Şefik Onat’ın romancılığının lezzetini bilen bilir: Bir keresinde Bodrum’da güzel bir akşamüstü karşılıklı oturmuş, edebiyattan, sanattan, şundan bundan söz ederken tarih dersini çocuklarına nasıl “şeker kâğıdına” sarılı bir şekilde öğrettiğini anlatmıştı.
Tarihi olaylar başlar, patlak verir ve sonunda olup biter. Ne kadar mutluluk verici veya trajik olduğunun bir önemi olmaksızın insan hafızası güçsüzdür dünyanın çalkantısı karşısında.
Bu olup bitenler iyi bir hikâye anlatıcısının süzgecinden geçmedikçe sıradan bir “olaylar dizisi” olarak kalmaya mahkûm olur. Hariciyeci, diplomat Şefik Onat mesleği gereği dünyanın dört bir yanını dolaşmış, önemli kişilerle oturup kalkmış, güven ve sadakatin en tatmin edici anlarına, ihanetin her türlü mertebesine tanıklık etmiş, kimi zaman kendini tehlikeli durumların içinde bulup can korkusu yaşamış bir yazar olarak Casuslar İni İstanbul romanında bizi İkinci Dünya Savaşının arifesine, 1941 yılına götürüyor ve o dönemde dünyanın dört yanından casusların akın ettiği, İstanbul’un fokur fokur kaynadığı günleri anlatıyor.
“Burası Casuslar İni İstanbul’du, herkes bilgi müşterisi, herkes muhbirdi, her zaman herkesin elinde satılık bilgi vardı; aynı bilginin birden çok tarafa satılması ise en büyük sorundu!” (Casuslar İni İstanbul, Sf. 60)

Şefik Onat
Varlık Yayınları
400 sayfa, 2023
Casuslar İni İstanbul romanı 1941 yılında Pera Palas’ta patlayan bir bombayla açılıyor. O dönemde İstanbul, siyasetin acımasız sahnesinde belirleyici bir rol üstleniyor. Siyasi görevleri uğruna oradan oraya cirit atan casuslar için neredeyse bir mabet gibi; en derin, en gizli, en kullanışlı, aynı zamanda dünyanın en güzel, en ihtişamlı şehirlerinden biri!
Romanda İstanbul’un sokaklarında biz de Kenan karakterinin peşine takılıp sürüklenirken bazı düğüm noktalarında soluklarımızı tutuyoruz. Bu eserin yakında Storytel tarafından hazırlanacak sesli kitap versiyonuyla böylesi bir gerilimi yalnızca okumakla kalmayacak, seslerin ve tonlamaların kattığı atmosferle çok daha yoğun yaşayacağız.
Son dönemde sesli kitapla ilgili önyargılarıma son veren öyle güzel seslendirmeler çıktı ki artık kitabı elimde tutarak okuma zevkini bir yanda muhafaza ederek, bazı kitapları da işitmenin ve karakterlerin akışında sürüklenmenin tadını çıkarıyorum.
Hikâye anlatıcılığından söz açılmışken Şefik Onat’ın yazar Mahmut Şenol ile sürdürdüğü ¨Elçiye Zeval Olmaz¨ podcast serisini de anmadan geçmeyelim. İki eski dostun samimi sohbetine kulak verirken sanki yan masada oturuyor ve onların neşeli muhabbetine dahil oluyormuş gibi hissediyorsunuz.
Çok yakında ise Apaçık Radyo’da Casuslar İni İstanbul romanı, Şefik Onat’ın kızı Yaprak Onat ile seslendirilerek radyo tiyatrosu olarak dinleyicilerle buluşacak.
Şefik Onat’ın tükenmeyen üretme iştahı, ustalıkla icra ettiği roman sanatının yalnızca sayfalarla sınırlarında kalmadığını, farklı mecralara taşarak yeni biçimler kazanacağını gösteriyor. Onat kimi zaman bir romanın katmanlı örgüsünde, kimi zaman bir podcast’in içten sohbetinde ya da radyo tiyatrosunun dramatik sahnelerinde karşımıza çıkıyor. Türler değiştikçe biçim dönüşüyor, yine de anlatımdaki lezzet, samimiyet ve derinlik baki kalıyor; hikâyeler aynı yoğunlukla zihnimizde yankılanmaya devam ediyor.



