Yazarı Anlatıyor - Mesele 121

Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Ceyda Elgül tarafından yürütülen “Geç Osmanlı Döneminden Günümüze Türkçe Çeviride Biyografi” başlıklı proje ile 1839 yılından bu yana Türkçeye çevrilmiş ve Türkçe yazılmış biyografilerin bibliyografyası oluşturulacak. Dijital veri tabanı üzerinden araştırmacıların kullanımına açılacak olan bibliyografyanın 2021’de sonlanması hedefleniyor.

“Özgürlüklerine kavuşanlar, Sabahattin Ali'nin ‘Aldırma Gönül' şiirindeki ‘Mapus Yata Yata Biter' dizelerini, ‘Mahpus Kaça Kaça Biter' şekline çevirdiler” diyen Mehmet Kılıç, mahpusluk yıllarını kaleme aldığı romanında “özgürlük eylemi” adını verdiği firarlarını anlatırken, hapishanedeki günlük yaşamı da olduğu gibi yansıtmaya çalışmış.

Kadın seyyahlar üzerine kitabı bulunan ve bu konuda Boğaziçi Üniversitesi’nde ders veren araştırmacı Özlem Ezer, kendisini en yansız zanneden kişilerde bile farklı olanlara karşı ciddi önyargılar bulunduğunu belirtiyor. Ezer’e göre “seyyahları Batılı ve Doğulu diye ayırmaya kalktığımızda ne kadar yanıltıcı ve sınırlayıcı kalıplar içinden hareket ettiğimizi örneklemiş oluyoruz.”

Feminizm ve Queer Kuram kitabı queer teoremine yeni başlayanlar için iyi bir rehber olma niteliğinin yanı sıra, bizlere, eleştirel bir bakış açısıyla kendi muhalefetimize bakabilme imkanı da sağlamaktadır.

Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi’nin düzenlediği Yazar&Şair Buluşmaları’na konuk olan yazar Burhan Sönmez son romanı "Labirent" odağında toplumsal bellek, kent hafızası ve edebiyatın siyasetle ilişkisi konularında görüşlerini paylaştı.

Fotoğraf: Kenan Özcan

Soma faciası gibi büyük felaketler olmadığı sürece işçi ve yoksulların bir türlü görünür olup gündeme gelemediğini belirten Latife Tekin, son iki romanında olduğu gibi yazarken çoğunlukla sanayi bölgelerine gittiğini ve oradaki işveren-işçi ilişkilerini görerek olup bitenleri anlamaya çalıştığını söyledi.

Fotoğraf: Kenan Özcan

35 yılını eğitime adamış matematik profesörü ve aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi’nde de dersler vermiş olan İrini Dimitriyadis’in yeni kitabı ‘’1950’den Günümüze Eğitim Hayatımızda Rumlar’’, 85 kişiyi kapsayan kolektif bir biyografi çalışması olmanın yanı sıra Rum toplumunun yaşam tarzı, toplumsal travmaları ve onlarla yüzleşme yollarını da gözler önüne sürüyor.

Bilgi Yurdu Işığı

1990 yılında kurulan Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı bugün, kadın tarihi kaynaklarının korunduğu önemli bir kurum haline gelmiştir. Vakıf, 20. kuruluş yıldönümü için “Kadınların Belleği Dizisi-1” adlı projeyi gerçekleştirmiş ve bu proje kapsamında Osmanlı Türkçesi ile yayımlanmış 9 kadın dergisinin yeni harflerle transkripsiyonunu yaparak yayımlamıştı. 30. kuruluş yıldönümü kutlama etkinlikleri çerçevesinde “Kadınların Belleği Dizisi-2 30. Yıl Projesi” ni Temmuz 2017’de hayata geçirdi. Bu proje kapsamında, 1869 – 1926 yılları arasında Osmanlı Türkçesi ile yayımlanmış ve transkripsiyonu yapılmamış 32 kadın dergisinin yeni harflerle transkripsiyonu projesini başlattı. Şubat 2019 tarihinde bu projenin ilk iki cildi LİBRA Yayıncılık ile ortak bir yayın olarak yayımlandı.

