Bu haftanın seçkisi (30 Ağustos) - Mesele 121

Haftanın kitapları

Bu hafta raflarda yerini alan kitaplar arasından Meselesi Olan 5 kitabı seçtik. İyi okumalar...

  Lenin'in Son Kavgası  

leninin son kavgasi
> Moshe Lewin
>Çev. Bülent Tanatar
> Yazın Yayıncılık, 240 s. 

> Satın almak için


Lenin'in Son Kavgası, Lenin'in hayatının son iki yılındaki son yazılar ve son mektuplarından ve sekreterlerinin günlüklerinden hareketle Stalinci karşı devrime karşı Lenin'in kavgasını tasvir ediyor. Lenin “proletarya diktatörlüğü”nün birkaç kişinin egemenliği haline geldiğinin farkına varır ve “Büyük Rus” milliyetçiliğine ve bürokrasinin artan gücüne karşı mücadele etmek için Troçki'ye yanaşır.

On iki hafta boyunca SSCB'nin yozlaşmasına engel olmaya çalışır. Sekreterlerine gizlice notlar, mektuplar ve bilhassa içinde Stalin'in açığa alınmasını öğütlediği, bilahare gizlenecek ve varlığı yadsınacak “vesayet”ini dikte eder.

 

 

 

  

  Demokrasi Dışı Siyaset  

demokrasi disi siyaset
> Xavier Márquez
> Çev. İsmail Çekem
> İletişim Yayınları, 430 s..

> Satın almak için



Demokrasi Dışı Siyaset: Otoriterlik, Diktatörlük ve Demokratikleşme 

“Demokrasi dışı rejimler kötü durumdadır ancak daha ölmemiştir. Zaman içinde dünyanın giderek daha demokratikleşeceğini düşünmek için yeterli sebepler vardır ama Martin Luther King Jr.'nin bir zamanlar söylemiş olduğu üzere ‘tarihin çizgisinin' her zaman ‘adalete meyledeceğine' bilimsel bir kesinlikle inanmak mümkün değildir. Siyasi liderler ve elitler, iktidarı tek elde toplamanın ve devleti kontrol etme mücadelesinin zemininin koşullarını ağırlaştırmanın yeni yollarını sürekli buluyor, bu yüzden de açık ve şeffaf siyasi rekabet için verilen mücadelenin sürekli yenilenmesi gerekiyor.”

Günümüz rejimlerini, zamanın ruhunu, lider tiplerini tanımlamada kavramsal bir enflasyonun izleri görülüyor: Faşizm, neo-faşizm, popülizm, aşırı sağ, otoriterizm, totalitarizm ve benzerleri… Hepsi de çok benzer olgulara ve süreçlere işaret ediyor ve neredeyse birbirlerinin yerine kullanılıyor.

Demokrasi Dışı Siyaset: Otoriterlik, Diktatörlük ve Demokratikleşme kitabında Xavier Márquez demokrasi dışı siyaset içerisindeki belirgin ayrım ve farklılıkları ortaya koymakla kalmıyor, demokratikleşme sürecinin sancılarını masaya yatırarak bazı rejimlerin nasıl bir yandan otoriter/antidemokratik öğeler barındırırken, diğer yandan demokratikleşme yolunu katedebildiklerini canlı örnek ve gözlemlerle aktarıyor.Yalnızca akademisyenlerin ve öğrencilerin değil, güncel politik gelişmeleri takip edenlerin de ilgisini çekecek ciddi bir başvuru kaynağı.

 

  Direnişin Mikropolitikası  

direnisin mikropolitikas
> Direnişin Mikropolitikası
> Kolektif
> Pinhan Yayıncılık, 280 s..
> Satın almak için


Mikropolitikaya ilişkin güncel tartışmaların ele alındığı bu çalışma, failliğe, direnişe, toplumsallığa ve politikaya dair soruları çeşitli bakış açılarından ortaya koyarken yeni düşünme ve duygulanma biçimlerine açılıyor. Her türlü iktidar etkisi karşısında faillerin özgürleşmesini, toplumsal ve politik olanın yeniden üretiminde mikropolitikanın nasıl bir etkiye sahip olduğunu tartışıyor.

İlişki ve pratiklerimizdeki baskıcı oluşumların mikropolitik analizi dışında, yeni bireysel ve kolektif mücadele biçimlerinin deneyimleri üzerine yoğunlaşan Direnişin Mikropolitikası, farklı ilgi ve dikkatlerden hareketle geliştirilen, güncel dünyanın koşullarına eleştirel bir müdahaleyi içeren düşüncelerin bütünleştirilmesi yoluyla ortaya çıkmıştır.

