Bu haftanın seçkisi (1 Mart) - Mesele 121

Haftanın kitapları

Bu hafta raflarda yerini alan kitaplar arasından Meselesi Olan 5 kitabı seçtik. İyi okumalar...

  Yaşar Kemal: İnsanı, Toplumu, Dünyayı Kucaklamak  

yasar kemal
> Der. S. Seza Yılancıoğlu
> Literatür Yayıncılık, 186 s. 
> Satın almak için

“Bir, benim kitaplarımı okuyan katil olmasın, savaş düşmanı olsun. İki, insanın insanı sömürmesine karşı çıksın. Kimse kimseyi aşağılayamasın. Kimse kimseyi asimile edemesin. İnsanları asimile etmeye can atan devletlere, hükümetlere olanak verilmesin.
Benim kitaplarımı okuyanlar bilsinler ki, bir kültürü yok edenlerin kendi kültürleri, insanlıkları ellerinden uçmuş gitmiştir.
Benim kitaplarımı okuyanlar yoksullarla birlik olsunlar, yoksulluk bütün insanlığın utancıdır.
Benim kitaplarımı okuyanlar cümle kötülüklerden arınsınlar.”
Büyük usta “Yaşar Kemal: İnsanı, Toplumu, Dünyayı Kucaklamak” adlı sempozyumla 2016 yılında Galatasaray Üniversitesi'nde anıldı. Sempozyumda büyük ustanın, topluma, insanlara ve dünyaya bakışı farklı açılardan dile getirilirken; romancılığı, gazeteciliği, röportaj yazarlığı, doğaya ve çevreye karşı olan duyarlılığı, kadının toplumdaki yerine ilişkin görüşleri tartışıldı. Sempozyum bildirilerinden oluşan bu derlemenin amacı, Yaşar Kemal'in eserlerine ışık tutmak ve büyük ustanın zengin yazın dünyasını genç ve gelecek kuşaklara tanıtmak, aktarmaktır.

 

  Sevgili Erdal  

sevgili erdal
> Yunus Yay. Haz. Selim Bektaş
> Can Yayınları, 416 s.
> Satın almak için

Sevgili Erdal: Erdal Öz'e Mektuplar yazar, yayıncı ve örnek bir aydın olarak Erdal Öz'ün belki de en samimi portresini sunuyor. Başlarda heyecanlı bir üniversite öğrencisi, sonraları kuşağına yön veren bir yayıncı, iyi bir arkadaş ve düşünceli bir yazar olarak bu kültür insanını tüm yönleriyle gözler önüne seriyor.

Yaklaşık 40 yılı kapsayan bu mektuplarda, Erdal Öz ve dönemin yazarları, sadece edebiyat ve yayıncılık alanındaki düşüncelerini aktarmakla kalmıyor, günlük yaşamlarını, mücadele ve dertlerini de içten bir dille paylaşıyorlar. Sevgili Erdal bu yanıyla, 50 kuşağını yakından tanımak isteyen okurlar, yazarlar ve yayıncılar için hazine değerinde bir belge niteliği taşıyor.

Sevgili Erdal: Erdal Öz'e Mektuplar'ın ilk cildinde Bilge Karasu, Salâh Birsel, Onat Kutlar, Gülten Akın, Aziz Nesin,Yaşar Nabi Nayır, Yaşar Kemal, Metin Demirtaş, İlhan Berk, Konur Ertop, Behçet Necatigil, Talip Apaydın, Ali Püsküllüoğlu, Edip Cansever, Cahit Külebi, Ülkü Tamer, Cevdet Kudret ve Yusuf Atılgan gibi edebiyatımızın devlerinin mektupları yer alıyor.

 

 

  Aramızdaki Ağaç  

aramizdaki agac
> Sema Kaygusuz
> Metis Yayınları, 120 s.
> Satın almak için

Sema Kaygusuz'un düz yazılarını bir araya getirdiği Aramızdaki Ağaç 21 yazıdan oluşuyor.
"Şimdi diyorum ki dost, aramıza koyacağımız udu henüz hak etmedik biz. Meragi'nin bestelediği Şirazi güftelerinden bihaber kan koklayan vahşi hayvanlar gibi kör olası cahilliğimizle ömürsüz güzelliği arıyoruz yüreğimizde. Ne kültürsüzlükle ne de savaşla açıklanabilecek bir nasipsizlik bizimkisi. İnsanı anbean çürüten meraksızlık. Diyorum ki, gel yürekten bir meydan okumayla aramıza ud-i mükemmel'i koyalım. Parçalamak için ama. Telleri sökerek deneyelim önce, ud-i ekmel olalım. Baktık olmuyor, anlayamadık, bir tel daha söküp kâmil olalım. O da olmadı hamlığı göze alıp telsiz bir tekne yapalım seninle, yahu bundan saz olur mu diye birbirimize soralım. O da olmadı öd ağacının kaba kütüğüyle baş başa, bomboş, apaçık, yapyalnız olalım.
Dost. Mümkünse bir ağaç bulunsun aramızda. Kendi ödümüzdeki arzudan başlayalım."

