Bu haftanın seçkisi (31 Mayıs) - Mesele 121

Haftanın kitapları

Bu hafta raflarda yerini alan kitaplar arasından Meselesi Olan 5 kitabı seçtik. İyi okumalar...

  Emek Vererek Demokrasi  

emek vererek demokrasi
> Gülay Kutal
> Ayrıntı Yayınları 272 s.

> Satın almak için

Türkiye'de demokrasi üzerine düşünmenin tam sırası! Bu günlük, “Demokrasi ne demek?” sorusuna 2016 Sonbahar – 2017 Sonbahar döneminde Norveç'teki günlük hayatımdan ve siyasi faaliyetlerimden örneklerle, bu ortak düşünme sürecine katkıda bulunmak için yazıldı.

Burada amaç ne demokrasi ve Türkiye üzerine ahkam kesmek ne Norveç'i övmek ne de demokrasi üzerine karşılaştırmalı bir eğitim kitabı sunmak. Amaç sadece Norveç'teki demokratik deneyimlerin paylaşılması ve sosyalist politikalarla düzeltilebilecek konulara parmak basarak Türkiye'de kendini solda görenlere, Norveç'teki sorunlar ve önerdiğimiz çözümlerle bir ışık tutmak.

Batılı yazarlar Doğu ülkelerine dair deneyimlerini yazıya dökme konusunda oldukça becerikliler. Tersine daha az rastlıyoruz. Bu kitap da bu “ters” örneklerden biri belki. Norveç'te uzun yıllar yaşamış olmaktan edindiğim deneyim, katılımcı demokrasinin çok meşakkatli ama bir o kadar da gerekli olduğu. Birlikte ilerleyebilmenin, itişe, tepişe ama insanca yaşamanın yolu birbirini dinlemek, birbirinin fikrine saygı göstermek, inandığın şeyleri başkalarına da kabul ettirebilmek için dil dökmek, argümanlar kullanmaktan geçiyor.

Demokrasinin “huzur getiren tadına” varabilmek için bu çabalar olmak zorunda. Bireylerin adil bir toplumda çiğnenemeyecek hakları olması gerektiği anlamında özgürlük ve halkın kendi yaşamını etkileyen kararlarda söz sahibi olması gerektiği anlamında bir demokrasi için; dünyanın bir ucundaki Norveç'ten demokratik katılım örnekleriyle Türkiye'de demokrasi ortak paydasında buluşmaya katkı için: İyi okumalar!

 

  Meksika Devrimi’nde Anarşist Etkiler  

meksika
> Jason Wehling
> Çev. Gün Zileli
> Kaos Çocuk Parkı Yayınları, 56 s.
> Satın almak için

Bu kısa broşür, Meksika Liberal Partisi'nden doğan ve Ricardo Flores Magon'un önderliğini yaptığı hareketi merkez alarak, 20. yüzyılın büyük köylü ve işçi devrimlerinden biri olan Meksika Devrimi'nde çeşitli anarşist grupların oynadığı rolü konu alıyor.

Meksika'ya giremeyen ve ömrünün önemli bir bölümünü Amerika'nın hapishanelerinde geçiren Flores Magon'un muhalefetine rağmen, Carranza iktidarından “işçi hakları” için tavizler kopartacakları inancıyla Zapata'nın köylü devrimine karşı “milisler” oluşturan anarko-sendikalistlerin trajik hatasının tarihin önemli derslerinden biri olduğunu da öğreniyoruz Jason Wehling'in anlatımından.

Anarşist Flores Magon, tarihin sisleri içinden bizlere sesleniyor: “İktidarlarla, ne olursa olsun asla ittifak yapmayın. Egemenlerle aynı yatağa girilmez.”

 

 

  Türkiye’de Cinsiyet Kültürleri   

turkiyede cinsiyet kulturleri
> Der. Ayşecan Terzioğlu
    Cenk Özbay
> İletişim Yayınları, 350 s.
> Satın almak için


Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Mükemmeliyet Merkezi tarafından 2010 yılından beri verilen Dicle Koğacıoğlu Makale Ödülü'nü kazanan eserlerin arasından seçilerek derlenen bu kitap, Koğacıoğlu'nun çalışmalarında ön plana çıkan hukuk sosyolojisi, cinsiyet çalışmaları, eşitsizlik ve ayrımcılık gibi kavramların altını çiziyor.

Kentler ve mekânlar; diller ve öznellikler; erkeklikler ve cinsellikler olmak üzere üç bölüme ayrılan kitap, şehir dışında yer alan toplu konutlarda bir kadın olarak tek başına yaşamak, Kürt kadınlarının sözlü şiir ve ağlama pratikleri, Karadeniz'de bir kız kaçırma “geleneği” olan çekme anlatıları, eşcinsel ve biseksüel erkeklerin mekânsal sosyalleşmesi gibi konuları inceliyor, Koğacıoğlu'nun izinden giderek sosyal bilim çalışmalarına yeni bir soluk getiriyor, bu çalışmalara zenginlik katmayı hedefliyor.