Çeşitli alanlardan yazarların bir araya gelmesiyle ortak bir çabanın ürünü olan bu çalışmanın hayatın daha eşitlikçi yeniden üretimine verimli katkılar sağlaması umuduyla…

 

 

  Feminist Politika Teorisi  

feminist politika teorisi
> Valeria Bryson
> Çev. Aylin Gülaşık
> Phoenix Yayınevi, 464 s..

> Satın almak için




Feminizm günümüzde krizde ya da düşüşte olarak algılansa da feminizmin önemsiz ve tarihe karışmış olduğu düşüncesine canı gönülden karşı çıkılabilir. Dünyadaki kadınların büyük çoğunluğu Batı'da yaşamamaktadır ve kadınların birçoğunun temel hakları ve yasal koruması yoktur. Küresel ekonomik güçlerin etkisi, etnik çatışma ve dini tutuculuk son yıllarda birçok kadının durumunu kötüleştirmiştir. Bu yüzden, bilgilendiren ve deneyim ve pratik yoluyla yolları keşfetmemiz gerekmektedir. 

Bu durum, mevcut paradigmanın ötesini de düşünmemize yardımcı olması için oldukça soyut bir feminist teoriye ihtiyaç duyulmasına rağmen bu kuramın kendi başına bir amaç olarak görülmemesi ve en soyut düşünürlerin bile önceliklerini ''gerçek dünya'' meselelerine göre ele almaları gerektiği anlamına gelmektedir. Çoğu feminist politika teorisi politik çözümlemelerinde kadınları ve kadınların durumunu merkeze alarak, neredeyse her toplumda erkeklerin kadınlara kıyasla neden daha fazla erk ve ayrıcalık sahibi olduğunu ve bunun nasıl değiştirilebileceğini sormaktadır. 

Bu yüzden feminist politika teorisi, sorgulamak ve değiştirmek için toplumu anlamaya çabalayan teoriyle meşgul olur; amacı soyut bilgiyle ulaşmak değil, feminist politika uygulamalarını yönlendirmek ve belirlemek için kullanılabilecek bilgi oluşturmaktır. Böylesine karmaşık bir hareketi anlamaya yönelik herhangi bir girişimin; meselelerin ve fikirlerin keyfi bir şekilde seçilmesine yol açması veya kadınların faaliyetlerini görmezden gelen erkek tarihçiler kadar diğer aktörlere ve katılımcılara yazılarında yer verme, kendi faaliyetlerini ve ilgi alanlarını önceliklendirme eğilimlerinde olan orta sınıf beyaz kadın tarihçilerin perspektifinden olayları görme riskini taşıması muhtemeldir. Ne var ki yazar, göze çarpan bireylerin fikirlerini ve bir bütün olarak feminist hareketle etkileşimlerini en iyi derinlikte incelemeye çalışmıştır.

 

  Akdeniz Medeniyetleri  

akdeniz medeniyetleri
> Monique O'Connell - Eric R. Dursteler
> Çev. Bozkurt Leblebicioğlu
> Say Yayınları, 576 s..
Satın almak için

 

Asya, Afrika ve Avrupa'nın kesişim noktası Akdeniz, binlerce yıl boyunca farklı toplulukları birbirine bağlamış, yoğun ekonomik, politik ve kültürel ilişkilerin ortak zemini olmuştur. Çok devlet kurulmuş, bir o kadar devlet yıkılmıştır. Egemen güç kendi din, dil ve kültür yapısını getirmiş, halkı kendi tabiiyetine mecbur bırakmış, bu yolda çok insan canından olmuştur. Ancak Sicilya'daki Yunan tapınakları, Kuzey Afrika'daki Roma kalıntıları ve Yunanistan'daki Osmanlı surları, Akdeniz'in hiçbir sınırı, dini ve etnik kimliği tanımadığının kanıtları olarak bugün hâlâ ayakta.

Akademisyenler Monique O'Connell ve Eric R. Dursteler Akdeniz Medeniyetleri'nde, Roma'nın beşinci yüzyıldaki çöküşünden Napolyon'un 1798'deki Mısır seferine kadarki dönem içinde çokça çekişmelere, savaşlara sahne olan bu coğrafyayı ustalıkla inceliyorlar, ticaret yolları, savaşlar, anlaşmalar, salgın hastalıklar, nüfus değişiklikleri gibi toplumu doğrudan etkileyen unsurlar hakkında ayrıntılı bilgiler veriyorlar.

Akdeniz'in eşsiz coğrafyasını tümden ele alması bakımından zengin, akademik dilden uzak olması bakımından kolay anlaşılır olan Akdeniz Medeniyetleri, Akdeniz'in zengin, çok kültürlü tarihine disiplinler arası bir yaklaşım getiriyor.

 

Joomla SEF URLs by Artio