Bu haftanın seçkisi (29 Mart) - Mesele 121

Haftanın kitapları

Bu hafta raflarda yerini alan kitaplar arasından Meselesi Olan 5 kitabı seçtik. İyi okumalar...

  Polemikler  

polemikler
> Orhan Koçak
> Metis Yayınları, 168 s. 
> Satın almak için

“İncitmemek önemlidir, asgari bir zarafet gerektirir. Ama incinmemek çok daha önemlidir, zarafetin ötesinde çok daha işlevsel: Biz incinmiş olanlar, bizim incittiklerimiz, ancak incinmenin ötesinde de süregiden bir söyleşi alanında, evet bir polemik zemininde denkleşiriz, ancak o tümsekli ama yine de yatay zeminde kendi önerimizin hakkını arayabiliriz. Çoğu zaman da, bizim önerideki bir gıdım doğruluğun karşı tarafın düşüncesinde içerilip bir düzey yükseltilmiş olmasıyla avunuruz. Avunmak mı dedim? Başka gurur yoktur.”





 

  Gramsci’nin İki Hapishanesi:
  Faşist Hapishane ve Komünist Labirent  

gramscinin iki hapishanesi
> Franco Lo Piparo
> Çev. Gökçe Tuğba

> İletişim Yayınları, 136 s.
> Satın almak için

20. yüzyılın en dikkat çekici düşünürlerinden biri olan Antonio Gramsci 1926'da faşist rejim tarafından hapse atıldı, hayatının geri kalan kısmını hapishane ve hastanede geçirdi. On yıl süren mahpusluk yaşamında otuzdan fazla deftere siyasi ve felsefi değerlendirmelerini, çeviri denemelerini yazdı: Hapishane Defterleri geçen yüzyılın en önemli siyaset felsefesi eserleri arasında yer alıyor. Gramsci, hapse girmeden önce Stalin'in uygulamalarına ve halefi Togliatti'nin tavrına karşı eleştirilerini dile getirmişti. Gramsci'nin ölümünden on yıl sonra Defterler'in bir kısmını yayımlandı. Defterler'in tamamıysa 1975'te yayımlanabildi. O zamandan beri defterlerin gerçek sayısı hakkında tartışma devam ediyor. Komünist Parti'nin resmî tarihine göre otuz iki defter var. Buna karşılık bir defterin Togliatti tarafından saklandığı veya imha edildiği iddia ediliyor.

Franco Lo Piparo, bir polisiye roman kurgusu içinde otuz üçüncü defterin izini sürerken, Gramsci'nin mektuplarında hem faşist yönetimin hem Stalinci sansürün denetiminden kaçmak için kullandığı mecazi ifadelerin arkasındaki gerçeği aydınlatmaya çalışıyor. Bu büyük sosyalist düşünür ve siyasetçinin hem faşizmin hem Komintern'in Stalinci pratiklerinin tutsağı olarak verdiği fikrî mücadeleye ışık tutuyor. “Sana yazmak zorunda hissettim çünkü daha fazla gecikmeden bir karar vermem gereken, hayatımda bir dönüm noktasına geldiğimi hissediyorum. Bu kararı aldım. (...) Bazen tüm hayatımın büyük (benim için büyük) bir hatadan, bir yanılgıdan ibaret olduğunu düşündüm.” Gramsci, 27.2.1933, Tania'ya mektup.

 

  Giresun Yol Hikâyeleri  

giresun yol hikayeleri
> Ziya Gül
> Ayrıntı Yayınları, 320 s.
> Satın almak için

Kitapta ağırlıkla Giresun ve çevresinde 1975-80 yılları arasında yaşanan siyasal ortama ait kesitlerle insan hikâyeleri yer alıyor. O dönemde mücadele içerisinde veya sonraları aramızdan ayrılmış arkadaşlara özenle yer verdik. Bu konuda oldukça hassas davrandığımı, onlara ait anılara biraz uzun yer verdiğimi söylemeliyim. Unutulmasınlar diye düşündüğümü itiraf etmeliyim. Bölgenin ve ülkenin önemli tarım ürünlerinin başında gelen fındıktaki sömürüye karşı bölgede düzenlenen karşı politikalara ve mitinglere de yer verdik. Kitap, bir anı hikâye düzeninde düşünülmüş olmasına karşın yer yer bazı hikâyelerde kurguların bulunduğunu söylemem gerekiyor. Dikmen-Kozköy (şimdiki adıyla Soğukpınar beldesi) Katliamı'nda böyle bir yan bulunuyor.