“Dicle [...] sadece hegemonik politik ve toplumsal söylemleri eleştirmekle kalmıyor, Batı'da ortaya çıkan ve gelişen sosyal bilim teorilerinin ve kavramlarının da Türkiye gibi farklı coğrafyalarda yapılan saha çalışmalarından ortaya çıkacak yeni teoriler ve kavramlarla harmanlanmasıyla oluşacak daha çoğulcu ve çok sesli bir sosyal bilimler anlayışının hayalini kuruyordu. Dicle ancak bu şekilde bu sorunların ve onların insanların hayatında yol açtığı acıların ortadan kaldırılmasında somut adımlar atılacağına inanıyordu.” - Ayşecan Terzioğlu

 

  Faiz Meselesi  

faiz meselesi
> Der. Murat Ustaoğlu
    Ahmet İncekara
> İstanbul Bilgi Üniversitesi
    Yayınları, 392 s.
> Satın almak için

İktisadi faaliyetleri tek bir disiplin altında inceleyip kuramsal çerçeveye indirgemek mümkün değildir. Sosyal sistem kuramında, toplumsal ilişkilerin iktisadi, politik, sosyal/kültürel ağlar etrafında kümelendiğini belirten sosyolog Parsons bireylerin içinde yaşadığı toplumun değerlerinden etkilenerek sosyo-kültürel ilişkilerini inşa ettiğini belirtir.

Özünde maddi ilişkileri analiz eden iktisadi düşünce de bu tahayyülün bir parçası olarak değerlendirilmelidir. İnsan hayatının maddi kavramlarını kurgulayan bu disiplinin muhtemelen en girift alanı kökeni ilk insana kadar uzandığı varsayılan borç ilişkileridir.

Tarihin medeniyetlere borç ilişkilerini faizden bağımsız değerlendirme imkânı tanıdığını iddia etmek gerçekçi değildir. Faizden elde edilen yüksek kazancın popüler bir mesleğe dönüşmesi ile başta kölelik olmak üzere pek çok sosyal sorunun kaynağı haline gelir.

Sümerlerden modern çağa hemen her medeniyette olduğu gibi sosyal maliyeti giderek kabaran bu fatura kaçınılmaz şekilde bir gün yeniden insanlığın önüne konulacaktır. Tarihi süreç faiz meselesinin yakın gelecekte tartışma konusu olmaktan çıkacağına dair umutları azaltmaktadır.

Bu eser, detaylıca ele aldığı, modern iktisadi düşünce literatürüne paranın kirası olarak giren ve pek çok medeniyetin sosyal hayatını derinden etkileyen faizli borç ilişkilerinin Antik Çağ medeniyetlerinden günümüze uzanan serüvenini, iktisadi bir araç olma fonksiyonunun yanı sıra aynı zamanda nasıl bir sömürü aracı olarak da işlev gördüğünü gözler önüne sermektedir.

 

  Boşa Geçirecek Vakit Yok  

bosa gecirecek vakit yok
> Ursula K. Le Guin
> Çev. Damla Göl
> Hep Kitap, 216 s.
> Satın almak için


Ursula K. Le Guin'in yaşlılık hakkında söyleyecekleri var: Bana yaşlılığımın var olmadığını söylemek aslında benim de var olmadığımı söylemek demek. Yaşımı sildiğinizde, hayatımı da siliyorsunuz – beni siliyorsunuz.

Fantazya hakkında anlatacakları var: Fantazya yalnızca “Ya işler şu anda olduğu şekliyle devam etmeseydi?” diye sormaz, öteki türlü olsaydı nasıl olabileceğini de gösterir.

Kahvaltı hakkında nasihatleri var: Bir yumurtayı kabuğunu soymadan yemek sadece pratik değil, azim, hatta cesaret ve muhtemelen suça iştirak etme arzusu gerektiriyor.
Ve ödüller hakkında da: Sanat bir at yarışı değil. Edebiyat da Olimpiyat değil.

Duru, samimi, muzip, zeki... Yaşamış en özel insanlardan biri olan Ursula K. Le Guin'den edebiyata, kahvaltıya, kedilere, ödüllere ve aslında hayata dair olağanüstü bir eser! Kitapların insanlarla nasıl arkadaşlık edebildiğini merak edenlere ve bu çok özel arkadaşlığa ilişkin hafızasını tazelemek isteyenlere, pek çok şeyin dertleşildiği ve günün sonunda hayatın biraz daha güzel olduğu bir hayat anlatısı.

Boşa Geçirecek Vakit Yok, seksenlerinde bir kadının nasihat etmeden, kibirlenmeden içini döktüğü sıcacık bir kitap.

Joomla SEF URLs by Artio