BalıKuş´u ben yazdım. Şimdi diyeceksiniz ki, "Haydaaa !!! İnsan hiç kendi yazdığı kitabı tanıtır mı, ne ayıp..." Doğrudur. Ama müsaadenizle ben yine de bu ayıbı işlemek, yazdığım kitaptan az-biraz bahsetmek istiyorum.

Yunanistan ekonomi bakanlığı döneminde uluslararası üne kavuşan Yanis Varoufakis, ekonominin “uzmanlara bırakılması gereken” bir bilim değil tüm insanlığın bugününü ve geleceğini etkileme gücüne sahip bir savaş alanı olduğu görüşünden yola çıkarak yazdığı “Kızımla Ekonomi Sohbetleri” kitabını neden ve nasıl yazdığını anlattı.

Fotoğraf: Deniz Yonucu

Talin Suciyan’ın "The Armenians in Modern Turkey: Post-Genocide Society, Politics and History" adlı kitabı ‘Modern Türkiye’de Ermeniler: Soykırımsonrası Toplum, Siyaset ve Tarih’ başlığıyla ve Ayşe Günaysu’nun çevirisiyle Aras Yayınları’ndan çıktı. Kitap soykırım sonrasında Ermenilerin bir inkar siyasetinin hayli güçlü olduğu yıllarda yaşadıklarına ve bu inkar siyasetinin hangi temeller üzerine inşa edildiğine odaklanıyor ve bunun dönemin Ermenice ve Türkçe kaynaklardaki yansımalarını da izliyor.

Son yıllarda pek çok insan Türkiye’yi terk ederek göç etmek zorunda kaldı. 7 Haziran 2015 seçimlerinden 1 Kasım’da yapılan tekrar yapılan seçime giden süreçte patlayan bombalar, Ankara Katliamı, IŞİD saldırıları, 15 Temmuz Darbe Girişimi, OHAL süreci, Kanun Hükmünde Kararnameler, son 3 yıl içinde istikrarsızlık ve hayatı felç eden saldırılar pek çok kişinin bavulunu toplamasına neden oldu.

Hovsep Hayreni uzun yıllardan beri Ermeniler’e yönelik soykırım ile ilgili tarihsel çalışmalar yapan bir yazar. Araştırmalarında aynı zamanda Ermenice kaynaklardan da faydalandığı için eksik kalan bilgilerin tamamlanması bakımından Türkçe tarih çalışmalarına büyük katkı sunduğunu söyleyebiliriz.

“Rönesans tablolarındaki gibi güzel periler, melekler ilham getirmiyor” diyen Buket Uzuner’e göre ilham iyi yazarları okurken, başarılı bir sergi gezerken, güzel bir film izlerken, iyi bir müzik dinlerken hissettiğiniz şeyler.

Düşlerin denetlenmesine, hayallerin sınırlanmasına karşı küçük bir kız çocuğunun çizdiği resimdir mavi eşek. Bu resim alışılmış eşek resimlerinden farklı olduğundan, öğretmeni beğenmez, sınıftaki arkadaşlarıysa hafifçe alay eder. Eve gelip anlattığında babası resmi  duvara asar. Hayatın her alanındaki kalıplara rağmen bu kız çocuğuna evde öğretilen kendini olduğu gibi ifade etmesi gerektiğidir.

1987 yılında Belge Yayınlarından yayınlanan “Döğüşenler Konuşacak” şiir kitabı ile adından çokça söz ettiren Ayşe Hülya, yıllarca sürgün hayatı yaşamak zorunda olduğu yurtdışında bu kez ikinci kitabı Ben Su ile çıktı okuyucu karşısına…

Çok Okunanlar

Facebook'ta Mesele