Ustalara Saygı - Mesele 121

Türk tiyatrosunun usta ismi, akciğer rahatsızlığı nedeniyle tedavi gördüğü hastanede 91 yaşında vefat etti. Hayatına sayısız oyun ve ödüller sığdıran Kenter, 2009-2010 sezonunda Kraliçe Lear oyununu yönetti ve baş rolünü oynadı. 

Percy Bysshe Shelley otuzuncu yaş gününe birkaç gün kala, 8 Temmuz 1822’de, Akdeniz’de boğularak öldü. Lord Byron’dan gelen maddi jestle aldığı ve Don Juan adını verdiği tekne İtalya’nın La Spezia kasabası açıklarında alabora olmuştu! Yıllar önce intiharına sebep olduğu ilk eşi gibi, o da boğularak ölmüştü…

Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi bünyesinde yürütülen “Kişisel Arşivi Işığında Leylâ Erbil’in Edebi Dünyası” isimli proje, Türkçe edebiyatın önemli isimlerinden Leylâ Erbil’in kişisel arşivini kataloglayarak dijital ortama aktarıp araştırmacılarla paylaşıma açmayı hedefliyor.

Çağdaş şiirin en önemli isimlerinden küçük İskender kansere yenik düştü. 55 yaşında hayata veda eden küçük İskender, “Benim öldüğümü duydukları gün dansa gitsinler. Bir gün önce dansa gidenler de çok özledikleri sevgililerini arasınlar. Böyle bir adam yaşadı diye eğlensinler” demişti…

Romanlarında, Sanayi Devrimi yıllarının yoksullarını, emekçileri, açlık ve sefaleti, sağlıksız evleri betimleyen; Marx ve Engels’in “... İçinde yaşanılan dönemi tüm pislikleriyle anlatan gerçekçi yazar” olarak tanımladığı Charles Dickens’ın kendisi de çocuk yaşta işçi olarak çalışmıştı.

Anadolu insanının renklerini ustaca tuvale yansıtan ressam İbrahim Balaban 98 yaşında yaşama veda etti. Bursa Cezaevi'nde tanıştığı Nâzım Hikmet'in desteği ve ilgisi sayesinde resim yeteneğini ortaya çıkaran Balaban bugüne kadar 2 binden fazla tablo ve bunun birkaç katı desen üretti.

Ahmed Arif, ölümünün 28’inci yılında Pen Yazarlar Derneği Diyarbakır Temsiliciği tarafından düzenlenen etkinlikle anıldı. Sur’ların dibindeki Ahmed Arif büstünün bulunduğu parkta yapılan etkinlikte, Diyarbakır’da yaşayan şair ve yazarlar, Ahmed Arif şiirlerini okudu.

15 yaşında ‘bar boy’ olarak başladığı barmenlik hayatını bir yazar ve içki kültürü temsilcisi olarak sonlandırdı. Çilingir sofraları, Rakı adabı gibi konuların piriydi. Ama esas mesleği barmenlikti. ‘Eski İstanbul Barları’, okumaktan en çok keyif aldığım kitabıdır.

TÜYAP tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği’nin işbirliği ile hazırlanan 38. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın “Onur Yazarı” Adnan Özyalçıner olarak belirlendi. 2-10 Kasım 2019 tarihleri arasında düzenlenecek fuarın teması ise “Edebiyatımızda 50 Kuşağı” olacak.

Son kitabı “Ben Leyla Gencer” bağlamında Gencer’in müzik serüveni ve bugünün sanatçılarına bıraktığı mirası anlatan Evin İlyasoğlu, sanatçıyı kişileştirerek kendini var etme yolculuğunda yaşadığı coşkularını, hayal kırıklıklarını, sevinçlerini, acılarını kendi ağzından hikâyeleştiriyor.

Türkçeye "Benden Selam Söyle Anadolu’ya" adıyla çevrilen "Kanlı Topraklar" romanıyla dünya çapında tanınan Dido Sotiriyu, 18 Şubat 1909'da Aydın Şirince kasabasında doğdu. Hayatı boyunca kadın hakları, insan hakları ve demokrasi mücadelesinin içinde yer aldı.

31 Aralık’ta hayatını kaybeden Gülriz Sururi için, Türkiye’nin ilk Müslüman profesyonel primadonnası olan annesi Suzan Lütfullah’ın sahneye çıktığı Süreyya Operası’nda tören düzenlendi. “Aşka, Sanata, Yaşama dair” başlığı ile düzenlenen etkinlikte Gülriz Sururi ile 2017 yılında yaşamını yitiren eşi Engin Cezzar anıldı.

