"Yaşadığım döneme tanıklık etmek istedim" - Mesele 121

Yazarı Anlatıyor

Bu kitaptaki amacım hem yerli TV dizilerini eleştirel düzlemde irdelemek hem de yerli diziler aracılığıyla kendi toplumumu, bu toplumdaki insanların düşünce biçimlerini, duruşlarını, sorunlarını, hayallerini, çatışmalarını, korkularını ve zihniyetlerini, bu zihniyetin ardında yatan ideolojileri daha iyi kavramak.

“Dizi Pusulası” bir tür tanıklık kitabı. Son yıllarda yazdığım tiyatro oyunlarımdan araştırmalarıma değin bütün kitaplarım gibi yaşadığım döneme tanıklık etme eğiliminden doğdu. Tanıklığı yaşadıklarımı alımlama, çözümleme, yorumlama ve bunları yazılı olarak belgeleyerek okuyucuyla paylaşma olarak tanımlıyorum. Tanıklık uzaktan bakışı koşulluyor, tanıklık ettiğimiz olayların ne kadar içinde olursak olalım, dışına çıkarak, mesafe alarak bakmayı... Bu kitaptaki tanıklığıma yer yer izleyiciyi de izleyici görüşlerini ve tepkilerini de katıyorum.

> Zehra İpşiroğlu
> E Yayınları, 176 s.

“Dizi Pusulası” iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde örneklerle dizi alımlaması ve dizi eleştirisinin temelleri üzerinde durulduğu gibi eleştirel bakışın farkındalığımızı nasıl geliştirebileceği gösteriliyor. İkinci bölümde dizileri sadece toplumsal cinsiyet açısından inceliyorum. Bu da temel eleştirinin dışında ideoloji eleştirisine de yol açıyor. İkinci bölümün sonunda yer alan soruşturma ise diziler aracılığıyla toplumsal cinsiyet alanındaki duruşumuzu mercek altına alıyor.

Kitapta gündeme gelen TV dizi örnekleri öznel seçimim. Son birkaç yıl içinde izlediğim dizilerden beni ilgilendiren konular doğrultusunda çok sınırlı, ama verimli olduğunu düşündüğüm bir seçki oluşturdum. Sınırlı, çünkü şiddeti, militarizmi savunan ya da İslami bir yaşam biçimini zorlayan, dayanma ve sabır gücümü aşan dizileri izleyemediğim için bu içerikteki dizileri devre dışında bıraktım. Öte yandan Muht­eş­em­Yüz­yıl gibi tarihe bakışı değiştiren tarihsel dizileri de devre dışı bıraktım. Çünkü onların da başlı başına bir araştırma konusu olduğunu düşünüyorum. Ama malzeme olarak kullandığım dizilerin hemen hepsini sonuna kadar, beni aşırı zorlayanları bile oldukça uzun bir süre izledim. Dizi alımlamasının iyice içine girdikten sonra bazı dizilerden sadece kesitler izleyerek de çok şey çıkardığımı da söyleyebilirim, çünkü dizilerdeki karakterlerin davranış biçimleri ve bunun ardında yatan dünya görüşleri birbirlerine çok benziyor. Yine de sabırla sonuna kadar izleyemediklerimi bir bütün olarak değerlendirmiyorum, sadece zaman zaman belli bir konuya ya da soruna açıklık getirmesi için örnek olarak kullanıyorum.

Top­lu­mun­ ay­na­sı ­olar­ak ­diz­i­ler

İncelemelerim bütünüyle yerli dizilerde ya da uyarlamalarda odaklaşıyor. Yabancı diziler bu kitapta yer almıyor. Amacım hem yerli dizilerin neden bu kadar başarılı olduğunu irdelemek hem de yerli diziler aracılığıyla kendi toplumumu, bu toplumda yaşayan insanların düşünce biçimlerini, duruşlarını, sorunlarını, koşullanmalarını, hayallerini, çatışmalarını, korkularını, kısaca zihniyetlerini, bu zihniyetin ardında yatan ideolojileri (ataerkillik, milliyetçilik, militarizm, muhafazakarlık vb) daha iyi kavramak. Diziler gerçekten de toplumumuzun aynası gibi. Sözgelimi hemen her dizide gündeme gelen kadın sorunları, kadınların ezilmeleri, çatışmaları ya da başkaldırıları, ataerkil bir toplumun sorunlarını yansıtmıyor mu? Ya da dizilerde farklı kültürlerden gelen insanlara, yabancılara, azınlıklara pek yer verilmemesi, verilse de bunun bir istisna oluşturması milliyetçilik ideolojisinin doğal bir uzantısı değil mi? Ya da kız isteme, kına yakma, düğün, sünnet düğünü gibi özellikle son yıllarda giderek önem kazanan, dahası önemsenmesi bilinçle amaçlanan törenlere (ritüeller) gelenekler dayatması ortak bir duruşun göstergeleri değil mi? Martin Esslin’in dile getirdiği gibi bir toplumun mitleri sadece kolektif bilinçaltını göstermekle kalmaz, aynı zamanda insanların davranışlarını da biçimlendirir ve etkiler.

