Avni Lifij’in bine yakın eseri ilk kez bir arada - Mesele 121

Sergiler

Ressam ve sanat eleştirmeni Hüseyin Avni Lifij’in çok yönlü üretimini yansıtan bine yakın eseri, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde 15 Ekim’de açılan “Avni Lifij - Çağının Yenisi” sergisinde bir araya geldi. Ömer Faruk Şerifoğlutarafından hazırlanan ve sanatçının gazete ve dergilerde yayınlanmış yazı ve çevirilerini bir araya getiren Sanat Yazıları kitabı ise Kırmızı Kedi Yayınları tarafından yayınlandı.

Avni Lifij’in sanatçı kimliğini Türkiye’de ilk kez tüm yönleriyle, bütünlüklü olarak değerlendiren bir içerikle sunacak sergi, sanatçının mensubu olduğu 1914 Kuşağı ve Türkiye sanat tarihindeki öncül konumunu aydınlatmayı amaçlıyor. 12 Ocak 2020 tarihine kadar ziyaretçileri ağırlayacak olan “Avni Lifij - Çağının Yenisi” sergisi, sanatçının otoportre, poşad, manzara, figür gibi farklı türleri içeren geniş bir yelpazeye yayılmış üretiminin yanı sıra kültür politikaları, sanat eleştirisi, fotoğraf gibi alanlardaki çalışmalarını da müze ortamına taşıyor.

Sergiyle ilgili bilgi veren SSM Müze Müdürü Dr. Nazan Ölçer, “Avni Lifij’i; büyük bir ressam olmanın yanı sıra çağının çok önünde koşan, günlük sanat olaylarına, sosyal yaşama ve eğitim sistemine cesur eleştiriler içeren yazı ve yorumları ile gerçek bir aydın, iyi bir sanat eleştirmeni, fotoğrafçı ve düşünür olarak da tanıtacak olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Sergimiz için bizlere güvenerek, değerli emanetlerini cömertçe paylaşan Ayten-Şazi Sirel’e, Belkıs-Erdal Aksoy başta olmak üzere Banu Aksoy Tarakçıoğlu’na, Nilüfer Sirel ve Osman Sirel’e teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi.

Bazı eserler ilk kez gün yüzüne çıktı

Avni Lifij’i kültür insanı kimliğiyle odağına alan “Avni Lifij - Çağının Yenisi” 1000’e yakın yağlıboya resim, etüt, desen, eskiz, poşad, fotoğraf, arşiv malzemesi ve kişisel eşyayla sanatçının hayatına ve sanatına ayrıntılı bir bakış sunuyor. Konsepti ve yönetimi SSM Müdürü Dr. Nazan Ölçer’e ait olan sergi, sanatçının kimliğini Türkiye’de ilk kez tüm yönleriyle, bütünlüklü olarak değerlendirerek, mensubu olduğu 1914 Kuşağı ve Türkiye sanat tarihindeki öncül konumunu aydınlatmayı amaçlıyor.

Sanatçının eşi Harika Lifij ve sonrasında yeğenleri başta Şazi Sirel ve Belkıs Aksoy olmak üzere günümüze kadar titizlikle korunarak ulaştırılan benzersiz resim ve çizim koleksiyonu ile arşiv malzemeleri; ilk kez sanatçının başyapıtlarıyla beraber sergileniyor. Avni Lifij’in yoğun üretimini yansıtan seçkide Sakıp Sabancı Müzesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim ve Heykel Müzesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Ankara Resim ve Heykel Müzesi, Milli Kütüphane koleksiyonları ve özel koleksiyonlarda bulunan, Türk resim tarihinin başyapıtları arasında yer alan Avni Lifij eserleri bir araya getiriliyor.

Pipolu Adam: Sanatkârın Kendi Portresi, Mareşal Fevzi Çakmak’ın Portresi, Alegori, Sanatkârın Kendi Portresi gibi uzun zamandır sergilenmemiş ve özel koleksiyonlardan daha önce hiç sunulmamış Avni Lifij eserleri izleyiciyle buluşuyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu sürecinde yaşayan Avni Lifij’in özgün bir kimlik arayışını araştıran sergide sunulacak poşadları, onun İstanbul ve Anadolu tasvirlerinde yakaladığı özgün dilin gelişimini izlemeyi mümkün kılıyor. Sanatçının yeterince bilinmeyen fotoğraf alanındaki çalışmalarına ışık tutmak üzere, Sirel ailesinin arşivinde yer alan tüm cam negatifler ve fotoğraflar bir araya getirilecek ve bazılarına temel oluşturdukları poşadlarla beraber sunuluyor.

Avni Lifij’in sanat hayatında belirleyici bir noktada olan ve hayatının farklı dönemlerini yansıtarak, kendini konumlandırdığı noktaya dair göstergeler içeren otoportreleri birlikte sergileniyor. Sanatçının ustalığının kanıtı olan desenleri, onun figüre verdiği öneme işaret ederken, mimari ayrıntıları betimlediği eskizleri ise yazılarında da ağırlık verdiği şehircilik, sanat tarihi gibi alanlara ilgisini yansıtıyor.

