Bu haftanın seçkisi (4 Ekim) - Mesele 121

Haftanın kitapları

Bu hafta raflarda yerini alan kitaplar arasından Meselesi Olan 5 kitabı seçtik. İyi okumalar...

  Teknopolis  

teknopolis
> Mustafa Arslantunalı
> İletişim Yayınları, 448 s.

> Satın almak için

Teknopolis: Akıllı Makineler, Dağınık Zihinler

Bu kitap, teknoloji hakkında.

Yani her şeye dair!

Teknolojinin insanı yarattığını iddia ediyorsanız, zaten her şey hakkında konuşmanız gerekir, öyle değil mi? Teknopolis de bunu yapıyor; akıllı telefonlar ve tabletlerden, yapay zekâdan, posthümanizmden, Charles Bovary'den, 12 Eylül'den ve 11 Eylül'den, Wikipedia'dan, faydasız bilgilerden, ütopyalardan ve oyundan, sayfalardaki portakal lekelerinden, dolaptaki cüceden, cyborglardan, ağustos böcekleri ve çekirgelerden bahsediyor.

Bir yönüyle okuma kılavuzu gibi: İnsan doğası ve teknoloji üzerine yazılmış onca metnin içinde dolaşırken elimizden tutuyor. Metinleri, fikirleri, soruları birbirine bağlıyor, yepyeni bir coğrafya kuruyor. İnternetin, yapay zekânın ve ütopyaların izini sürebileceğimiz bir yer hazırlıyor bizim için. Bunu yaparken eski ve bildik coğrafyaların, gürül gürül yanan bir sobanın başında kıvrılıp kitap okumaların, arkadaşlıkların, oyunların işaretlerini de yerleştiriyor. Ki hatırlayalım, hiçbir zaman sil baştan yepyeni bir coğrafyada değilizdir; internetin de, yapay zekânın da (ütopyaların zaten) gayet heyecanlı birer tarihleri vardır.

Yaşadığımız coğrafya sürekli değişiyor bir yandan da, büyük bir hızla: İnternetin, yapay zekâ uygulamalarının, dijital teknolojilerin gelişimi, ütopik umutlara ve distopik kaygılara yol açıyor. Bu kitap, denebilir ki, teknolojinin biçimlendirdiği dünya ile insanların özlemini çektiği, hayallerinde ya da kâbuslarında yaşattığı dünyaları aynı kefede tartmaya çalışan denemelerden oluşuyor.

   

  Devrim İsyan Direniş  

devrim isyan direnis
> Eric Selbin
> Çev. Hayri Ercihan Özen
> Abis Yayınları, 320 s.

> Satın almak için


Devrimler niçin olur? On yıllar boyunca yapılan sosyal bilim araştır­maları, devrimlerin, ne zaman, nerede ve kimlerin arasında ortaya çıktığını anlatmakta cılız katkılar yapmıştır.

Eric Selbin bu çığır açıcı ki­tapta, ekonomik, politik ve sosyal koşulların dışında devrim yapan insanların düşünce ve duygularına da bakmamız gerektiğini söylüyor.

Özellikle daha iyi bir gelecek için şu anda mücadele eden insanların geçmişin adaletsizliklerine yönelik olarak anlattıkları hikâyeleri anla­mamıza ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Fransız Devrimi'nden Seattle Mücadelesi'ne, Rusya, Çin, Küba, Viet­nam ve Nijerya'ya kadar konu edinen Devrim, İsyan, Direniş, mit, hafıza ve mimesisin bu hikâyeleri yarattığını, sürdürdüğünü ve yaydı­ğını gösteriyor.

 

 

  Modern Ortadoğu’da Zorunlu Göç ve Mülksüzleştirme  

modern ortadoguda zorunlu goc
> Dawn Chatty
> Çev. Evren Demirci
> Koyu Siyah Kitap, 342 s.
> Satın almak için 

Mülksüzleştirme ve zorunlu göç, Ortadoğu'da geçmişten günümüze bölgedeki yaşamın önemli unsurlarından birisi olmaya devam etmektedir. Dawn Chatty'nin bu kitabı, yirminci yüzyılın başında bir savaşın küllerinden ve Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkıntılarından yeniden inşa edilen Ortadoğu'da, yeni çizilen sınırlarla birbirinden ayrılan “mekânlar”da kendilerini anavatanlarından koparılmış mülteciler olarak bulan halkları konu almaktadır.

