Derin Analiz - Mesele 121

"Yer, alan" mekâna dair kimliklerde, iletişim biçimlerinde ve oluşturduğu süreçlerde merkezi bir önem arz eder. Mekân dönüştürücü, geçirimli, ve devingen yapıların teşekkül etmesine ortam oluşturur. Bu mekân, oluşturulduğu zamanın toplumun bilincine göre farklı işlevler ve vasıflar üstlenebilir.  Buradan hareketle, bu yazıda, kamusal ve özel alanda kurulan ilişki biçimlerinden üçüncü tarz söyleme dair mekân tasarımı olan mahrem alanın içindeki kadının yerini inceleyeceğiz.

Onur Orhan’ın yazdığı Yusuf’u Bulmak  romanını bir çırpıda okuyabilirsiniz. Yaklaşık yüz sayfalık bu  romanı bir nefeste okutan sayfaların sayısı değil. Yeşilçam filmlerinin delikanlı abileri ve ablaları, şablona yakın iyileri ve kötüleri, sınıf farkını eski ayakkabıları kadar rahat ve dert etmeden taşıyan mahallelisiyle karşımıza çıkan anlatılar çok tanıdık kaynaklardan aldıkları ilhamla konuşuyorlar.

Araştırmacı Hasret Saygı, doktora tezinde Kırşehirli kadınlar ile Iraklı Türkmen kadınların dil, din ve kadınlıkla ilintili konular üzerinde ortaklaştıkları ve ayrıştıkları noktaları inceledi. Kırşehir’de yaptığı saha araştırmasıyla iki grubun ortaklaştıkları ve ayrıştıkları noktaları inceleyen Saygı, mülteci kimliğinin din ya da dil gibi ortaklıkların üzerinde baskın bir kimlik olarak öne çıktığını vurguluyor.

"Milliyetçilik […], başta tarihsel kurgulamaları olmak üzere yapıları çoğu zaman hayal ürünü olan bir duygu karmaşasıydı." Marksizm Sözlüğü (Aralık 2016, Yordam Kitap), Milliyetçilik maddesinde böyle diyor. Özellikle son birkaç yıldır, milliyetçiliğin “yapıları çoğu zaman hayal ürünü olan bir duygu karmaşası” olduğunu düşünmek için pek çok sebebimiz bulunuyor.

Gül Özateşler’in “Çingene - Türkiye’de Yaftalama ve Dışlayıcı Şiddetin Toplumsal Dinamiği” başlıklı kitabı  hem doğrudan doğruya Roman / “Çingene” çalışmaları alanı hem de genel olarak Türkiye çatışma / linç yazınının kült metinleri arasındaki ayrıcalıklı yerini şimdiden almış durumda…

Amerikalı sosyolog E. O. Wright’ın 1985 yılında Verso yayınları tarafından yayınlanan ve 80’li yılların sonunda en azından Anglosakson dünyasında toplumsal sınıflar konusu üzerinden geniş tartışmalara yol açan, Sınıflar kitabını Notabene Yayınları geçtiğimiz ay Türkçe’ye kazandırdı.

Halit Ziya Uşaklıgil’in, Halide Edip Adıvar’ın ve Orhan Kemal’in sinemaya veya televizyona uyarlanamayan eserleri üzerinde durulurken, bu eserlerden sözü edilenleri sinemaya veya televizyona uyarlayan yönetmenlerden Halit Refiğ’in, bu yazarlardansa Kemal Tahir’in eserleri üzerindeki mesailerinde daha etkili olduğu sıklıkla vurgulanmıştı. Bu mesailer ele alındığında da görülebileceği üzere Refiğ bu eserleri sadece yönetmekle kalmamış, aynı zamanda, sözümona edebiyat eleştirmenlerinin, edebiyat araştırmacılarının ve kitap tanıtımcılarının Kemal Tahir’in eserleri üzerine çökerttikleri kara bulutları dağıtarak eserlerinin oksijeni daha rahat teneffüs etmesini sağlamıştır.

Çok Okunanlar

Facebook'ta Mesele