Dünya - Mesele 121

Trump’ın, George Floyd’un öldürülmesine verdiği kolaylıkla öngörülebilir bölücü karşılık, ABD’de ırkçılık karşıtı direnişi körüklemekten başka bir şeye yaramadı. Minneapolis’te 25 Mayıs’ta yaşanan şoke edici olaydan dört gün sonra, başkan, 1967’de ırkçı bir polis şefinin “Yağma başladığında, atış başlar” şeklindeki rezil sözlerini alıntıladı.

Eğer öyleyse, tartışmayı asıl bulunması gereken zemine çekmek gerekecek. Zira, kapitalist dünya sisteminin içine sürüklendiği durumu, kriz kavramı karşılamıyor. Artık  çöküşten söz etmek gerekiyor… Dolayısıyla ne ile cebelleştiğini bilmek önemlidir. Eğer söz konusu olan kriz olsaydı, geri dönüş potansiyel bir olasılık sayılabilirdi. Zira, kriz, ‘normal durumdan’, ‘genel denge durumundan’ bir sapma demektir ama ‘geri dönüşü’, ‘normale’ dönüşü de ima eder. Oysa çöküş, artık geri dönüşün mümkün olmadığı eşiğin aşılması demektir…

Toplumlar koronavirüs pandemisi nedeniyle değişiyor, yeniliklere ve kısıtlamalara uyum sağlıyor. Peki salgından sonra bizleri ne bekliyor? Prof. Yuval Noah Harari, Deutsche Welle'nin sorularını yanıtladı.

“Sen sıcak yatağında yaşlı bir kadın olarak öleceksin Rose. Şimdi değil, burada değil... Bana söz ver.” Leonardo DiCaprio’nun yukarıdaki sözünden anlaşılacağı üzere tam bir dramatik aşk filmiydi Titanik…1900'lü yıllarda dönemin en güçlü ve lüks gemisi olarak inşa edilen Titanik’in trajik hikâyesi bir efsaneye dönüştü.

Dünya Sağlık Örgütü’nün pandemi olarak kabul ettiği Covid-19’un yayılması, kapsamı henüz hesaplanamayacak bir küresel kriz biçimini almakta. Virüsün ortaya çıkışı halihazırda milyonlarca insanın hayatını etkilemiş durumda ve enfekte olanların sayısı küresel düzeyde artıyor.

Korovirüs salgınının başlangıcında Norveç hükümeti, işçilerden kurtulmalarını kolaylaştırarak iş çevrelerine yardım edeceğini açıkladı. Ama sendikalar ve sol partiler bu önlemlerin “kaçınılmaz” olduğu iddialarına sert bir şekilde karşı çıktılar ve sadece işverenlere değil, çalışanlara da hizmet edecek bir kurtarma paketi elde ettiler.

Dünya çapında milyonlarca işçi, eşi görülmemiş bir ekonomik ve toplumsal kriz koşulları yaratan koronavirüs salgını nedeniyle işten çıkarılıyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), önümüzdeki birkaç ay içinde 25 milyon işçinin daha işsizler ordusu saflarına katılabileceği uyarısında bulundu. 2008-09 küresel mali krizi, küresel işsizliği 22 milyon arttırmıştı.

1945’ten bu yana Almanya’da meclis partileri aşırı sağla her türlü ittifakı reddettiler. Dün, liberaller ve Hıristiyan Demokratlar, Solu iktidardan düşürmek için neofaşistlerle birlikte çalıştığında bu durum değişti.

Çin, Vuhan’da yoğunlaşan koronavirüs salgını, birkaç hafta içinde, 11 milyon nüfusuyla New York City’den daha büyük bir küresel metropolün kapatılmasına yol açtı. Salgın, çağdaş toplumun, hiçbir kapitalist hükümetin yeterince hazırlıklı olmadığı tehlikeler olan yeni bulaşıcı hastalık türleri karşısında fazlasıyla savunmasız olduğunu gözler önüne serdi.

Fransa'da 60'a yakın medya kuruluşu ile kültür kurumu temsilcisi cinsel taciz ve cinsiyetçiliğe karşı hazırlanan "Davranış kuralları" bildirisini imzaladı. Bildiriye imza atanlar arasındaCannes ve Séries Mania festivalleri, Endemol / Shine yapım şirketi, Le Monde, Le Figaro gazeteleri,yer alıyor.

Bu ay milyonlarca insan, Fransa Devlet Başkanı Macron’un işçilerin emekli maaşlarında kesinti yapma girişimlerine karşı gösterilere ve kamu sektöründeki grevlere katıldı. Ülkenin büyük kısmında demiryolları ve ulaşım altyapısı grevlerle devre dışı bırakıldı. Pazartesi günü, Fransız genelkurmayının yeni emekli olan başkanı, General Pierre de Villiers, ülke genelinde devam eden grev hareketine karşı daha sert baskı yapılmasını talep etti.