Seçkim kısıtlı da olsa, yaşadığımız topluma dair bir şeyler söylüyordur mutlaka. Dizi seçkimde beni ilgilendiren güncel konulara, sözgelimi feodalizm, otoriter ve ataerkil yapılanma, çıkar ve rekabet dünyası, şiddet, aile ve mahalle baskısı, geleneklerle modern dünyanın çatışması, çocukların ve gençlerin sorunları, farklı toplumsal kesimden gelen insanların sosyal ve kültürel çatışmaları, devlet yapılanması içindeki rüşvet, hırsızlık, taciz gibi çürümüş bağlantılar ve mafyöz ilişkilere yer veriliyor. Ele alınan konularda ve bunların sunuluş biçiminde belli bir sosyal yapılanma ve zihniyet ortaya çıkıyor ki, alımlamamda özellikle bunu çıkartmaya çalışıyorum.

Bu kitabı yazma sürecinde sosyal medyada bir soruşturma yaptım. Herkes dünden bugüne en beğendiği diziyi neden beğendiğini temellendirerek açıklayacaktı. Gündeme gelen dizilerin içinden Bir İs­tan­bul ­Mas­al­ı, Ufak ­Tef­ek  ­ Ci­nay­etl­er, İs­tan­bull­u ­Gel­in, Hat­ır­la ­Sev­gili, Bu ­Kalp ­Sen­i ­Unu­tur ­mu, Çemb­er­im­de ­Gül ­Oya, As­mal­ı ­Ko­nak, Poyraz­ Kar­ay­el, Fatm­ag­ül’ün ­Su­çu ­Ne?, Ali­ye, Gü­li­zar, Kar­a ­Day­ı, Tür­kan, Kad­ın, Anne, Bir ­Za­manl­ar ­Çu­ku­rov­a, Avlu, Mucize ­Doktor, Çocuk dizilerine bu kitapta ayrıntılı olarak yer veriyorum. Kitapta yer alan diziler internetten reklamsız olarak her zaman izlenilebilir.

(Bu yazı kitabın "Başlarken" bölümünden özetlenmiştir)


Zehra İpşiroğlu hakkında

zehraKöln ve İstanbul’da serbest yazar olarak yaşayan Zehra İpşiroğlu, 1975-91 yıllarında İstanbul Üniversitesi Almanca Bölümü’nde, doksanlı yıllarda aynı Fakülte’de kendi kurduğu “Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturgi” Bölümü’nde, 1998-2009 yıllarında Almanya’da Duisburg/Essen Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü’nde profesör olarak çalışmalarını sürdürmüştür. Yaratıcı eğitim ve öğretim alanında yayınlanan çeşitli imece yayınlarının ve edebiyat, tiyatro, yaratıcı eğitim ve öğretim üzerine çıkan kitaplarının yanı sıra, roman, öykü, anı, röportaj, tiyatro oyunu ve dokuz yaşın üstündeki çocuklar ve yetişkinler için yazınsal çocuk ve gençlik kitapları, ayrıca yazınsal çevirileri vardır. Kitaplarının bazıları Almanca, Sırpça, Rusça ve Hindu dillerine çevrilmiştir. Tiyatro oyunları başarıyla sergilenmektedir.

1978’de Milliyet Sanat Filim Öyküsü yarışması birincilik ödülünü, 1987’de Milliyet Sanat edebiyat eleştirisi birincilik ödülünü, 1993’de Tiyatroda Devrim adlı kitabıyla Kültür Bakanlığı Tiyatro Araştırma ve İnceleme Ödülü’nü, Tiyat­ro­da ­Ye­ni­ Ara­yışl­ar adlı kitabıyla Kültür Bakanlığı Eleştiri Ödülü’nü, 1997’de yurtdışında “Nashornspiel” adı altında yayınlanan Gergedan Oyunu adlı çocuk kitabıyla Orhan Kemal Öykü Yarışması Ödülü’nü, Almanya’da da “Eselsohr” dergisi Sıra Dışı Çocuk Yazını Ödülü’nü, 2008’de Öz­gürl­ük ­Yoll­a­rı kitabıyla A. Baştürk İşçi Edebiyatı Ödülü’nü, 2013’te Demokratik İşçi Derneği Onur Ödülü’nü, 2014 de Afife Jale Yapı Kredi Özel Tiyatro Ödülü’nü, 2016’da Ha­ne­ye ­Te­ca­vüz ­Ro­ma­nı ile Duygu Asena Ödülü’nü, 2018’de Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Onur Ödülü’nü, 2019’da Terakki Vakfı Tiyatro Onur Ödülü’nü almıştır.

Joomla SEF URLs by Artio