Bu haftanın seçkisi (5 Temmuz) - Mesele 121

Haftanın kitapları

Bu hafta raflarda yerini alan kitaplar arasından Meselesi Olan 5 kitabı seçtik. İyi okumalar...

  Komintern’in Seyyar Militanları  

kominternin seyyar militanlari
> Taline Ter Minassian
> Çev. Erden Akbulut 
> Yordam Kitap, 384 s.

> Satın almak için


Komintern’in Seyyar Militanları: Sovyetler Birliği ve Ortadoğu’daki Azınlıklar

Ermeni asıllı Fransız tarihçi Taline Ter Minassian, tarihin önemli bir kesitine, dünya coğrafyasının kritik bir bölgesine bakıyor. Yirminci yüzyılın ilk yarısı boyunca SSCB'nin dış politikasını değerlendiren Minassian, özellikle 1920'lerden Soğuk Savaş dönemine, bu ilk sosyalist ülkenin Ortadoğu, Akdeniz, Yakın Asya ve azınlıklar politikasına odaklanıyor.

Ortadoğu'daki komünist partilerin kuruluşunda azınlıkların rolü neydi? Sovyetler Birliği'nin çıkarları kurulan ilişkilerde ne derece belirleyici oldu, Komintern bu ilişkilerde nasıl bir rol oynadı? “Sıcak denizlere ilerlemek” bir efsane mi, gerçek mi? Ermeniler, Azeriler ve diğer halklar Sovyetler Birliği'ne dahil olurken, Türkiye, İran, Lübnan, Mısır, Suriye gibi ülkelerle, Araplar, Kürtler ve Yahudilerle ne türden bir diplomasi yürütüldü? “Azınlıkların korunması ve araçsallaştırılması” gibi tartışmalar nasıl gelişti? Azınlıklara bir ulusal kurtuluş modeli sunan “milliyetler politikası”nda ve Sovyet diplomasisinin gücünde yıllar içerisinde ne gibi değişimler yaşandı?

Bir yanda bu türden sorular, diğer yanda da azınlıklar arasından gelip Sovyet ütopyasının “seyyar militanları” olarak görev üstlenen, kozmopolit ve başına buyruk o kahramanlar.

“Geçmişten Geleceğe Sosyalizm” dizisi arasında yayımlanan bu kitap, sosyalist bakış açısıyla yazılmamış olmasına karşın, zengin belgelere dayanarak Sovyetler Birliği ve izlediği azınlıklar siyaseti hakkında aydınlatıcı bilgiler sunuyor.

 

  Kaotika  

kaotika
> Necla Akdeniz
> Agora Kitaplığı, 256 s.
> Satın almak için


Haydi, gelin bir oyun oynayalım...

Dünyayı değil ama yaşamı yeniden oluşturalım.

Aşk koyalım bu oyuna: Arzu, tutku, hırs, seks ve sanat.

Var mısınız tanrıların oyununu yeniden kurgulamaya?

Var mısınız kaosu yeniden yaratmaya?

Önce sesiniz kısılacak, sonra çığlık çığlığa uyanacaksınız...

Necla Akdeniz, özgün kurgusu ve diliyle, insan yaşamına kendi “kaotik” gökyüzünden baktırıyor bu kez. Karmaşası bol, merak dolu ama umutlu ve şüphesiz heyecanlı...

"Gök Kuşaksız" romanıyla edebiyat dünyasına adım atan Necla Akdeniz bu ikinci romanında, mitolojik metinler yazmak üzere bir araya toplanmış bir grup insan üzerinden gökyüzünün altında ne kadar kaotik bir dünyanın döndüğünü anlatıyor bize...

 

  Kelimelerin Kıyısında  

kelimelerin kiyisinda
> Der. Şehnaz Tahir Gürçağlar
> Çev. Ece Durmuş
> İthaki Yayınları, 382 s.
> Satın almak için


Kelimelerin Kıyısında: Türkiye'de Kadın Çevirmenler

Kelimelerin Kıyısında: Türkiye'de Kadın Çevirmenler, konusu açısından Türkçede bir ilk girişimi temsil ediyor. Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim Bölümü'nün doktora programında Şehnaz Tahir Gürçağlar'ın rehberliğinde başlayan bu çalışma, zaman içinde genç ve deneyimli başka akademisyenleri de içine alarak genişledi ve en sonunda, Cumhuriyet tarihinin özellikle birinci ve ikinci kuşağının önde gelen kimi yazılı ve sözlü çevirmenlerini kapsayan betimleyici bir tarih çalışması ortaya çıktı. Portreleri sunulan şahsiyetlerin çeviriyle kurdukları ilişkileri somut bir tarihsel-kültürel bağlam içinde, sosyolojinin ve çeviribilimin gözünden inceleyen makalelerden oluşan bu derleme, dünyanın edebi ve kültürel birikimini bu topraklara taşımış kadın çevirmenlerin görünürlüğünü vurgulamayı, haklarını teslim etmeyi amaçlıyor. Bu alanda başka çalışmalara da esin vermesini umduğumuz Türkiye'de Kadın Çevirmenler'in, akademisyenler, öğrenciler ve çevirmenlerin olduğu kadar, çeviriyle ve edebiyatla yakından ilgilenen pek çok okurun da dikkatini çekebileceğini düşünüyoruz.

