Bu haftanın seçkisi (26 Nisan) - Mesele 121

Haftanın kitapları

Bu hafta raflarda yerini alan kitaplar arasından Meselesi Olan 5 kitabı seçtik. İyi okumalar...

  İş Cinayetleri Almanağı 2018   

is cinayetleri almanagi
> 1 Umut Vakfı Yayınları, 484 s. 
> Satın almak için


İş Cinayetleri Almanağı ile yedi yıldan beri iş cinayetlerinin belleğini tutmaya, hayatını kaybeden işçilerin unutulmamasını sağlamaya çalışıyoruz.

Basına yansıyan haberlerden derleyebildiğimiz kadarıyla 2018'de en az 1872 işçi, iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. En az 66'sı çocuktu. Bu yıl almanağımızı çocuk yaşta çalışmaya mecbur bırakılan, çalışırken hayatlarını kaybeden çocuk işçilere ithaf ediyoruz.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı çocuk işçiliğiyle mücadele etmek ve çocuk işçiliğini durdurmak için “Çocuk İşçiliği ile Mücadele Ulusal Programı” hazırladı. 2018 “Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Yılı” için görev ve sorumluluk verilen on beş kurum, vadettikleri işleri yapmadığı için 66 çocuk işçi daha iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

Gereken tedbirler alınmadığı sürece, emeğiyle hayatını kazanan herkesin başına aynı felaketin gelebileceğini biliyoruz.

İş cinayetlerinde hayatını kaybedenlerin gazetelerde geçen birer rakam olmadığı, hepsinin birer hayatı, özlemleri, umutları, sevdikleri olduğu ve yaşamdan zamansız koparıldıkları hep hatırlanmalı, hiç unutulmamalı.

İş cinayetlerini durdurmak için mücadele edenleri ve çabalarını görünür kılmak için çalışmaya devam ediyoruz...

 

  Sokrates’ten Adorno’ya Felsefe  

sokratesten adornoya felsefe
> Raymond Geuss
> Çev. İbrahim Yıldız

> Dipnot Yayınları, 302 s.
> Satın almak için


İnsanların sordukları sorular tarihsel ve toplumsal koşullara bağlı olarak değişiyor. Hangi soruların yönetimle, bilimle ya da dinle ilgili sorular değil de ‘felsefeyle ilgili' sorular sayılacağı da zaman içerisinde değişiyor. Filozofların geçmişte sordukları soruların büyük bölümüne inandırıcı cevaplar verilmedi, dolayısıyla sorularımıza cevap ararken kendimizi bizden önceki bütün kuşaklara kıyasla daha talihli saymamız için bir neden yok. Gelgelelim sorular orta yerde duruyor; bir yere gittikleri yok. Filozofların görenekten kopma çabaları da dünyamızı illa ki daha iyi bir yer yapmıyor. İnsanları farklı düşünmeye özendirme girişimi kapsamında filozoflar, miras olarak aldığımız ama çoğunlukla da bize nefes aldırmayan düşünce sistemleri içerisinde yaşamaya mahkûm olmadığımızı vurguluyor, özcesi bize konuyu değiştirebileceğimizi anımsatıyorlar.

Bu kitapta ele alınan on iki filozof doğal bir grup ya da görünmez bir collegium ya da bir yargı heyeti oluşturmuyor. Bize göklerin ötesinde bir yerden acımasız ya da iyicil bir tatmin duygusuyla ya da hiç de tasvip etmeyen gözlerle bakan kişiler de değil onlar. Tarihteki olumsallıklar dünyamızın tektonik tabakalarını yerinden oynatıp belli bir konuma getirdi, bu konumdan bakıp bu filozofların yazdıklarını okumamız, bu yazıların bir kısmını hâlâ geçerli ve aydınlatıcı bulmamız mümkün. Bu kitaplar, içerisinde bulunduğumuz şu tarihsel momentte, incelenmeyi/tartışılmayı/üzerinde durulmayı fazlasıyla hak eden eserler.

Batı tarihinin en yenilikçi ve en önemli kimi filozoflarını olağanüstü bir yetkinlik ve özgünlükle anlatan, günümüzde felsefi etkinliğin nasıl sürdürülmesi gerektiğine dair göz açıcı öneriler sunan bir başvuru kitabı.

 

  Yedi Ucuz Şey Üzerinden Dünya Tarihi    

yedi ucuz sey uzerinden dunya tarihi
> Raj Patel – Jason W. Moore
> Çev. Serkan Gündüz
> Kolektif Kitap, 288 s.
> Satın almak için


Yarım binyıllık sömürgeci kapitalizmin anatomisi sayılabilecek bu çalışma,apaçık ortada durduğundan olsa gerek, çoğunlukla önemsemediğimiz doğa, para, emek, bakım, gıda, enerji ve yaşamın ucuzlatılmasıyla kapitalizmin insanlarla yaşam ağı arasındaki ilişkileri nasıl kontrol ettiğinin izini sürüyor.