Kitapta yer alan anlatım, cezaevlerinden başlayarak gören duyanların çeşitli zamanlarda serbest anlatımlarına veya bu yazıları derlemeye çıktığımda aile ve yakınlarının bire bir anlatımlarına dayansa da anlatımda bir belgesel yaklaşım yer almıyor. Anlatım içerisinde olaylarda rolü bulunan birçok insanın ismini anmak kitabın kurgusu açısından mümkün olmamıştır. Anılan siyasal süreçte, yüzlerce genç, üretici, mahalleli, farklı mesleklerden insanların yer aldığını, emek verdiğini, özveri ile bu imeceye katıldığını biliyorum. Yoksa bu yaratıcı ve üretken hareket, öyle dar bir insan grubunun niyeti ve çabasıyla ortaya konulamazdı. Ben şimdiden isimlerini anamadığım dönemin Dev-Genç'li, devrimci öğretmen, devrimci memur, devrimci kadınlarından özür diliyorum. Adını anımsamadığım Devrimci Yolcu arkadaşlarımın bağışlamasını diliyorum. - Ziya Gül

 

  Açların Şöleni  

aclarin soleni
> Didier Daeninckx
> Çev. Emrullah Ataseven

> Dipnot Yayınları, 230 s. 
> Satın almak için

“Her şeyi kabul ediyorum, hayatım boyunca üstlendiğim bütün rolleri. La Belle Poule'un kapkara güvertesinde çaylak miço, Sivastopol kuşatması sırasında sahneye konan oyunda aktör, Cezayir'de kepaze olmuş bir asker, bir komedyen ve hatta neden olmasın bir soytarı, imparatorluğun mezar kazıcısı, Komün'ün albayı, barikatlarda ölüme terkedilen kişi, hiç desteği olmayan bir sakat, idam mahkûmu, Kaledonya sürgünü, kostümsüz tiyatronun yaratıcısı, ucuz lokanta işletmecisi, yayınlarına son verilen bir yığın gazetenin kurucusu, hatip, aslan terbiyecisi, milletvekili adayı, başarısızlığa mahkûm bir komisyoncu, sadık bir eş ve candan bir baba, hepsi.”
Didier Daeninckx, Maxime Lisbonne'u (1839-1905) böyle konuşturur. Yazarın çok renkli, Komün barikatlarının kahramanı, tiyatro insanı, devrimci ülkülerle yoğrulmuş, kürek mahkûmu, sömürgeci vahşetin karşısında boyun eğmez bir duruş sergiliyen bu kişilikten büyülendiği anlaşılıyor. Maxime Lisbonne'un yaşamı kahramanca bir öfke ve görkemli başarısızlıklar dizisine sahne oldu. Okurun yüreğine değen, tam bir macera romanı.

 

  Sağlığın Sosyal Hali  

sagligin sosyal hali
> Osman Elbek
> Notabene Yayınları, 168 s.
> Satın almak için

Sağlığın sosyal hali, insanların birbirleriyle kurduğu etkileşimi dert eder. Üretim biçimi, gelir, sınıflar, kimliklerle sağlık arasındaki ilişkiyi ortaya koymayı amaçlar. Topluluğun üyeleri arasındaki rekabet, dayanışma, normlara uyum çatışma ve egemen değerlerin kabulü-reddi konularını mercek altına alır.

Sağlığın Sosyal Hali başlıklı bu kitap, biyomedikal sağlığın iflah olmayacak düzeyde derin bir kriz yaşadığı bugünlerde, sağlık ile sosyal bilim alanlarını “sosyal sağlık” üst başlığı altında buluşturma konusunda mütevazı bir adım atmayı hedeflemektedir. Kavramsal tartışmalardan ziyade, gündelik hayatın olgu ve yaşanmışlıklarını temel alan bu kitap, her değerin fiyata kurban edildiği bir uygarlıkta, insanı ve sağlığı, toplumsallık ilişkisi içerisinde aramaya çalışmaktadır.





Çok Okunanlar

Facebook'ta Mesele