Yazar, bir antropolog olarak özellikle insanların bireysel deneyimleri ve bu deneyimlerin siyasi, sosyal ve çevresel anlamda bir bütün olarak toplum üzerindeki etkileriyle ilgilenmektedir. Farklı toplulukların üyeleriyle yaptığı görüşmeler ve onlardan topladığı kişisel hikâyeler Ermeniler ve Çerkesler gibi bazı azınlıkların nasıl uyum sağladığını ve yeni kimlikler yarattığını; Filistinliler ve Kürtler gibi başka toplulukların ise geçici manzaralarda nasıl yurtsuz bırakıldıklarını göstermektedir.

Bu kitap, mültecilerin ve göçmenlerin günlük deneyimlerini Akdeniz tarihi bağlamında ele alarak analiz eden bir etnografik yaklaşım içermesi anlamında sıra dışı bir çalışmanın ürünüdür. 

 

  Devletsiz Bir Ulusun Sineması  

devletsiz bir ulusun sinemasi
> Soner Sert
> Dipnot Yayınları, 192 s.

> Satın almak için

Bu kitap devletsiz bir ulusun sineması üzerine estetik bir tartışma başlatırken Kürt kimliği ile Kürt sineması arasındaki bağlantılara da odaklanıyor. Dört farklı ülkeye bölünmüş topraklar üzerinde yaşayan bir halkın sinemasının özünü oluşturan “vatansızlık”, “sınır” ve “ölüm” temaları üzerinden Kürt sinemasının farklı boyutlarını irdeliyor.

Kitapta, “Kürt sinemasını Kürt sineması yapan şey nedir?” sorusunun yanıtı aranıyor, bu bağlamda Yılmaz Güney'in sinema anlayışının Kürt sinemacıları üzerindeki etkileri inceleniyor. Daha sonra Kürt filmlerinin estetiğinin bir ortaklık yaratıp yaratmadığı, Bahman Ghobadi'nin Sarhoş Atlar Zamanı, Anavatanımın Şarkıları, Kaplumbağalar da Uçar ve Yarım Ay, Hiner Saleem'in Votka Limon, Sıfır Kilometre ve Tatlı Biber Diyarım, yine aynı bölgeden Şevket Emin Korkî'nin Taşa Yazılmış Hatıralar, Kazım Öz'ün Fotoğraf ve Hüseyin Karabey'in Gitmek filmleri mercek altına alınarak bir bütün halinde değerlendiriliyor.

Kendi dillerinde film yapabilmek için uzun süre beklemiş bir halkın sinemasının doğuşuna ve gelişimine tanıklık edeceğiniz bu kitap, mücadele ve estetik ilişkisi konusunda da ufuk açıcı düşünceler barındırıyor. 2000'li yıllarla ilk örnekleri çıkmaya başlayan, belgesel ve kurmaca sinemanın iç içe geçtiği biçimsel bir yapıya -“docu-drama”- sahip olan Kürt filmleri uluslararası arenada bilinmeye başlanırken, sinemanın gücünü fark eden Kürt siyasal hareketlerinin de, sinemaya önem vermeleriyle birlikte Kürt sinemasının ulaştığı yeni boyutlar gözler önüne seriliyor.

 

  Polisiye Roman  

polisiye roman
> Siegfried Kracauer
> Çev. Dilman Muradoğlu
> Metis Yayınları, 128 s
Satın almak için

 

Polisiye Roman: Felsefi Bir İnceleme

Polisiye roman kurmacadan mı ibarettir? Ortaya çıktığı toplum ve uygarlıkla nasıl bir ilişkisi vardır? Polisiye romanda dedektif her şeyi nasıl biliyor? Polis ve dedektifin toplum içinde temsil ettiği konum nedir? Peki ya suçun ve suçlunun?

Daha önce Kitle Süsü, Film Teorisi ve Tarih: Sondan Bir Önceki Şeyler kitapları yayımlanan Kracauer'in Polisiye Roman'ı bu türle ilgili ilk önemli çalışmalardan biri. 1922-1925 arasında yazdığı ve 1933'te Almanya'dan göç ederken yanına aldığı, ancak 1950'de dosyaları içinden bulup çıkarabildiği bu kitap, Georg Lukács'ın Roman Kuramı'nın ve Søren Kierkegaard'un felsefesinin izinden giderek edebi bir türün toplumsal içeriğini ortaya çıkarmaya çalışıyor.

Edebiyat eleştirisi ile felsefenin kavuştuğu alanda keşfe çıkmak isteyenler için.

 

 

Joomla SEF URLs by Artio