Yazıları kitap oldu

Aynı zamanda Avni Lifij’in Aile Koleksiyonları ve özel koleksiyonlarda bulunan tüm yazılarının bir araya getirildiği sergi, izleyicilere yazar Lifij’i keşfetme imkânı da sunuyor. Sanatçının sanat eleştirisi, şehircilik, kültür politikaları ve sanat kuramını içeren temalarda Osmanlıca ve Fransızca kaleme aldığı yazılar ve felsefe çevirileri müze ortamına taşınıyor.

Ömer Faruk Şerifoğlu’nun detaylı araştırmaları ve titiz çalışmalarıyla bir araya gelen, sanatçının kendi eserleri ve başka birtakım belgelerle zenginleştirilen Sanat Yazıları kitabı ise Kırmızı Kedi Yayınları tarafından hazırlandı. Türk resim sanatının “erken modern” adları arasında yer alan Avni Lifij, ömrünün sonuna doğru yazarlığı/eleştirmenliği asıl meşgalesi haline getirmiş, çeşitli dergi ve gazetelerde sanat üzerine yazılar yayımlamıştı. Sanat yazıları kitabı Lifij’in birbirinden önemli yazılarını bir araya getiriyor. İlk defa günümüz okurunun karşısına çıkan yazılar; doğal yetenek ile tekniği ustaca buluşturan Avni Lifij’in sanat bahsinde ilgilenmediği konu, değinmediği alan bırakmadığını, yazarlıktaki derinliğini ve eleştirmenlikteki ustalığını gösteriyor.

Hüsyin Avni Lifij

1886’da Samsun’un Ladik ilçesinde doğdu. Ailesi 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Kafkasya'nın Kuban bölgesinden göç ederek Samsun'a yerleşti. Daha sonra da yolları İstanbul’a düştü. 1893 yılında İstanbul Fatih Aşıkpaşa Mahalle Mektebini bitiren Hüseyin Avni, 1896 yılında başladığı orta öğrenimini Şehzadebaşı'ndaki "Numune-i Terakki Mektebi"nde 1898 yılında tamamlayarak, dönemin geçerli dili olan Fransızcayı idadi mezunu bir kişiden ders alarak öğrenmeye çalıştı. 1901 yılında henüz 15 yaşında iken, Osmanlı Nafia Nezareti’nin Demiryolları Müdürlüğü’nde işe girdi. Resme olan ilgisi onu bu alanda eğitim almaya sevketti. Anatomi öğrenmek için Mülkiye Tıbbiyesi’ne, boya tekniğini öğrenmek için ise Eczacı Mektebi’nin fizik kimya derslerine dinleyici öğrenci olarak katıldı.

1906 yılında Fransızca öğretmeni İskender Ferit ve yeni tanıştığı Henri Prost, resimlerini Müze Müdürü Osman Hamdi Beye götürmesini söyledi. “Pipolu Otoportre” adlı resmini beğenen Osman Hamdi Bey, yaptığı resimleri bundan sonra da kendisine göstermesini istedi. 1908’de Osman Hamdi Bey’in Paris’e göndermek istediği öğrenci adayları listesinde o da vardı.

1909 yılında, 23 yaşında iken Paris’e giderek Fernand Cormon Atölyesi’nde resim çalışmalarına başladı. Ressam Guillonnet ve Andre Lecomte Du Noüy ile dostluk kurarak serbest zamanlarında atölyelerine devam etti. 1912’de İstanbul’a geri çağırılınca, İstanbul Sultanisi’nde resim öğretmeni olarak çalışmaya başladı. 1915'te Kandili İnas Sultanisi (Kandilli Kız Lisesi)'nde Fransızca öğretmenliği yaptı. Pek çok sergiye resimleri ile katıldı. Bu resimlerin bir kısmı müzelerde, bir kısmı da özel koleksiyonlardadır.

1924’te Sanayi-i Nefise Mekteb-i Âli’si Tezyinî Sanatlar öğretmenliğine atandı ve ölümüne kadar da aynı görevde kaldı. Ancak bölümün ilk mezunlarını göremeden; 2 Haziran 1927’de Laleli’de Harikzedegan Apartmanı’ndaki odasında henüz 41 yaşında iken öldü.

Avni Lifij, akademik-izlenimci olarak yorumlanan 1914 kuşağı içinde izlenimci ve sembolist bir üsluba sahipti. Kendi çekmiş olduğu fotoğraflardan yararlanarak yaptığı İstanbul manzaralarında, sadece görünümü resmetmekle yetinmemiş, hayalgücü ve o manzara karşısında hissettikleri de eserlerine yansıtmıştır.

Çok Okunanlar

Facebook'ta Mesele