Frida Kahlo’nun metalaşması hızlı ve acımasızca oldu… Frida kupaları, minderleri, vazoları, takvimleri, örtüleri, küpeleri, el çantaları, çorapları, bardakları ve kutuları… Oysa Kahlo amansız bir anti-kapitalistti.

Hrant Dink'in katledilişinin 12. yılında vurulduğu yerde her yıl olduğu gibi bu yıl da binler biraraya geldi. Bu yılki konuşmayı 1948 yılında gözaltında kaybedilen Sabahattin Ali'nin kızı Filiz Ali yaptı. Anmaya bir yılı aşkın süredir cezaevinde tutuklu olan Osman Kavala da bir mesaj gönderdi. Hrant Dink'in 19 Ocak 2007'de vurulduğu yerde saat 15.00'te yapılan anmada Filiz Ali'ninyaptığı konuşma şöyle:

Agos Gazetesi kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, öldürülüşünün 12. yılında anılıyor. Dink'in öldürüldüğü gün olan 19 Ocak'ta saat 15.00'te her yıl olduğu gibi bu yıl da bir anma töreni gerçekleştirilecek. Tören Dink'in öldürüldüğü yerde, Osmanbey'de, eski Agos ofisinin önünde yapılacak. Anmayı organize eden Hrant'ın Arkadaşları grubu "Vazgeçmiyoruz Ahparig" başlıklı mesajda 19 Ocak Cumartesi günü saat 15.00'te buluşma çağrısı yaptı.

"Gülriz Sururi veda etti." Veda etti ama giderken bizim hayatımızı da değiştirdi. Gülriz Hanım'ın hayatımızı nasıl değiştirdiğini anlatırken, kısacık ama çok değerli, hatta bir lütuf olarak gördüğüm dostluğumuza dair benim de bir iki kelam etmem gerektiğine karar verdim.

Nazım Hikmet’in el yazısı mektupları, Cemal Süreya’nın ceketi, Sennur Sezer’in kitapları, Ece Ayhan’ın daktilosu, Azım Bezirci’nin kimliği… Yerli ve yabancı edebiyatın önemli isimlerine dair belge ve hatıratlar, Kadıköy’de edebiyatseverlerle buluştu.

Pier Paolo Pasolini, 2 Kasım 1975'te bugüne kadar yargı önüne çıkarılamayan katiller tarafından hunharca öldürüldüğünde 53 yaşında idi. İşlenen cinayetin üzerindeki sis perdesi yıllar süren araştırmalar ve spekülasyonlara rağmen henüz ortadan kalkmadı.

Artık nereye gitsek haberler cebimizde. Hele son dakika haberleri...! Bunların hayrı olmaz çoğunlukla. Hiç hayırlı bir son dakika haberine denk geldiniz mi? Yok öyle bir şey...
İşte bi son dakika haberine pazarertesi (01.10) işten çıkıp eve giderken rastladım. 
EILMELDUNG: Der Sänger Charles Aznavour ist im Alter von 94 Jahren gestorben.

Edebiyatta bilinç akışı tekniğinin usta yazarı James Joyce’un eşi Nora’ya yazdığı mektubun 240 bin Sterlin’e satıldığını okurken içime en insani yanımızı yok etmenin acısı çöktü. Ama hemen belirtmeliyim ki klasörler dolusu sakladığım mektuplarımın hiçbirini yüz binlerce Sterlin’e satılan o mektupla değişmem.

Fiziğe yaptığı çok önemli katkıların yanı sıra engelli insanlara büyük bir moral kaynağı sağlamış, çok satan kitaplarıyla bilimin kitlelere yayılmasına hizmet etmiş ve çevre, genetik mühendisliği, yapay zeka, dünya dışı uygarlıklar gibi ilginç güncel tartışmalarda da yılmadan görüşlerini açıklamış olan Stephen William Hawking, 14 Mart 2018 günü, Cambridge civarındaki evinde huzur içinde vefat etti.