İlk kapitalist ürün şekerin üretiminden kapitalist sınırların genişlemesine uzanan süreçte doğa-toplum, kadın-erkek ikiliğinin, sömürgeciliğin, ırkçılığın, yerli mücadelelerinin, savaşların, krizlerin, isyanların bu yedi ucuz şeyle ve birbirleriyle nasıl ilişkilendiğini irdeleyen, günümüzün krizlerini ele alan özgün bir neoliberal ekonomi eleştirisi olan Yedi Ucuz Şey Üzerinden Dünya Tarihi bugün bulunduğumuz yere nasıl geldiğimizin ve daha adil, sürdürülebilir bir medeniyet için nasıl ilerlememiz gerektiğinin ufuk açıcı bir anlatısı.

“Ucuzluk derken ne anlatmak istediğimize gelelim: Kapitalizmin krizlerini geçici olarak çözerek kapitalizmle yaşam ağı arasındaki ilişkileri yöneten bir dizi stratejidir. Ucuz, düşük maliyetle aynı şey olmasa da maliyetlerin düşmesinde etkilidir. Ucuz, çalışmanın herhangi bir biçimini insan ve hayvan, botanik ve jeolojik mümkün en asgari bedelle seferber eden bir strateji, bir uygulama, bir şiddettir. Kapitalizmin bu adlandırılmamış yaşam kurma ilişkilerini üretim ve tüketim döngülerine dönüştürdüğü ve bu ilişkilerin olabildiğince düşük fiyatlarla hayata geçtiği süreç hakkında konuşmak için ucuzu kullanıyoruz.”

  

  Bir Anarşist Olarak William Blake  

bir anarsist olarak william blake
> Peter Marshall
> Çev. Ege Acar
> SUB Basın Yayım, 56 s. 
> Satın almak için



William Blake her türlü insan için neredeyse her türlü anlamı ifade etmiştir. Yaşarken yok sayıldı, ölümünden sonra ise birbirine hiç benzemeyen birçok hareketin kendi yararına kullanmak istediği bir isim oldu. Deli, ayrıksı, mistik, peygamber, proto-Marksist ve hümanist Blake'lerimiz oldu. Kibar sınıfın asil vahşisi, Çiçek Çocuklar kuşağının saykodelik gurusu oldu. Kimileri onu felsefi açıdan bir idealist, kimileriyse bir tarihsel materyalist olarak görür. Eleştirmenlere gelince, genel olarak iki karşıt kampa ayrılmışlardır: onun dini ve politik bilgi ve sezgilerine hayranlık duyarak en başta onun ölümsüz felsefesine ilgi duyanlar ile toplumsal temelli oluşuna ve siyasal taahhüdüne vurgu yapanlar. Başarısının kesin niteliği üzerine ise hâlen pek az uzlaşı mevcuttur.

Bununla birlikte Blake'in toplumsal ve ruhani yönleri birbirini dışlayan şeyler değildir. Küçük bir çocukken ağaçlarda melekler görmüş, ‘Göklerden Gelen Haberciler'in seslerini dinlemiş olsa da, ayakları sağlamca yere basardı. Gel gör ki, yerin cansız bir özden değil, ruhtan teşekkül olduğunu düşünürdü. Gerçekten de, Blake'in cazibesi toplumsal olan ile ruhani olanı ve bugün olsa ekolojik diye adlandıracağımız şeyi birleştirmesinde yatar tam olarak. Geçmişe, Ortaçağ'ın aykırı gnostik düşüncelerine bakıp modern anarşizmi ve sosyal ekolojiyi öngören devrimci bir anarşistti o. William Godwin'le birlikte, İngiliz anarşizminin en büyük öncülerinden biri.

 

  Manzaralar   

manzaralar
> John Berger
> Çev. Oğuz Tecimen
> Metis Yayınları, 264 s.
> Satın almak için

“Bazen bir manzara orada yaşayanların hayatları için bir dekordan ziyade ardında mücadelelerinin, başarılarının ve kazalarının vuku bulduğu bir perde gibidir. Orada yaşayanlarla birlikte perdenin ardında olanlar için köşe taşları artık yalnızca coğrafi değildir, aynı zamanda biyografik ve kişiseldir.”

Berger'ın tüm yapıtı yeniden hayal etmeye, farklı biçimlerde görmeye bir davet niteliğinde. Yazı yazmak Berger için her zaman “devrimci” bir eylem olmuştur. Berger'ın düşüncesini şekillendiren bireylerden –demek yoldaşlardan– söz eden yazıları bir araya getiriyor Portreler'in kardeşi Manzaralar: Antal, Raphael, Brecht, Barthes, Benjamin. Yanı sıra haritalar, patikalar, mekânlar, köyler, kasabalar, kentler, tarihsel zamanlar. Özetle bir “hikâye anlatıcısı”nı oluşturan, var eden şeyler.

 

 

Çok Okunanlar

Facebook'ta Mesele