Kitapta ele alınan kadın çevirmenler:

Halide Edip Adıvar, Sabiha Sertel, Seniha Bedri Göknil, Azra Erhat, Melahât Togar, Adalet Cimcoz, Mîna Urgan, Güzin Dino, Nihal Yeğinobalı, Gönül Suveren ve Gülten Suveren, Tomris Uyar, Pınar Kür, Belgin Dölay, Fatma Artunkal, Zeynep Bekdik.

 

  Philothei Parerga  

philothei parerga
> Nikolaos Mavrokordatos
> Çev. Ekin Dedeoğlu
> İstos Yayıncılık, 222 s.
> Satın almak için
 

Philothei Parerga: Bir Allahseverin Meşgaleleri

1715 yılında Sultan 3. Ahmet tarafından Eflak hospodarı olarak atanan ve Avusturyalılara esir düştüğü kısa bir dönemde kesintiye uğramakla birlikte 1730'daki vefatına kadar vazifesini sürdüren Nikolaos Mavrokordatos [İslerletzade Nikola], çokdilli toplumu ve gelişen uluslararası ilişkileriyle 17-18. yüzyılların Osmanlı İmparatorluğu'nda dil ve diplomasi yetenekleriyle önemli konumlara gelen “Fenerli Rumlar” entelektüel çevresinin bir üyesidir.

Nikolaos Mavrokordatos'un, ilk elyazması 1719'a tarihlenen, “Philothei Parerga / Bir Allahseverin Meşgaleleri” eseri kurgusundaki özgünlük, ele aldığı konuların yakıcı güncelliği, dilinin zarafeti ve ustalığıyla birlikte “Çağdaş Yunan Edebiyatının roman türündeki ilk denemesi” kabul edilir. Olayların 1715 civarında İstanbul'da cereyan ettiği, açıksözlülüğü ve cüretkâr görüşleriyle günümüz okuyucusunu şaşırtabilecek bu eser esnek yapısı içine bir mektup, politika, ahlak ve tarih üzerine tartışmalar, polisiye bir dava, kısa denemeler ve dönemin bazı önde gelenlerine yönelik eleştiriler alacak şekilde inşa edilmiştir. Bu eşsiz metin Fenerli Rumların Osmanlı politikası ve Batı ile Doğu arasındaki kültürel ilişkiler hakkındaki fikirlerine ışık tutmasının yanı sıra Sultan 3. Ahmet ya da İsveç Kralı 12. Şarl gibi dönemin hükümdarlarının canlı betimlemelerini yapar, bizi mahpushane ve zindanların derinliklerine indirir, Boğaz manzaraları içinde dolaştırır, geleneksel olarak aklıselimi temsil eden kayıkçı motifini kullanarak bir sandalın üzerinde Haliç'i gezdirir, Osmanlı'nın ilahiyat tartışmaları ve lalelere olan tutkularını teyit ve Payitaht'ta beraber yaşayan milletleri tasvir eder.

Lale Devri'nin, Aydınlanmacı hissiyat ve telakkisi içinde Doğu ve Batı'nın gündelik hayatı, felsefesi ve siyasetine ferasetle bakıp, modern filmlerin ucu açık finalleri gibi, okuyucunun sonunu tahmin etmek durumunda kalacağı, hayattan bir kesit olarak açılıp kapanır.

 

  Bizans İmparatorluğu Tarihi  

bizans imparatorlugu tarihi
> Charles William Chadwick Oman
> Çev. Ekin Duru
> Say Yayınları, 280 s.
> Satın almak için


Bizans'ın tarihi, Megaralı Yunanların MÖ 7. yüzyılda Bosforos, yani İstanbul Boğazı'nın güney girişinde Byzantion adını verdikleri bir kent kurmasıyla başlar. Yunan dünyasında ticari ve stratejik bir merkez haline gelen kent, Roma döneminde imparatorluğun Doğu kısmının idari merkezi olur. Daha sonra İmparator Konstantin başkenti Roma'dan buraya taşır ve kente Konstantinopolis adı verilir. Batı Roma'nın yıkılışından sonra Doğu Roma İmparatorluğu'nu bir süre daha Romalı hanedanlar yönetir. MS 9. yüzyılda yönetim bir Yunan hanedana geçer. İşte tarihçiler bu noktadan itibaren Bizans İmparatorluğu'ndan söz etmeye başlarlar. Bizans, yüzyıllarca hem hırslı generallerin isyanlarıyla içeriden hem de Gotlar, Persler, Avarlar, Slavlar, Franklar ve Araplar gibi kavimlerin yoğun saldırılarıyla dışarıdan yıpratılır ve en sonunda 1453 yılında Konstantinopolis'in Türklerin eline geçmesiyle tarihten silinir.

Oxford Üniversitesi tarih profesörü Charles Oman'ın sayısız kaynak tarayarak büyük titizlikle hazırladığı Bizans İmparatorluğu Tarihi en iyi Bizans Tarihi kitaplarından biridir. Sürükleyici bir romandan farksız. Elinizden bırakamayacaksınız.

 

Çok Okunanlar

Facebook'ta Mesele