- Bugün günlerden ne?
- 4 Şubat Pazar...
- Pazarı boş ver. Madem 4 Şubat, günlerden Zabel olsun mu?
- Olsun... Olsun da neden? Zabel ne? Ya da kim?
- Nedeni sorunun içinde zaten. Zabel´in bilinmeyen, görünmeyen varlığında. Ama bu yazıyı okuduktan sonra nereye baksan, inan orada Zabel´i hemen farkedeceksin. Denize, toprağa, ve hatta havaya bile sinen, kırgın ama yine de direngen bir mentalitedir Zabel. Gücünü derinliğinden alır. Derinliği bu coğrafyanın tarihsel ve kültürel zenginliğinden gelir. Doğum günü 4 Şubat... Yani 4 Şubat 1878´de İstanbul´da doğmuş.
- Ölüm tarihi...?
- O yok...
- ???!!!!

Tüm dünyada kim bilir kaç insanın hayatına değdin, değiştirdin. Ben de onlardan biriyim. Şiirimsiler yazdım ilkokuldan beridir. Herkes hayatının bir döneminde şairdir ve ben de onlardan biri olarak görüyordum kendimi. Benimkisi biraz uzun sürmüştü, o kadar. Evinde, mutfağında, sokağında, hatta otobüs durağında aklına geldiğinde çiziktirendim.

Bensaïd'in bir Marksist entelektüel olarak tanınması 1995 sonrasına tekabül eder. Ama bu dönemde bile, Henri Maler'in deyişiyle onun, ''tanınmış, ama daha çok kendisini tanımasına önem verdiği kişiler tarafından tanınmış'' bir teorisyen olduğu söylenebilir. Ne var ki İngiliz Marksist Alex Callinicos'un şu sözleri, Bensaïd'in bir Marksist entelektüel olarak yerini daha iyi özetliyor: ''Bir zamanlar Perry Anderson, 'İngiltere'deki ve muhtemelen Avrupa'daki en iyi sosyalist yazarımız Edward Thompson’dur' diye yazmıştı. Benzer şekilde bizim de bugün, Daniel Bensaïd'in sosyalist yazarlarımız arasında en iyisi olduğunu söylemek için çok nedenimiz var: açıklığı, derinliği, çarpıcı formülasyon, metaforik çağrıştırma, ironi ve istihza yeteneği; daha da ötede, okuyucuyu şaşırtan edebi ve felsefi zenginliği...''

Bundan yıllar önce, Lizbon’un kuzeydoğusunda küçük bir köy olan Azingaha’da sıcak bir esinti, ellerini çenesine dayamış keyifle dedesinin hikâyelerini dinleyen José’nin kirpiklerinde dolaşıyordu. José Saramago henüz iki yaşındayken, ailesi iş bulmak ve çalışmak için köylerinden kalkıp Lizbon'a taşınmış, böylece o da ancak yaz tatillerinde Azingaha’nın besleyici doğasıyla bürülü hikâyeleri dinler olmuştu. Okuma yazma bilmemesine rağmen mükemmel birer hikâye anlatıcısı olarak nitelendirdiği büyükannesi Josefa ve büyükbabası Jeronimo’ya olan vefa borcunu, 1948’de Jeronimo öldükten tam 50 yıl sonra, Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandığı gün tam anlamıyla olmasa da bir nebze ödediğini varsayacaktır.

“...Başkalarını gözlemlediğim zaman, yani başka ailelerin çocuklarını, kendi çocuklarımı ve Armenak Saroyan ile Takuhi Saroyan´ın dört çocuğundan biri olan kendimi düşünürüm. Başkalarının çocuklarının ne kadar aklı başında, terbiyeli, becerikli, saygılı ve ne yapacaklarının kestirilebilir olduğunu, buna karşın benim halkımın çocuklarının, insanları hayretten hayrete düşürdüğünü görür, şaşar kalırım. Öteki çocuklar kim oldukları, bu dünyadaki yerleri ve yapıp ettikleri konusunda fevkalade rahattır. Oysa biz Ermeniler için bu ta en başından beri müthiş bir mücadeledir.”

Türkiye’nin seçkin yazar, çevirmen ve yayıncılarından Orhan Suda 6 Mayıs 2014′de İstanbul’da hayata gözlerini yumdu. Dostluğuyla gurur duyduğumuz sevgili Orhan Suda, 60′lı yılların sonunda Ant Yayınları‘na da çevirileriyle önemli katkılarda bulunmuştu. Ailesine ve sol hareketteki mücadele arkadaşlarına başsağlığı diliyor, acılarını paylaşıyoruz.

Çok Okunanlar

Facebook'ta Mesele