"Fracaso" (İspanyolca; başarısızlık; ç.n.), 2-13 Aralık günleri arasında Madrid'de düzenlenen Birleşmiş Milletler 25. İklim Değişikliği Konferansı (COP-25) değerlendirilirken en çok kullanılan tabir durumunda. Çeyrek yüzyıl ve başka birçok konferansın ardından, iklim değişikliği ilerlemeyi sürdürüyor ve engellenebilir felaketlerden en çok etkilenenler olan küresel Güney'in halk kesimleri için iklim kaosuna dönüşüyor.

Şili’de devam eden krizin temel nedeni on yıllardır devam serbest piyasa köktenciliğidir. Şaşırtıcı seviyedeki eşitsizliğin üzerine gitmek, ülkenin milyarder başkanı için tasavvur dahi edilemeyecek bir hareket olan neoliberal dogmadan kopuşu gerektirir.

Şimdilerde yaşanan iklim krizinin, ekolojik yıkımın, sosyal sefaletin ve etik yozlaşmanın gerisinde, dizginlerinden boşanmış ekonomik büyüme var. Oysa insanlara, eğer “sabrederlerse” ekonomik büyüme sayesinde tüm sorunların çözüleceği söyleniyor… 

Portekiz’de, sosyal liberal Sosyalist Parti (PS), Sol Blok (BE) ve Portekiz Komünist Partisi (PCP) tarafından 2015’te kurulan ve geringonça (zımbırtı) olarak bilinen dört yıllık alışılmadık hükümet tecrübesinin ardından Pazar günü genel seçim yapıldı. Takip edenlerin çoğunu şaşırtacak şekilde bu parlamenter anlaşma bir dönemi tamamlayabildiğini gösterdi.

Bugün 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü. ILO verilerine göre dünya genelinde 152 milyon çocuk çalışmak zorunda. İSİG Meclisi ise Türkiye’deki sayının 2 milyon olduğunu açıkladı. Çocuk işçi sayısı dünyada azalırken, Türkiye’de artıyor.

Narendra Modi’nin tekrar kazanmayacağını düşünen kimse yoktu zaten. Tek soru, Bharatiya Janata Partisi’nin (Hindistan Halk Partisi) Lok Sabha’da[1] koalisyon ortağı mı aramak zorunda kalacağı, yoksa 2014’teki hayret verici başarısını tekrarlayıp tek başına mı hükümet olacağıydı.

Katalan bağımsızlık yanlılarına yöneltilen ayaklanma suçlamaları İspanyol demokrasisi için utanç verici bir anı gösteriyor. Franko rejimi uzun süre önce gitti ama yarattığı devlet aygıtı tam olarak parçalanmadı.

Dünya çapındaki “kahverengi dalga”nın son bölümünü teşkil eden Brezilya’daki Bolsonaro olgusu şiddet tapıncı ve sola ve işçi hareketine olan derin nefretiyle klasik faşizme daha yakın.

Komünist lider Imre Nagy’nin heykelinin kaldırılması, Viktor Orbán’ın ülke solunun tüm hafızasını silme ve aşırı sağı parlatma yolundaki çabalarının sonuncusu.

1970’lerin başlarında, Sudanlı şair Mahcub Şerif hapishane yolunda ateşli yakarı yazmıştı:
Sevgili Hartum’umuzun gökyüzü ne zaman açılacak,
Ülkenin yaraları ne zaman sarılacak?
On yıllar sonra sorusu yanıtlanıyor gibi görünüyor.

“Tampon vergisi” kavramı tampon ve ped gibi regl sırasında ihtiyaç duyulan hijyen ürünlerine uygulanan vergileri tanımlamak için kullanılıyor. Tampon vergisi kadınların ya da regl olan trans ya da ikili toplumsal cinsiyet sistemine dahil olmayan insanların ihtiyaç duyduğu hijyen ürünlerine erişimini zorlaştırıyor.

Atina’da öğretmen grevi, 14 Ocak 2019. Öğretmenler Birliği, “The Parthenon”

Kaliforniya’dan Yunanistan’a, öğretmenler eğitime yönelik saldırılarla mücadele ediyorlar. Grevdeki Yunan öğretmenler, Los Angeles’taki öğretmen grevini desteklediklerini yazdılar.

Moda, son yüzyıl içinde yaygınlaşan bir kavram. 20. yüzyılın ikinci yarısına kadar dünya nüfusunun büyük çoğunluğu için giysilerin değiştirilmesi için ölçü eskimeydi. Eski giysiler de atılmıyor, tamir edilerek bir süre daha giyilmeye devam ediliyor, büyüklerin elbiseleri çocuklar için küçültülüyordu. Kullanılamayacak hale gelenler temizlik bezi olarak kullanılıyor, ya da parçalar birleştirilip kilim işlevi görüyordu. Dikim ve örgü işleri aile fertlerince de yapılabiliyordu. Giyecek stokunda çeşitlilik sadece yazlık ve kışlık ayırımıyla sınırlıydı.

