Mesele / Çarkıfelek - Mesele 121

Ernesto Che Guevera, 1950'de ve ertesi yıl bir kez daha Latin Amerika'yı boydan boya motosiklet üzerinde katetmek amacıyla Arjantin'den, başkenti Buenos Aires'ten yola çıkar. Motorun selesine yaşıtı sayılacak arkadaşı Dr. Alberto Granado’yu oturturBeraberce, arkalarında bir toz bulutu bırakıp tozu toprağı birbirine katarak, sele üzerinde zıplaya hoplaya koskoca Kıt'ayı dolaştılar; bildik hikâyedir, filmini de kaçırmadık.

Bir romanı okudunuz, bitirdiniz; güzel, pekâlâ, iyi ettiniz.
Kitabın kapağını eski bir dosttan ayrılmanın hüznüyle kapatıyorken, eğer, roman kahramanları sizinle konuşmaya başlarsa, o zaman işiniz iş demektir.
Yoksa okunan onca şeyin bir kıymeti olmaz.
İyi bir romanın kahramanları günlerce, bazen haftalarca gelip omuz başınızda belirir, sizi sohbete davet eder.
Bazıları arsızdır, siftinir kalır; bir yerlere gitmez.
Kimisi de mahcuptur, utana sıkıla kendisini arada bir hatırlatmak ister.
Ben böyle bir roman kahramanıyla birkaç zamandır konuşup duruyorum, geliyor işim başımdan aşkınken, kimi zaman da ben onu davet ediyorum.
Davete icabet etmediği de var!
Roman kahramanı İfemelu her zaman müsait değildir, bazen uykusunda oluyor mesela...
Yarı açık kalın, etli dudaklarıyla kim bilir hangi rüyasına, o rüyasında beliren göçmen ümitlere gülümsüyor.

Alman Nazizminin dehşet sembolü haline gelmiş bulunan Auschwitz Toplama (Temerküz) Kampını Sovyet Kızıl Ordusu 1945 yılının 27 Ocak günü ele geçirdiğinde, oradan sağ kurtulabilmiş az sayıda Yahudi arasındaki ikiz kız çocuklarından Eva Mozes, 85 yaşındayken önceki gün, bu kampı bir grup genç insana gezdirmek üzere bulunduğu Polonya’da vefat etti.

Sokakta yaşayan insanlara imrenen, onlar gibi bir hayat sürmek isteyen bir arkadaşım var. Aynı anda üç-dört topu havada tutmaya çalışan jonglörler gibi o da uzun zamandır birkaç işi aynı anda idare etmeye çalışıyor. Yorgun. Onun yerinde kim olsa her şeyi bırakıp kaçmak ister.

Bugün yine hiç tanımadığım bir kadına ve onun yaşama inancına hayranlıkla karışık derin bir sızı duyarak baktım Türkiye penceremden. Sosyal medya sayesinde tanıdığım, gülen gözlerini ve kendini ifade etme biçiminin basitliğine ve derinliğine hayranlık duyduğum kadınlar var. Bu kadınlar, güçlü ve ışık saçıyor çevrelerine. Bu kadınlardan birini yitirdik bugün.

Milli Eğitim Bakanlığının internet sitesinde ilan ettiği toplumsal cinsiyet eşitliği projeleri gündeme geldi bu hafta. Çok toz dumanlı bir hafta olduğu için bir grup sağ çevrede infial yaratan, skandal diye gazete sürmanşetlerine konu olan “eşitlik” karşıtı propaganda işe de yaradı üstelik. Projeler internet sitesinde ilan edilen aktif durumundan rafa kalktı. Halbuki büyük ihtimalle AB fonlarından yapılan ve büyük destekler alınan bir proje bu.

Cumhurbaşkanının eşi olan zat, Salda gölünde incelemeler yaptıktan sonra, mutmain olduğunu söyleyerek hepimize de mutmain olmamızı tavsiye etmiş. Anlamına baktım üşenmeyip. Cahilliğime verin, yeni duyduğum bir kelime veya duyup unutmuş da olabilirim, zira kullanımdan kalkmış olduğu açık olan kelimeleri hayatımıza değişik anlamlar üretip sokan bir iktidarımız var.

Türk tiyatrosunun usta ismi, akciğer rahatsızlığı nedeniyle tedavi gördüğü hastanede 91 yaşında vefat etti. Hayatına sayısız oyun ve ödüller sığdıran Kenter, 2009-2010 sezonunda Kraliçe Lear oyununu yönetti ve baş rolünü oynadı. 

Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı TÜSTAV, Ruhi Su’nun aramızdan ayrılışının 34. yılında Sofya Radyosuna verdiği röportajdan bir bölümün ses kaydını ve kaydın çözümünü yayınladı. Paylaşıyoruz.

Percy Bysshe Shelley otuzuncu yaş gününe birkaç gün kala, 8 Temmuz 1822’de, Akdeniz’de boğularak öldü. Lord Byron’dan gelen maddi jestle aldığı ve Don Juan adını verdiği tekne İtalya’nın La Spezia kasabası açıklarında alabora olmuştu! Yıllar önce intiharına sebep olduğu ilk eşi gibi, o da boğularak ölmüştü…

1993’ten bu yana ülkemizin kültür yaşantısına katkıda bulunan Aras Yayıncılık, yayın hayatına başladığı günden beri faaliyet gösterdiği Beyoğlu’ndaki Hıdivyal Palas’ta kurduğu yeni mekânında, çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapacak olan Yesayan Salonu ve ilk kitaplarını Eylül ayında yayımlayan çocuk edebiyatı yayınevi Hippo Kitap’la yeni bir döneme adım atıyor.

Mezopotamya Vakfı, Kürt folkloru üzerine bölgede 20 kişi ile yaptığı çalışmalar sonucu toplanan öykülerin yer aldığı “Kûçikê Daliqandî” ve “Meryemnîgarê” adlı iki kitabı yayımladı. Vakıf, aynı araştırma sonucu derlenen 8 kitabı daha yayın programına aldı.

Almanya’daki Nazi zulmünden kaçıp Kadıköy Moda’ya gelerek Türkiye’de çalışmalarını yürüten Alman bilim insanlarının öyküsünün yer aldığı “Moda’nın Mülteci Alman Profesörleri” kitabı, Kadıköy Belediyesi Kültür Yayınları’ndan çıktı. Yazar Hakkı Bilen’in kaleme aldığı kitap; Almanya’da Adolf Hitler liderliğindeki Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’nin üniversite ve sanat kurumlarına baskı kurmasıyla birlikte görevden alınan bilim insanlarının Türkiye’ye göçünü anlatıyor.

Çok Okunanlar

Facebook'ta bizi bul

Ziyaretçiler

186 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Joomla SEF URLs by Artio