek bir kısmını ödemek gibi.

SYRİZA Yunanistan sınıflar mücadelesindeki durumunun politik yansımasıdır. Bu iki konudaki tutum da, ortalama bir insan için çatışmacı olmayan, makul bir adım sayılır ki, SYRİZA’nın oy artışının gerisinde bu makul siyaset vardır. Risk bu muğlaklıkta yatmaktadır. Ve politik ifade tarzı SYRİZA’nın “radikal sol” pozisyonuna uygundur. Ancak sınıflar mücadelesi sertleştikçe SYRİZA’nın önündeki seçenekler farklılaşacak ve iki zıt sınıfın çıkarları üzerine kurulu olan dünyanın gerçekleriyle karşı karşıya kalacak.

Sonuç olarak, seçim başarısı “seçim başarısı”dır. Bunun daha ilerisine geçebilmek SYRİZA’nın tepesinde tepişmekten geçmiyor. Sınıflar mücadelesini kendi ülkesinden başlayarak yükseltmek gerekli. Yani, devrimci fırsatları değerlendirebilecek bir toplumsal mücadeleyi örgütlemek üzere, devrimci bir program ile fabrikalar ve işyerlerinden her seviyede örgütlenmiş bir parti inşa etmek gerekir. Ancak bu, SYRİZA’nın işi değil.

İşçi sınıfının ve emekçilerin, kadınların ve gençlerin, ezilenlerin çıkarlarının savunulmasında tek başına ne seçim başarısı ne de kitle mobilizasyonu yeterlidir. En acil taleplerimizin sonuna kadar takipçisi olabilmek için bile, önceden tarihi deneyimlerden dersler çıkartmış, onun deneyimine sahip devrimci bir örgütlenme içinde yetişmiş genç, kadın ve işçilere ihtiyaç var. Ve bu tip bir hazırlık, seçim başarılarının ya da isyanların (Arap Baharı’ndan Gezi İsyanı’na) ardından çıkmıyor. Ya da tersinden bir örnek olarak Kobane eğer direnebiliyorsa, önceden hazırlıklı olan bir örgüt/parti olduğu için.

Partiler ve örgütler kendiliğinden ortaya çıkmıyor; tarihsel fırsatların doğacağı günler için önceden devrimci hazırlık gerekiyor. Eğer en başından itibaren işçi sınıfının çıkarlarını temsil eden bir program ve örgütlenme sabırla en altakiler arasında örülmüyorsa, burjuvazinin elimizden aldığı hakların geri alınması, sömürüsüz ve baskısız bir dünya ihtimaline doğru ilerlemek mümkün olmuyor.

Bir de işin, SYRİZA’yı olduğu gibi örnek alanlara, ÖDP ve HDP’ye düşen kısmı var: Onlar da 2015 seçimlerine birlikte girerek, tüm emekçilerle, sosyalistlerle, kadınlarla, Kürtlerle, gençlerle koalisyon kurabilirler; SYRİZA’ya bağlılıklarını gösterebilirler! En azından “Biz SYRİZA’yız” demek için bunu yapsınlar…

Bu yazı. Mesele dergisinin Şubat 2015 tarihli 98'inci sayısında da yayınlanmıştır

Çok Okunanlar

Facebook'ta Mesele