6 Ağustos 1945 de ABD tarafından Japonya'nın Hiroşima kentine atılan atom bombası 90 ila 166 bin insanın (sivilin) ölümüne yol açtı... Hızlarını alamadılar, üç gün sonra Nagazaki'ye bir bomba daha attılar ve 60 ila 80 bin masum hayatını kaybetti... Fakat bu eylemin lânetli sonucu bu kadarla sınırlı değildi... Ölmeyenlerin durumu da vahimdi... Ve aradan 73 geçtiği halde vahşi saldırının acısı bu gün bile bitmiş değil, yara hala kanamaya devam ediyor...

Donald Trump’ın, İran yaptırımları anlaşmasını tanımaması ve savaş tehditleri ve hükümete karşı binlerce insanı sokağa taşıyan ekonomi protestolarının ardından, İslam Cumhuriyeti şimdi ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı Kuzeybatı’daki baskısını arttırıyor.

Economist gibi müesses nizam yayınları Brezilya ordusunun aşırı sağcı aday Bolsonaro üzerinde yatıştırıcı etkisi olduğunda ısrar ediyorlar. Oysa tam tersi doğru.

Eski Havana, Şubat 2017. Foto: Pedro Szekely/Flickr

Raúl Castro’nun piyasa yanlısı politikaları genişletmesinin ardından ve devlet başkanlığı devir tesliminin hemen öncesinde, çok sayıda Kübalı ülkelerinin geleceğiyle ilgili karamsar şeyler düşünüyor.

Son birkaç haftadan beri (Ekim 2017)* dünya kapitalist ekonomisi ile ilgili, yeniden hem hükümet duyurularında hem de medya yayınlarında iyimser bir hava estiriliyor. Her ne kadar “tedbirli olunmalı”, “kırılgan olabilir” gibi laflar edilse de “ekonomi yeniden canlanıyor” söylemi giderek artıyor.

Karl Marx’ın 150 yıl kadar önce “mali aristokrasinin Avrupa yayın organı” diye tanımladığı Londra’da yayımlanan etkili haftalık dergi Economist, son sayısını “Bir Sonraki Savaş”ı ve “Artan Büyük Güç Çatışması Tehdidi”ni tartışmaya ayırdı. Onun başyazısı, şu tüyler ürpertici uyarı ile başlıyor:

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ni (IKBY) "henüz vakit varken" bağımsızlık referandumundan vazgeçmeye çağırırken, "tüm ikazlara rağmen bu referandumun yapılması halinde ikili ve uluslararası antlaşmalardan doğan Türkiye'nin hakkını mahfuz (saklı) tutulacağını" açıkladı.

Amerika’nın bir göçmenler ülkesi, başka ülkelerden buraya göç eden insanlardan müteşekkil bir ülke olduğu sürekli söylenmektedir. Aslına bakılırsa, evet, bu doğrudur. Dünya tarihinin çok büyük bir bölümü boyunca, yeryüzünün bu parçasında (Amerika’da) yaşayan bir insan türü yoktu.

Robson’dan başlayalım. “İnci dişli zenci kardeşim(iz)” Paul Robson’dan… Köle kökenli bir ailenin çocuğu olarak ABD’de doğmuştu Robson. Gözünü dünyaya açtığı andan itibaren de ırkçılıkla karşılaşmıştı. Öğrenim hayatı boyunca ırkçı nefrete ve ayrımcılığa karşı mücadele etti ve hukuk okuyarak baroya kabul edilen ilk siyah avukat oldu.

Troçki 1939’da yayınladığı, “Marksizm ve Çağımız” yazısında, “Teknik düşüncenin son zaferlerine rağmen, maddi üretici güçler artık gelişmiyor. Dünya inşaat sanayisindeki durgunluk, ekonominin temel dallarındaki yeni yatırımların tıkanmasının sonucu olarak, gerilemenin en belirgin ve hatasız belirtisidir. Kapitalistler kendi sistemlerinin geleceğine artık kolayca inanamıyorlar” diyor.

İşçi sınıfı ya da en azından beyaz kesimi, büyük ulusal gizemimiz olarak kendini gösterdi. Geleneksel olarak Demokrat olan bu kesim aşırı ilgi meraklısı bir milyarderin başkan seçilmesine yardımcı oldu. Liberal çok bilmişler “Bunların neyi var?' diye sorup durdular. Neden Trump'ın sözlerine inanıyorlar? Gerçekten aptallar mı yoksa dokunulmayacak kadar ırkçılar mı? Neden işçi sınıfı kendi çıkarlarının karşısında duruyor?

Uluslararası ilişkiler gittikçe daha büyük bir istikrarsızlığa sürükleniyor. İstikrarsızlık yaşanan yerler çoğalıyor. Ortadoğu’da hem ülkelerin içindeki hem de ülkeler arasındaki çatışmalardan dolayı yaşanan dramlara burada yeniden detaylı olarak değinmeyeceğiz. Ama olay Irak ve Suriye’nin hızlı bir şekilde istikrarsızlığa sürüklenmesiyle sadece  bölgeye çıkarları nedeniyle müdahale eden ABD’den Fransa’ya ve Rusya’ya kadar büyük güçlerle sınırlı kalmayıp Türkiye’yi de doğrudan etkiledi. En azından Kürt sorunundan dolayı.

Çok Okunanlar