 

  İstanbul Kazan Ben Kepçe  

istanbul kazan ben kepce
>Sermet Muhtar Alus
> Kırmızı Kedi Yayınevi, 296 s. 
> Satın almak için

İstanbul Kazan Ben Kepçe, sözlüklerdeki "İstanbullu", "İstanbul beyefendisi" maddelerinin karşılığı olarak kolaylıkla adı yazılabilecek Sermet Muhtar Alus'un 1938-1939 yılları arasında Akşam gazetesinde aynı ana başlık altında yazdığı yazılardan oluşuyor.Bu çok iyi planlanmış eserde, bundan bir asır önceki İstanbul'u; salt semtleri, eski eserleri, anıtlarıyla değil, bunlarla içli dışlı her şey, yaşayan bir kent ve payitaht, ricali, kibarı, uleması, esnafı, kalem efendisi, memuru, komiği, meyhanecisi, ayyaşı, kabadayısı, yosmaları... ile, mekânları ve tarihiyle bir film gibi izletiyor.
Yeşilköy'den Kartal'a, Sarayburnu'ndan Sarıyer'e, Suriçi'nden Beyoğlu'na kadar her semt, köy, hatta evler, konaklar, yalılar; kapı kapı, aile özellikleri ve ilişkileri de ihmal edilmeyerek aktaran ilginç bir şehir rehberi bu kitap.
Sermet Muhtar Alus, bugün artık hikâye ve romanlarda kalan bir şehrin ve o şehir hayatının sosyal ve gündelik yaşamının topoğrafyasını çıkarıyor. Hem tarihçi, hem tanık, hem de dedikoducu bir akraba tatlarını bir arada alacağınız yazılarında, bir noter kâtibi titizliğiyle dönemin İstanbul'unun kaydını tutuyor.
İstanbul'u, onu iyi bilen bir İstanbulludan dinlemenin keyfi, daima başka olmuştur...

 

  Eşyanın Tabiatı  

esyanin tabiati
> Mark Miodownik
> Çev. Selen Ak
> Domingo Yayınevi, 280 s.
> Satın almak için

“Kendimizi uygar saymak hoşumuza gidebilir ancak bize uygarlığı bahşeden, büyük ölçüde malzeme zenginliğimizdir... Biz onları yarattık, onlar da karşılığında bizi bugünkü halimize getirdiler.”

Malzemeler dünyasında yaşıyoruz. Etrafımız gündelik tasarım ve mühendislik mucizeleriyle çevrili. Çeliği düşünün: Ağzımıza sokuyor, istenmeyen tüylere karşı kullanıyor, içine biniyoruz. En sadık dostumuz ama nasıl işlediğini bilmiyoruz. Cam neden saydam? Lastiğe esnekliğini veren ne? Ataş neden bükülüyor? Bir malzeme neden göründüğü gibi görünüyor, neden davrandığı gibi davranıyor?

Mark Miodownik bizi malzemelerin iç dünyasına götürüyor. Mucidini idamdan kurtaran porselenden ayakkabılarımızdaki köpüğe, elinizdeki kâğıttan uygarlığımızın günah keçisi betona kadar, yaşamlarımızı şekillendiren bu mucizelerin nasıl doğduğunu, keşiflerinin ardında yatan akılalmaz öyküleri ve tüm bu yolculuğun insan ırkının becerisine, yaratıcılığına dair ne anlattığını ortaya koyuyor.

Eşyanın Tabiatı'nı benzersiz kılan, 20 dilde yayımlanmış bir popüler bilim klasiğine dönüştüren şey Miodownik'in saplantı derecesindeki tutkusu ve bu tutkuyu kelimelerle bize bulaştırma becerisi. Sadece etrafımızdaki nesnelere değil, dünyaya bakışımızı da değiştiriyor.